KUZU POSTUNDA

Aslı SERTDEMİR 20 Haz 2020

İşte ezik, kompleksli adamlarla beraber olunca, bu sonuç kaçınılmaz.

İşte ezik, kompleksli adamlarla beraber olunca, bu sonuç kaçınılmaz. Çingeneye beylik vermişler. Gitmiş önce babasını kesmiş. İsmail Küçükkaya ekrana çıkıp, “Şiddete hayır! Kadına şiddete hayır!” deyip ahkam kesiyormuş. Meğer bizim İsmail tüm egosunu, ezikliğinin acısını evde eşinden çıkarıyormuş. Ekranda ne de güzel oynuyormuş. İnanmamak neredeyse imkansız. İsmail Küçükkaya eski eşi Eda Demirci’ye etmediğini bırakmamış. Hem fiziksel hem de psikolojik şiddet… “Benden boşanamazsın, ben olmasam bir hiçsin. Öğretmensin, bensiz eski beş parasız hayatına dönersin.” gibi bir dolu aşağılayan, hakaret eden cümle. Ekranda aydın, çağdaş, seviyeli imaj çizip, karısına etmediğini bırakmayan İsmail, tabi ki tüm iddialara iftira demiş. Bir kadın olarak biliyorum ki her ne kadar bu tarz haberlere alışık olsak da bir kadının “Ben şiddet gördüm.” demesi zordur. Menfaati ne olursa olsun. Ve İsmail unutma ki kadının beyanı esastır.  

Sorarlar…

Kadının işi olay bulmak, olmadı çıkarmak. Sansasyon işin, ekmeğin olunca ister istemez bu konuların içine giriyorsun. Gündem yoksa zaman zaman sen oluşturuyorsun, anlıyorum… Çok da anlaşılır. Ama Seren Serengil kantarın topuzunu zaman zaman kaçırıyor. Serengil geçtiğimiz günlerde Lerzan Mutlu ile tartıştı. Adeta kendilerine ait bir dil bulup konuşan bu ikiliyi anlayan çok az kişi var. Konu ne? Neden başladı? Ne oldu da bitti? Sisi yani Seyhan Soylu olaya neden dahil oldu? Anlayan yok.  Az biraz sular duruldu gibi oldu ki Seren, bu sefer de Burcu Esmersoy'u hedef aldı. Söylemezsem Olmaz programına katılan Arto, Burcu Esmersoy'un Allan Hakko ile yollarını ayırmasıyla ilgili haberi sundu… Esmersoy'la ilgili konuşan Arto, “Burcu Esmersoy çok güzel bir kadın, neden mutlu olamıyor?” diye sordu. Arto'nun sorusuna Seren "Sesi yüzünden!" dedi. Bu cevaba ağzım açık kaldı. Ha şimdi ha az sonra söylediğini toparlar diye düşündüm. Düzeltmedi! Eee şimdi Seren sana sormazlar mı?  Sen o sesinle assolist olduysan, ekmek yediysen… Hala da şarkı söylüyorsan, Burcu neden sesinden dolayı erkek arkadaşlarından ayrılsın, mutsuz olsun? 

Sevmiyorum!  

Uyandım… Evde seni aradım, yoktun. Gidişin işime gelmemiş. Silmiş beynim o anı. Ardında bıraktığın bir şey var mı diye tüm dolaplara baktım. Yok! Çok derinlerde kalan kokunu hala duyuyorum. Gitmişsin işte yine… Sevmiyorum bu gidişlerini. Bakma sen yaşıma başıma, eskisinden çok daha fazla ihtiyacım var sana. Akşam eve geldiğimde yaptığım yemeği sevmene… Günü, işimi, yazdıklarımı, hayallerimizi konuşmaya. Geçmişi anlatıp günah çıkarmaya, sırdaşım olmana ihtiyacım var. Beni, yaptıklarımı onaylamana… En sinir bozucu şekilde sürekli haklı çıkan o mimiklerine, ihtiyacım var. Ama sen yine gitmişsin, sevmiyorum bu gidişlerini… Bakma sen güçlü göründüğüme… Dünyaya kafa tutan, savaşan halime. Sensizlik ürkücü, sessiz, dipsiz… Kolum, kanadım, yaslandığım duvar yok. Koca kadın oldum ama sen hala “kızım” dediğinde gözüm doluyor. “Baba” dediğimde sol yanım sızlıyor. Ben hala 5 yaşında omuzlarında taşıyıp, İstanbul’a aşık ettiğin, gözünün taa içine bakan kızınım. Ama sen gitmişsin…  İşin aslı astarı; sevmiyorum bu gidişlerini. Gitme!