​J.S. BACH VE J.D. ZELENKA
12 Oca 2018

Akşamın geceye dönmeye hazırlandığı saatlerde, St. Esprit Katedrali, İstanbul Avrupa Korosu ve Oda Orkestrası daveti ile kapılarını açtı. Birbirine saygılı adımlarla yerlerini alan dinleyiciler, yanı başlarından geçen, gülümseyen yüzlerle sahneye yerleşen koro ile bütünleşti.

Sessizlik!

Müziği beklerken duyulan sessizlik, ne güzel şey!

Binlerce noktanın yan yana gelmesi ile oluşan çizgi misali, birbirine yaslanan müzik selinde yolculuk. Müziği çizgilerle hayale daldım. Hiç bir sesin baskın olmadığı, adeta, birçok çizginin iç içe geçtiği bir icra şekli çok seslilik.

Çok sesin birlikteliği!

Zor görünse de öğrenildiğinde ne kadar kolay!

Hemen ön sırada oturan yedi yaşlarında bir çocuğun izinde, yazmayı öğrenirken sarf edilen çabanın yorgunluğunda buluverdim kendimi: Düz çubuklar çizerek başladığımız kalemimizin, güzel yazıya dönüşebilmesi için gösterdiğimiz gayret.

Her bir noktanın, birbirine koştuğu akıcılıkla buluşma.

Geleneğin üzerinde yükselen bir Johann Sebastian Bach tanımı, çalışmak ve kendi bildiğinden asla vazgeçmemek olabilir. Barok Dönemi’ndeki süslemeleri, kendi müziğine yükleyebilen bir bestecinin eserlerini okuyabilen, İstanbul Avrupa Korosu’nun, her birinin ayrı mesleklerden gelip de buluştukları müzik içinde, tek ses olabilmelerine hayran oldum. Barok Dönemi’ndeki, durağanlığı yıkarcasına, her alanda net bir şekilde görülen abartılı süslemelerin, kıvrımlı müzik cümleleri ile konser programında üzerimize yağdırılmasından çok etkilendim.

Avrupa Korosu, Bach’ın “Jesus bleibet meine Freude”sını ve Zelenka’nın “Missa dei Filii”sini seslendirdi. Çek bir besteci olan Jan Dismas Zelenka’nın armonik yaratıcılığını, yaşadığı dönemden günümüze taşıdı. Şaşırtıcı ani armonik değişimleri ve karmaşık ritimleri iç içe geçirdiği eserlerinde, yaşadığı döneme göre oldukça cüretkar olduğunu fark ettiren bu müzik dili, Bach ile büyük benzerlik gösteriyordu. Bach’ın Zelenka’ya çok değer vermesi, sahip çıkması hatta bazı eserlerinin kopyalarını çıkarttırarak destek olması, yan yana duruşun başka bir ifadesiydi.

60’lı yıllarda kurulan ve farklı uluslardan üyelerin katılması ile zenginleşen İstanbul Avrupa Korosu, yaklaşık yüz kişilik kadrosuyla, başarılarını ödüller alarak taçlandırmakta. Türkiye’nin en büyük amatör klasik müzik topluluğu haline gelmiş ve Türkiye’de icra edilmemiş eserleri ilk defa seslendirmeyi misyon edinmiş İstanbul Avrupa Korosu, Zelenka’nın Missa dei Filii’sini de Türkiye prömiyeri olarak hanesine yazdı.

İstanbul Avrupa Korosu, Müzik Direktörü Ivan Arion Karst’ın son konserinde, düz çizgi çizme gayretini güzel yazıya çevirmekle kalmayarak, müzik öncülüğü misyonuna imza atmayı başarabilmiş bir konseri, kulaklarımıza emanet ederek, hak ettiği alkışlarla uğurlandı.

Güzel bir müziğin, ardında bıraktığı sessizlik, ne güzel! Yüzlerce noktanın yan yana gelerek, bir çizgiden daha fazlasının sunulduğu nice konserler...