MEHMET ÖZ!

Mehmet Öz her yeni yayın dönemi öncesi sağlık ile ilgili bir şey söylüyor ve herkes, doktorlar bunu tartışıyor.

Doktor Mehmet Öz, uzun yıllardır Amerika’da yaşayan, Amerika’da televizyonda sağlık programları yapan bir adam.

Amerikalı bir kadın ile evli, kızlarının tek kelime Türkçe bilmediği, yılda bir defa Yeniköy'de ki yalısına gelen yakışıklı havalı bir adam.

Ben yıllar önce Amerikalı ünlü televizyoncu, kanal sahibi Oprah Winfrey'i seyrederken, orada koltukta oturan adamı "Daktır Azzzz" diye takdim ettiğinde tanıdım, Doktor Mehmet Öz'ü.

Benim için, Amerika'daki tanıtımlarında tek satır Türk doktoru tanımı olmayan bir Amerikalı doktordu o.

Türk doktoru tanımı olması gerekmez ve aslında benim için çok da önemli değildi. 

Böyle bir duygu için de hiç değilim.

Bana ne! Nereli doktorsa doktor.

Hatta bir gün Amerika'daki sağlık programın da bir kadın bildiğiniz bizim Türk kahvesini yapılışını anlatıp, faydalarını anlatırken, kadın Yunan kahvesi diye tanıtmıştı.

Daktırrrr Azzzzz’dan tek cümle itiraz gelmemişti.

O gün onu bir yere koymuştum ve orada kalmıştı.

Doğuştan zengin bir adam, babası zengin, ne kadar ala ne kadar şanslı.

Mehmet Öz her yeni yayın dönemi öncesi sağlık ile ilgili bir şey söylüyor ve herkes, doktorlar bunu tartışıyor.

Bu defa “kahvaltı yapmak yasaklanmalı” dedi.

Medyatik adamlar, medyatik tıp, popüler kültür uyanıkları, para kazanma cambazları doktorlar, her yıl bizim kafaları allak bullak etme derdindeler.

Hani kahvaltı, en kıymetli öğündü, sabah kral gibi kahvaltı yapacaktık.

Mehmet bey, 2013 yılında güne mutlaka kahvaltıyla başlanmasını söylemiştiniz ve hatta kahvaltıya “uyandırma servisi” demiştiniz.

Ne oldu! Ya o zaman yalancısınız ya şimdi yalan söylüyorsunuz.

Yayın sezonu başladı. Siz de, popüler cambazlık için de bizim canınızı mı sıkmak istiyorsunuz.

Geçen yıl maydanoz suyu içelim, brokoli yiyelim bu sene başka şeyler içelim.

Mehmet bey, geçen yıllarda yalınızın denize sıfır terasında, kahvaltı sofrası hazırlayıp, magazin programlarında biri ile söyleşi yapmıştınız.

Hiç unutmuyorum masada bamya vardı, ne kadar faydalı olduğunu, hatta kahvaltıda yememiz gerektiğini söylemiştiniz.

Mehmet bey, Amerika’da nasıl yaşarsınız bilmem, Amerikalı karınız ve çocuklarınızla sabah kahvaltılarınız da ne yersiniz bilmem.

Bilmek de istemem.

Ama biz, hafta sonu, kardeşlerimizle, çocuklarımızla, kahvaltı heyecanı yaşar ve yaparız.

Ama biz köy kahvaltısı diye tanımlanan ama köye ait tek ürün olmayan, masalarda bile ailecek, arkadaşlarımızla kahvaltı ederiz.

Ama biz, bir kahvaltı için şehir dışında yeşillik, orman nereyi bulursak kahvaltı ederiz.

Bizim için duygusal anlamı çoktur.

Kafamızı karıştırmayın.

Size aldıran insanlar var, sizin söylemlerinizle büyülenen insanlar var.

Lütfen, her yayın dönemi öncesi bu insanları duvara toslatmayın.

Bu arada ben ne haldeyim, umurum değil.

Funda'nın aklındakiler...

… Bruce Sprigsteen, adam dünyaca ünlü rock efsanesi, oğlu var, adı Sam, itfaiyeci oluyor.

Baba "Patron" lakaplı yılda 75-80 milyon dolar kazanan, öldükten sonra da albümleri milyonlar satacak çok ünlü bir rock yıldızı.

Sam ara ara gönüllü olarak itfaiye istasyonlarında çalışıyor, sonrası bu işe gönül veriyor ve itfaiyeci oluyor. 

Bu kadar zengin bir adamın oğlunun itfaiye eri olması çok ilginç, değil mi?

Mutluluğun anahtarı sevdiğin işi yapmak ise genç adam çok mutlu ve hayatını mutlu yaşayarak başarmış olacak.

Babası oğlunun yemin töreninde ağlıyor, oğlumla gurur duyuyorum diyor.

Bizdeki zenginlerin çocuklarına bak, inanılmaz imkanlarla şımarık büyütülüyor, ülkesinin, vatandaşlarının gerçeklerinin farkında olmayarak, homurdana homurdana ömrünü geçiriyor.

Sonuç, rahmetli bir baltaya sap olamamıştı. 

İtfaiye eri Sam babanın parası sana helal olsun.

... Ebru Şallı, 43 yaşına girmiş.

Balonlar, konsept pastalar, kalpler doğum gününü kutlamış.

Sosyal medya canavar kadınları, Ebru'ya demedik laf bırakmamışlar, lime lime doğramışlar.

Oğlun hasta, tedavi görüyor, senin umurun değil, doğum günü kutluyorsun.

İnsanlar, özellikle kadınlar bir başka kadının hayatına ahkam kesmeye, üzerine atlamaya, hakaretler etmeye ne kadar meraklılar.

Belki oğlu düzeldi, sağlığı iyi oldu.

Kadınlar ne kadar merhametsiz ne kadar acımasız oldular.

Ebru ne yapabilirdi?

Doğum günü kutlamasını istediğiniz gibi yapabilirsin, ama paylaşmanız gerekmezdi.

Benim merak ettiğim.

Siz de bu yazılan acımasız hakaretlerden zevk mi duyuyorsunuz, kötü konuşulmak hoşunuza mı gidiyor, bundan mı besleniyorsunuz, anlayamadım.