birey


MUHARREM, SES KABLOSU VE FISTIKLI BAKLAVA! 

Bütün hafta haklı olarak, gazetelerde, haberlerde, sosyal medyada kıyamet koptu.

Gazeteci Muharrem.

40 yılın gazetecisi, bu adamı yıllardan beri herkes tanır ve aynı zamanda televizyonlarda yorum yapar.

Yani bize ülke gidişatı ile ilgili siyasi durumları anlatır.

Vah vah.

Adam, Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin ile röportaj yapmaya gidiyor.

Bu haberi yani bu çekimi İHA ajansı yapacak.

Muharrem'e yayın öncesi anlatıyorlar, burada telefonlar iyi çekmiyor, sizin internetiniz ile seste sorun çıkabilir.

Bizim sistemi kullanmamız lazım. 

Kabul etmiyor, kendi telefonunu koyuyor.

Ve seste sorun çıkıyor.

Aslında, dış çekimlerde çoğu zamanda olur. Neyse

Fatma hanım ile röportaj başlıyor.

O arada seste sorun çıkıyor ve kameraman arkadaş yardımcı olmak için hemen koşarak geliyor.

Ve Muharrem'in dizinin dibine çöküyor, ses düzenini ayarlayacak.

Muharrem kabloyu çekip öyle şiddetle çocuğun boynuna savunuyor ki, inanılmaz.

O kibar görünen, yıllardır yumuşak yumuşak konuşan adamın içinden kendi canavarı çıkıyor.

Bu arada ben böyle yumuşak görünen insanlardan çok korkarım.

Gizli ve sinsi öfkeleri vardır.

Ve yayın süresince sette karşısında kim varsa, el kol hareketleri ile herkese çok sert söyleniyor.

Sanki el kol hareketinden nefret akıyor adamın. 

İnanılmaz.

Kibri öylesine çok ki.

Egosu öylesine yüksek ki. 

Ve belli ki çok sinirli, öfke kontrolü olmayan bir adam.

Bütün hafta haklı olarak, gazetelerde, haberlerde, sosyal medyada kıyamet koptu.

Adamı işinden hemen kovdular. 

İHA kameramanı Ahmet Demir'e de

ödül verdiler.

Efendi, terbiyeli genç adamı çok ama çok tebrik ediyorum.

Önemli olan bir başka konu da, Fatma hanım.

Tüm olanlar karşısında, parmağı oynamıyor, yüzünde gözünde ne şaşkınlık, ne de bir tepki var.

Vah vah Fatma hanım.

Siz kadınsınız ve annesiniz.

Hiçbir şey olmuyor gibi ve yokmuş gibi davranamazsınız.

Fatma hanım Gaziantep'in fıstıklarını, baklavasını anlatmaya devam ediyor.

Sizden hopp ne yapıyorsun be adam! diyerek ayağa kalmanızı, röportajı kesmenizi ve o adama demediğinizi bırakmamanızı çok isterdim..

Ne kadar günah değil mi ve siz bu günaha ortak oldunuz.

Adam kameramana şiddet uyguluyor, el kol hareketi ile herkese saldırıyor, orada siz hala baklava, fıstık diyorsunuz. 

Bu görüntüyü kim yaydı ve açıkladı ise çok teşekkür ederim ve benim için yılın mobingini ifşa kahramanıdır.  

Televizyonda arkada çalışan emekçi arkadaşlara kötü davranan o kadar çok insan var ki. 

O kadar çok hikaye var ki.

Sevgili arkadaşlarım, siz olmazsanız o işler asla olamaz.

Çok kıymetlisiniz.

Sakın altında kalmayın, işimden olurum diye korkmayın, böyle insanlara fırsat vermeyin.

Bunları kameraya çekin, bunları ifşa edin.

Konu sosyal medyada paylaşıldığı an, adalet hemen yerine geliyor ve kamu vicdanı karar veriyor.

Kendinizi sakın ezdirmeyin.

Egoları infilak etsin ki herkes bilsin. 

Herkesin her şeyi bildiği, gördüğü bir dönemde bu önemli bir konu neden bilinmesin ki?

Kendi leğenlerinde bir karış suyu olan insanlar var, bırakalım egolarında boğulurken çırpınıp dursunlar.

