MAALESEF RUHU YOK

2021-2022 sezonunun ilk yarısını çok büyük bir kaza-bela olmadan tamamladık çok şükür.

Mustafa Sandal’ın güzel şarkısını ve enteresan klibini hatırlarız, “onun arabası var güzel mi güzel, şoförü de var özel mi özel, bastı mı gaza gider mi gider/maalesef ruhu yok, onun için hiçbir şansı yok.” diye nakaratı dilimize yapışmış kalmıştı. İlk satırlarda bir methiye ile başlayan sözler son beyitte acı gerçeği hepimize haykırmaktaydı maalesef ruhu yok diyerek. Aslında oldukça ciddi bir sosyolojik tespit yapmış ama şarkı sözü olunca ağırlığını kaybetmiş gibiydi dizeler.

2021-2022 sezonunun ilk yarısını çok büyük bir kaza-bela olmadan tamamladık çok şükür. Avrupa’da ve özellikle İngiltere’de Omicron varyantı sebebiyle oynanamayan maçları, Almanya’da seyircisiz karşılaşmaları görünce halimize şükretmeyelim de ne yapalım. (Aşı dışında yolunda giden bir uygulama kalmadı bizde de, millet ne maskeye, ne mesafeye dikkat ediyor ama şimdilik Beşinci Dalga’ya hayli uzağız buna rağmen.)

Trabzon uzak ara yaptı, Konya ve Hatay sessiz sedasız Anadolu’da futbol aklıyla güzel işler yapılabileceğini gösterdiler hepimize. Emre Belözoğlu ile Başakşehir dolu-dizgin gidiyor ve üçüncü basamakta şimdilik. Yatırım-başarı oranı en düşük ilk beşteki tek takım Fenerbahçe. Bütçe, kadro, kapasite vb kriterlerin hepsinde kafaya oynayan Fenerbahçe, lider Trabzon’un 14 puan gerisinde ve ancak dördüncü basamakta yer bulabildi kendisine. Kâğıt üstünde kadro ve imkân açısından lider olsa da saha sonuçları bakımından gerçek hiç de öyle değil.

Ali Başkan göreve geldi geleli; tersine kırılmadık rekor, yaşanmadık başarısızlık, görülmedik kâbus kalmadı desek yeridir. Kulübün içine girdiği yalpalama her geçen sezon daha da büyüdü ve gelinen noktada sekizinci teknik direktörle de yollar ayrılarak kim hoca olacak falları açılmaya başlandı gene sezon ortasında. İsmail Kartal mı olsun, Slaven Biliç mi olsun, Sergen Yalçın’a ne dersiniz yoksa gözümüzü karartalım Şenol Hoca’yı mı getirelim diye dedikodunun bini bir para.

Meşhur atasözüdür, “gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz sonuna kadar hepsi yanlış delikte olur düğmelerin” diye. Galiba sıkıntı hocalarda değil de yönetimde.

Bu saatten sonra kim gelirse gelsin, isterse Arsene Wenger ve Jurgen Klopp birlikte gelsin Fenerbahçe’deki ortamda başarılı olmaları mümkün değil gibi gözüküyor. Kulüpte artık nasıl bir habitat/iklim/çevre varsa altın gelen teneke oluveriyor kısa zamanda. Philip Cocu işi bilmiyor, Erwin Koeman işi bilmiyor,  Ersun Yanal işi bilmiyor, Erol Bulut işi bilmiyor, Emre Belözoğlu işi bilmiyor, Vitor Perreira işi bilmiyor ama onları göreve getirip gönderenler işi “çok” biliyor. Yersen!

Ali Bey; çok büyük vaatlerle ve Aziz Yıldırım’ı adeta sandığa gömerek seçildiği 3 Haziran 2018’deki kongreden sonra kendisinden Ersun Hoca’yı takımın başına getirmesini isteyen taraftara “siz benim hayal ettiğim Fenerbahçe’yi daha anlayamamışsınız” noktasından, bugün gelinen hayal kırıklığını nasıl izah ediyor acaba kendi nefsine, ailesine, çocuklarına ve taraftarlara?

Her şeyi bir yana bırakın 8. haftada lider olan bir takımın sonraki 11 haftada içine düştüğü çöküntüyü sağlıklı bir şekilde analiz etseler belki de sorunun kaynağının “kendileri” olduğunu anlayacaklardır.

Günümüz Türkiye’sinde spor kulübü yönetmenin bir holding yönetmekten daha zor olduğunu yaşayarak öğrenen ve işletme/iş idaresi konularında birçok akademisyene tez konusu olarak esin kaynağı olan Fenerbahçe’ye ve cefakar taraftarlarına sabırlar dileyerek yılın son yazısını noktalayalım.

2022 inşaallah 2021’den daha iyi bir yıl olur hem bizim için hem de dünya için. Amin.