KIBRIS TÜRK DEVLETİ DÜNYAYA BAĞLANMALI

Musa ALİOĞLU 25 Tem 2021

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'inci yıldönümü törenleri öncesi ve daha sonra Kıbrıs'ta yaptığı konuşmalarla "Yavru Vatan" dediğimiz ve topraklarının yüzde 33'üne sahip olduğumuz adayı ve özellikle de Maraş bölgesini bir kez daha gündeme getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 47’inci yıldönümü törenleri öncesi ve daha sonra Kıbrıs’ta yaptığı konuşmalarla “Yavru Vatan” dediğimiz ve topraklarının yüzde 33’üne sahip olduğumuz adayı ve özellikle de Maraş bölgesini bir kez daha gündeme getirdi.

Osmanlı’dan bize miras kalan, fakat bir türlü sahip çıkamadığımız Kıbrıs’ta değişik badirelerden sonra İngilizler’in de desteğiyle 1960 yılında, yüzde 70 Rum, yüzde 30’da Türk temsil hakkıyla Kıbrıs Cumhuriyet kuruldu. 1963 Kanlı Noel olaylarından sonra, bu ortaklık bozuldu ve Türk tarafı 1967’ye kadar Kıbrıs Türk Genel Komitesi adını aldı. Bu tarihten 1974’e kadar da Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi adıyla anıldı. 1974’teki Barış Harekatı’ndan sonra 1975’e kadar Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi diye anılan Türk tarafı, 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını alarak bağımsızlığını ilan etti. Bu durum Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kınandı ve bu bağımsızlık adımı ayrılıkçı bir hareket olarak kabul edildi. O günden bu yana da KKTC, Türkiye hariç hiçbir devlet tarafından tanınmadı. Şimdilerde adından Kuzey kelimesi çıkarılarak Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmaya hazırlanan KTC Devleti uluslarası toplumda siyaset, ticaret, ulaşım, ekonomi ve spor gibi konularda 46 yıldır süren çok sıkı bir ambargonun kıskacı altındadır.

RUM YÖNETİMİNDEN ENGELLEME

Rum kesimininde Kıbrıs Cumhuriyeti 1975 yılında uluslararası alanda tanınan otorite olarak, bölgedeki havaalanlarının ve limanların kendi kontrolü altında olmadığını, hava ve deniz limanlarını "yasadışı sınır geçiş noktası" olarak gördüğünü ve yasal olarak kapalı ilan ettiğini uluslararası kamuoyuna bildirdi. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs’a konulan bu ambargo halen sürmekte ve bölgeye ulaşım yalnızca Türkiye üzerinden mümkün olabilmektedir. Yani, Kıbrıs’ın kuzeyine yapılacak direkt uçuşlar Chicago Konvansiyonu’nu ihlali olarak kabul edildiğinden, bütün bu uçuşlar Türkiye ayaklı olmak zorundadır.
Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye üzerinden de olsa dünyaya bağlayan bu havalimanı, 3 Şubat 1975’te açıldı. Havalimanına harekatın ilk günü şehit düşen Pilot Binbaşı Fehmi ERCAN’ın adı ve soyadı değil, nedendir bilinmez sadece soyadı (ERCAN) verildi ve öylece kaldı.
2755 metrelik bir piste sahip olan ECN kodlu Fehmi Ercan Havalimanı 2013’te tartışmalı bir ihaleyle Rizeli Emrullah Turanlı’nın Taşyapı A.Ş ve Mehmet Alp Delimollaoğlu’nun Terminal Yapı A.Ş (Şanlıurfa GAP Havalimanı yüklenicisi) şirketlerinin ortak olduğu T&T Ercan Havalimanı İşletmeciliği İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’ne verildi. 3 bin 200 metrelik yeni bir pist ve yeni bir terminal binası yapılan bu havalimanına THY, Anadolu Jet (Alt marka) ve Pegasus şirketleri tarifeli, Corendon, Free Bird ve Tailwind şirketleri charter olarak uçuş yapmakta.

