KARANLIK ÇÖKMEDEN

Dünyanın karmaşık gündemi, gönlümün gündemine yenik düştü bir daha.

Gözlerimi yerden ve onun üzerinde olup bitenlerden yukarılara, ötelere çevirdim. Göklerin, insanı alıp götüren engin sonsuzluğuna yöneldim. Dokunduklarımızın kirinden kurtulup dokunamadığımız hakikatin peşindeyiz yeniden.

Birçok konferansımızda dile getiriyoruz. Dert ve keder yüklü hissettiğinizde mümkün olduğunca durumunuzu ve şartlarınızı değiştirin, gözlerinizi semaya dikin ve orada bir gezintiye çıkın. Uğrunda didindiğiniz dertlerin ne kadar küçüldüğünü göreceksiniz.

Güzel insan olmak yetmez

Zihinsel potansiyelimizin, algılamak ve anlamakta zorlandığı kâinattaki muazzam ahengin içinde yaşadığımız uyumsuzluk ne hazindir. Birliğin özünden kopup her şeyin gelişigüzelliğinde yitirdiğimiz kendimizi yeniden keşfetmek, kalabalık dünya gündeminden biraz sıyrılmak ve ısrarla işgal ettiğimiz konumları biraz terk etmekle mümkün olabilir. Zira daha üst gerçeklerle buluşmak için bu ayrılık elzemdir. Zamanın bugününe tanıklık eden bir insan olarak tekâmül yolculuğunu ara sıra test etmek gerekir zira. Eskiyi yitirmeden yeniye aşina olma yolculuğudur bu. Bütün mesele göklerin haykırdığı bu hakikat sırrını, yeryüzüne yansıtmak ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirmektir.

Bedenimize, gönlümüze ve zihnimize nakşolan ama kendi elimizle bozmak için her türlü çabayı gösterdiğimiz ahengi yeniden yakalamanın vaktidir. Zira güzel insan olmak yetmez, hız çağının kalabalığında güzel insan olmayı sürdürmek ve hayatın sonuna kadar güzel kalmaktır asıl mesele. Yani ki en önemli işimiz insan olmayı sürdürebilmektir. Elbette bu, söylenildiği kadar kolay değil. Zira bilen ile bilmeyenin karıştığı, insan zihnini işgal etmeye yönelik oyunların oynandığı ve insan olarak varlık amacımızı korumada her geçen gün daha da zorlandığımız bir dönemdeyiz. Bunun içindir ki hayatımızı sık sık yeniden organize etmek, rutinden uzaklaşarak kendimize bakabilmek, kendimizle hasbihal edebilmek, mazeretlerimizle karşılaşma cesaretini göstermek ve alışılmışın ötesinde bir fark üretebilmek önemlidir ve gereklidir. Kendi eksiğinin peşine düşmek, eksikleri üzerinden büyümek ve genişlemek ne büyük erdemdir.

Bir Anadolu motifi misali kişiliğimize odaklanmalı, arızalarımızı görmeli ve kişiliğimizin yerinden oynayan taşlarını itina ile yeniden döşemeliyiz. Sosyal medyadaki süslü görüntümüzden çıkıp elimizde olana yönelmekten söz ediyoruz.

Hayatın Kalbi

Peki, biz neyin peşindeyiz? Gönlümüz, kendimizi alamadığımız hangi başlıklara doğru akıyor? Kâinattaki külli aşkın neresindeyiz? İşte hayatın kalbi tam da burada atıyor. Evet, hayatımız varlık amacımızın özü olan aşkın neresinde? İnsan olmamızın en güçlü delili olan gönlümüz, hangi yolun yolcusu?

Günlük hayatın koyulaştırıp daralttığı gönlümüzü, tüm evrene ev sahipliği yapacak genişliğe eriştirmek mümkündür. Mümkündür de araya giren fazlalıkları, malı, mülkü, siyaseti, mevkii, sanal görüntüleri, gelişigüzel yaşamı ve nihayet yerden koparak semada dolaşmayı göze almak gerek biraz. Başka türlü aşk tecelli etmez gönülde. Biraz da acele etmek gerek ki zaman daralıyor hızla.

Akşam olup karanlık çökmeden, eşya rengini yitirip varlık uykuya yönelmeden ve canın günü bitmeden aşkı yakalamalı insan. O güzel ipe sımsıkı sarılmamışken hayatta, zifiri karanlığın heybeti karşısında nasıl durulabilir ki? Gerçek aşkı yakalamak için özene bezene kurduğumuz dünya konağımızı terk etmeli bazen. Zira varlığımız hükmünü yitirdiği ve canımız kendi karanlığına gömüldüğü zaman, bizi kurtaracak olan aşkımızdır. Sadece insan olmakla yetinebilme erdemine ulaşmaktır asıl olan. Her türlü kötülük rüzgârlarından koruyacak kendi bedenimiz ve ruhumuzdaki ahengi yeniden yakalamanın peşinde olmak bizi diri tutacaktır.

Unutulmamalıdır ki başka yerler aydınlansın diye karanlığa razı olan dünya gibi rıza makamına ulaşan insan olmak kolay değil. Yanmak, olmak ve emanete sahip çıkmak çaba gerektirir hem de aktif bir çaba.