Kalbi, başkalarına eziyet etme kötülüğünde atan insanlar var.

Çok yazık.

Funda'nın aklındakiler!

... Oyuncu Burak Özçivit.

Şu aralar Kuruluş Osman dizisinin başrol oyuncusu.

Set çalışanlarına "zincirleme şeklinde hakaret ettiği" ettiği iddiası ile hakim karşısına çıkıyor.

4 yıldan 1 aya kadar hapis cezası talebi ile yargılanıyor.

Olay şöyle oluyor.

Burak beyin kılıç sahnesi var, set çalışanlarına kalkanı tutturmak istiyor.

Set çalışanları kabul etmiyor, Burak çadırdan çıkıyor, bütün set çalışanları ekibine küfür ediyor ve suları tekmeliyor.

Ve konu mahkemeye taşınıyor.

Burak hakime anlatıyor.

"Tehlikeli bir sahne çekiyorduk, bize doğru kılıçlar sallanıyordu, yardım istedim, 

Bana bir şey olduğu taktirde işi devam ettiremiyoruz, 3 gün üst üste attan düştüm, alınmayan önlemler yüzünden.

Başka sahnede de olmasın dediler, senin vazifen yolu kesmek değil, beni korumak dedim.

O bana sert çıktı, karşılığı seslerimiz yükseldi."

Valla Burak bey, anlattıklarınız baştan sona saçma ve anlamsız.

Çocuk bile inanmaz.

Belli ki ekibin canına okuyorsunuz 

Sizin dizinizin yönetmeni, yardımcı yönetmeni yok mu, sizi olası tehlikelerden koruyacak.

O zaman onlara hakaret etseydiniz.

Çalışanlar ile anlattıklarınızın ne alakası var.

Zaten hakime, "hükmün açıklanması geri bırakılmasını kabul ediyorum, kamu yararına çalışırım" demenizden çok belli.

Bilirim hiç faydası olmayacak ama.

Lütfen egonuzdan sıyrılın ve emekçi çalışanlara iyi davranın.

Bu arada attan düşmenin başkaları ile alakası yoktur ve herkes attan düşer, ama daha çok ders alabilirsiniz.

Funda'nın aklındakiler…

... GÜL.

Çiçeğini, kokusunu, suyunu, yağını çok sevdiğim bir çiçek.

Yıllardır, geceleri yatarken, el bileklerime 1 damla sürüp öyle uyurum.

Bazen 1 küçük damla yastığıma damlatırım.

Mis gibi.

Kokusu çok iyi gelir bana.

Cilt için, vücut için, el için kremleri de mis gibi kokar ve çok faydalıdır.

Son yıllarda gülden inanılmaz ürünler yaptılar.

Malum Isparta'mız var ve iddialara göre dünyanın en iyi gülleri orada yetişiyor.

Milyonlarca liralık ihracatları var.

Yüzümü temizlemek işin gül suyu kullanıyorum ben.

Geçen gül suyu almak ve gül yağı almak için sadece gül ve malzemelerini satan bir dükkan var oraya gittim.

İnanılmaz derecede pahalı olmuş.

Eski fiyat etiketinin üzerine 3 yeni fiyat etiketi yapıştırmış.

Belli ki dükkanında ki eski ürünleri, dolar çıktıkça yeni etiketleri yapıştıra yapıştıra yeni zamlanmış fiyatlarına getirmiş.

Öyle yaptığı için hiçbir şey almadım.

Hepsinin yaptığı çakallıktan nefret ettim.

Çıktım oradan.

Bu arada;

Gül ile ilgili biraz bilgi vereyim.

Japon'lar gülün tarlada 320 megahertz titreşim yaydığını ispatlamışlar.

Gülü hep kutsal zamanlarda kullanmışız.

Güzellik, zihin açıklığı, baş ağrısı için formülleri vardır.

Mutlaka cam ya da porselen şişede saklanması gerekir.

Gül orakla biçilmez, el ile toplanır.

Bırakın bu çok sevdiğimiz çiçeğin ürünlerini kullanalım.

En değerli gül bizim ülkemiz de üretilirken, gül sevenlere bu haksızlığı yapmayın.

Valla gülünüz kurusun derim.