KARA KIŞTA SOKAKLARDA DOLAŞAN KARAKONCOLOS

Alexis Carrel şöyle bir söz söyler. "İnsanlık hiçbir zaman büyük kalabalığın çabasından yeni bir şey elde etmemiştir. İnsanlığı ileriye doğru iten, birkaç kişinin tutkusu, zekâlarının alevi ve onların bilim, iyilik severlik ve güzellik ülküsü olmuştur".

Balkonda oturup çay içiyoruz. Peder eski Trabzon'da evlerin bahçesindeki manolyalardan bahsediyor, belediyenin şehir kimliğine sahip çıkıp tekrar manolya dikmesi gerektiğini söylüyor.

2004'te Marmaris'te Öğretmenler Günü programında Sabancı Lisesi korosu Onuncu Yıl Marşı'nı söylüyordu. Bu sırada çoğunluk ayağa kalktı ama emekli olduktan sonra Marmaris’e yerleşmiş olan 7. cumhurbaşkanı Kenan Evren marşı oturduğu yerden dinledi. Daha sonra salondakilere şunu söyledi:

“Ayağa kalkmadım çünkü Onuncu Yıl Marşı, İstiklal Marşı değildir!"

Evren’in o gün ayağa kalkmayarak yaptığı şey 1930'ların pozitivist felsefesi yerine 1920’lerin İslami değerlere atıf yapan felsefesine işaret etmekti. O esnada ayağa kalkanlardan bir kısmı dönüp Evren Paşa'yı alkışladı. Bunların bir kısmı ilginç bir şekilde az önce herkes kalktığı için ayağa kalkmış kişilerdi. 

Toplumda farklı görüşlerden birçok kimse bulunur. Ama bunlar arasında bir görüşe gerçekten hizmet eden pek yoktur. İnsanlar genel olarak kabul gören şeyler üzerine çok fazla düşünmezler ve ayıplanma endişesi taşırlar. Genel olarak kolektif olana katılmamız uyuma dair bir şeydir.

Alexis Carrel şöyle bir söz söyler. "İnsanlık hiçbir zaman büyük kalabalığın çabasından yeni bir şey elde etmemiştir. İnsanlığı ileriye doğru iten, birkaç kişinin tutkusu, zekâlarının alevi ve onların bilim, iyilik severlik ve güzellik ülküsü olmuştur". Bundan hareketle kalabalığa katılarak yüksek bir fayda üretilemeyeceğini söyleyebiliriz.

31 Ocak 1990’da açıldıktan sonra insanların hamburger alabilmek için altı saat kuyrukta beklediği havalı Moskova MacDonalds’ını hatırlıyorum. Sen cazibe üretmezsen çocukların tabi ki hamburger kuyruğunda bekleyecekler. Bazı seslerin, ışıkların, sözlerin peşine takıldık. “Bu iyidir, doğru budur” dediklerinde inandık. Bize Cemal Gürsel bindiğinde benzini biten Devrim otomobilini anlattılar. Benzin bitti diye böyle bir proje rafa kaldırılır mı? Bir sonraki törende tekrar çıkarırsın o kadar. Devrim projesi üretime devam etseydi sadece para kazanmayacaktık. Devrim bizim alametifarikamız olacaktı.

Önümüzdeki hafta 31 Ekim’de Cadılar Bayramı’nı, 2 Kasım’da Ölüler Günü’nü ballandıra ballandıra anlatacaklar. Biliyorsunuz Meksika’dan Ölüler Günü’nü ithal ettik. Hâlbuki bizim Trabzon’da kara kışta sokaklarda dolaşan “karakoncolos”umuz vardı.

Meclisler, belediyeler koltuklar dindar, milli veya ulusal kimliği olan kimselerle dolu. Ama genelde Stroehlayncı bir kimlik bu. Sadece Ankara için konuşayım, yahu bizim çocuklar neden Ankara keçisi, kedisi, Ankara tavşanı oyuncağıyla oynamıyor, çizgi filmini izlemiyor, gömleğini giymiyor? Flamingo bir İç Anadolu kuşu... Kızılcahamam çan çiçeğine de sahip çıkalım mı?