YILDA 4 MİLYON YOLCU VAR

Yabancı tescilli uçaklar bu alana Türkiye bağlantılı olarak sefer yapabilmektedir. 2019’da 27 bin 568 uçağın inip kalktığı bu havalimanı aynı yıl 4 milyon 035 bin yolcu ağırlamış. Kovid salgınının etkili olduğu 2020’de ise, 7 bin 899 uçuşun yapıldığı meydan ancak 946 bin 988 kişi ağırlayabildi. Fehmi Ercan Havalimanı 2021’ın ilk beş ayında ise yalnız bin 523 uçak ve 125 bin yolcuyu misafir edebildi. Yeni adıyla Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Rum kesimindeki Larnaka Havalimanı üzerinden gelen turistlere büyük zorluk çıkarılması, Fehmi Ercan Havalimanı’nın direkt veya uluslarası uçuşlara açılmasını çok zorunlu kılmaktadır. Bu konuda birçok girişimde bulunulduğunu fakat net bir sonuç alınamadığını söyleyebilirim.
İngiltere’de yaşayan Kıbrıslı Türkler’in imza kampanyası başlattığını, 10 bin imzaya parlamentonun cevaplaması ve 100 bin imzalı taleplerin de oturumlarda görüşülmesi kuralını işletmek için gayret sarf ettiler. Ancak 12 bin imzada kaldılar ve hükümet onlara olumsuz cevap verdi.
Özellikle diasporadaki Kıbrıslı Türkler, direkt uçuşlar için gayret sarf ederken, işletmeci firma T&T Şirketi web sitesinde “Uçuş serbestisi adı altında direkt uçuşların başlayabilmesi amacı ile uluslararası tüm platformlarda ülkemizin geleceğinde önemli bir rol üstlenecek olan yeni havalimanı için yoğun lobi çalışması başlatılmış olup bu konuda ciddi çalışmalar yaplmaktadır.” diye yazıyor, ama somut bir adım yok.

GEÇİTKALE, ASKERİ AMAÇLI

Konu, bu şirketten ve Kıbrıs Türklerinden daha çok Türkiye’nin sorunu olsa gerek.
Kuzey Kıbrıs’ta diğer bir havalımanı da Gazimağusa’daki GEC kodlu Geçitkale (Lefkonuk) Havalimanı’dır. 1982 yılında yapımına başlanan, 1985’te biten ve 10 milyon dolara mal olan bu meydan 2002-2004 arasında Fehmi Ercan Havalimanı bakımda olduğu sürede yolcu uçaklarına da hizmet verdi.
Daha sonra Kıbrıslı iş adamı Asil Nadir’in CAS (Cyprus Aviation Services) şirketine 15 yıllığına kiralandı. 2850 m. uzunlukta ve 45m. genişlikte bir pisti olan, ancak daha sonra üstünden geçen yüksek gerilim hattı sebebiyle ve Fehmi Ercan Havalimanı imtiyaz sözleşmesindeki tek havalimanı olma şartı nedeniyle yolcu uçaklarının inişine izin verilmeyen bu meydanı, kargo taşımacılığı için kullanmayı düşünen Asil Nadir, yaşadığı sorunlardan ötürü bu işi yapamadı. Geçitkale Havalimanı Rum kesimindeki Baf Havalimanı’nın askeri amaçlı olarak kullanılmasına karşı, 2019 yılında İHA ve SİHA konuşlanmasına açıldı.
Geçitkale Havalimanı’nın Akdeniz’deki siyasi ve askeri gerginlik devam ettiği sürece ticari uçuşlara açılması ve de havacılığa katkı sağlaması biraz zor.

MİLLİ HAVAYOLU ARTIK ŞART

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin devlet olma iddiası kendi kanatlarıyla uçabilecek bir havayolunun olmasından da geçer.
Daha önceleri, zorunlu olarak Türk Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) adlı bir şirkete sahip olan Kıbrıs Türk Devleti’nin bu şirketi yazık ki uzun ömürlü olmadı. Siyasilerin yakınlarının işe alınması ve diğer yönetimsel nedenlerle şirket battı. Daha sonra özel sektör destekli milli bir havayolu şirketi için başlatılan girişim ve çabalar da sonuç vermedi. Oysa Türk sivil havacılık tarihinde önce Akdeniz Air sonra Onur Air’i kuran Kazım Tonguz ve Noble Air’i kuran Asil Nadir gibi çok da başarılı Kıbrıslı iki iş adamının olduğu da ayrı bir gerçek. Yenileri neden çıkmıyor.
Şimdi gelinen noktada belki Azerbaycan ve bazı Müslüman Afrika ülkeleri Kıbrıs Türk Devleti’ni tanıyabilir, ama bu durum BM Güvenlik Konseyi’nin ve Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı’nın (ICAO) yasak kararının değişmesine neden olamaz.
Bir devletin toprağı, bayrağı, başkenti, merkez bankası, radyo televizyonu olur da bayrak taşıyıcı (flag carrier) diye anılan milli bir havayolu şirketi olmaz mı? Kendi topraklarından kalkan ve direkt kendi topraklarına inen havayollarını misafir edemez mi? İşte asıl mesele bu. Mutlu yarınlar Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...