MANAVGAT'IN SU KAYNAKLARI

Günümüzdeki Antalya Ovası, (Antik Çağ'da Pamfilya Ovası) olarak isimlendirilen coğrafya içerisinde bulunan Manavgat, üç büyük nehrin ortasında, ismi ile anılan su kaynağı üzerinde kurulmuştur. Kentin ilk kuruluş yeri günümüzde Hisar olarak isimlendirilen bölgede olduğu düşünülmektedir.

Kentin ilk isminin bazı kaynaklarda Mana-uwa olduğu ve bu ismin ‘Ana tanrıçaya inanan halklar’ anlamına geldiği bilgisi yer almaktadır. Mana-uwa isminin de Luvi dilinde olduğu aynı kaynakta belirtilmektedir.

Tarihin yazıldığı topraklar

Manavgat Antik Çağ’da, üzümü ve dolayısıyla şarapçılığı, ormanları ve dolayısıyla kereste ticareti ile ünlü bir şehir idi. Bölgenin ormanlarından kesilen kereste, gemilere yüklenerek Mısır’a, Kudüs’e götürülerek, oralarda gemi yapımında kullanılmakta olduğunu da kaynaklardan biliyoruz. Burada unutulmaması gereken konu; Manavgat-Side ilişkisidir. Antik Çağ’ın çok büyük liman kentlerinden biri olan Side, bu bölgenin en büyük kenti konumunda idi. Antik Çağ’da büyük ticaretler deniz yolları ile yapılmakta olduğu düşünülürse, Pamfilya’nın doğusunda, Kilikya’ya komşu bir liman kentinin işlevselliğini anmadan olmaz. Side’nin tarihsel geçmişini ve önemini anlatmaya ciltler dolusu kitaplar yetmez emin olun. Şu günlerde Side’de muhteşem bir çalışma yapılıyor. Side yeniden kuruluyor desek yeridir…

Senir ve Tugayoğlu beylikleri

İlginç bir bilgi de Osmanlı Dönemi ile ilgili. Osmanlı döneminde, Manavgat Çayı’nın doğu yakasında, yani Alara Çayı ile arasındaki bölgede Senir Beyliği, batı yönünde ise Köprüçay’ı ile arasında kalan alanda da Tugayoğlu Beyliği varlıklarını sürdürmüşler.

Toroslardan Akdeniz’e, Alara’dan Köprüçay’a kadar dağlarında Yörükler, bağlarında tarım arazileri, kıyılarında yaklaşık 250 bin yatay kapasitesi ile tüm dünyayı ağırlayan ülkemizin en büyük turizm kenti konumunda bulunan kent çok şanslı. İşte tüm bu şansların ana kaynağı su. Manavgat’ın her tarafı su. Kuzeyi su, güneyi sonsuz Akdeniz, doğusu su, batısı su. Toprağı bir az eşeleyince yerden yine su çıkıyor.

Manavgat, doğu’dan batıya doğru üç ana su kaynağı ile çevrili durumda. Kentin doğusunda Alanya ilçesi ile sınırı oluşturan Alara Çayı, batıda ise Serik ilçesi ile sınırı oluşturan Köprüçay’ın dışında kentin ismi ile Akdeniz’e dökülen Manavgat Nehri, ilçenin ana su kaynakları.

Bereketli topraklar

Manavgat, Toroslardan güneye akan sular ile beslenen bereketli topraklarına sahip. Ülkemizin en büyük antik kentlerinin bu Antalya Ovası’nda olması tesadüf değil elbet. Perge, Silyon, Aspendos ve Side gibi antik alanların bu bereketli ovada kurulu bulunmalarını ne ile açıklayabiliriz. Antik Çağ’da bölgede bulunan iki antik limandan biri Antalya’da diğeri Manavgat’ın Akdeniz kıyısında bulunan Side’de bulunuyor olması her şeyi net biçimde açıklıyor aslında.

Köprüçay ve Eurymedon

Anamas Dağları’ndan doğan Köprüçay’ın ana su kaynağı Isparta’nın Aksu ilçesi sınırlarında bulunan Başpınar’dır. Doğduğu yerden döküldüğü yere kadar yaklaşık 94 km yol kat eden nehir, Akdeniz’e Köprüçay ismi ile dökülür. Şimdiki isimi ile Başpınar, Yörüklerin verdiği isimle Kocasu’ndan doğan su kaynağı, Aksu Çayı ismi ile Kasımlar’a kadar dar bir vadide akar.

 

Bu noktadan sonra Köprüçay olarak yoluna devam eden su, zaman zaman 800 metreyi bulan kanyon oluşumlarından geçer. Aksu’da (Isparta) bulunan Zindan Mağarası ve antik alanında 1977 yılında yapılan kazılarda Köprüçay’ın koruyucu tanrısı Eurymedon’un heykeli bulunmuş (Eurymedon heykeli Isparta Müzesi’nde sergilenmektedir). Manavgat sınırlarında yer alan ve ülkemizde rafting sporu açısından en önemli alanlarından biri olan bölge Beşkonak Köyü’nde bulunmaktadır.

 

Bu bölgede yapılan rafting turizmin ekonomik boyutu üniversitelere tez konusu olmuştur. Köprüçay ismini Beşkonak’ta bulunan tarihi Oluklu Köprü’den almıştır. Köprüçay üzerinde bulunan kanyonun uzunluğu 14 km olup, derinliği 100 metre ile 500 metre arasında değişmektedir. Bu bölgeye yapılacak bir yolculukta Selge antik kentini görmeden geçmemek gerek. 1996 yılında Selge’ye yaptığımız bir gezide, antik kentten etkilenen arkadaşım ve hamile olan eşi, doğumuna iki ay kalan çocuklarının ismini Selge koymuşlardı.  

Kültürler arasında bir köprü

Manavgat Çayı üzerinde 20. yüzyıla kadar herhangi bir köprü yapılmamıştı. Manavgat Çayı üzerindeki ilk köprü yapımına 1930 yılında başlanan, demir aksamı Alman Groof firmasınca verilen ve 1932 yılında trafiğe açılan tarihi Asma Köprü’dür. Asma Köprü yapılıncaya kadar geçen süre içerisinde karşıya geçişler sal ile yapılmakta idi. Şehir içerisinden geçen su kaynağı üzerine yeni bir ahşap köprü gerekiyor. Sanırım önümüzdeki günlerde bu görmek nasip olacak.