JOSE HUERTAS, DON KİŞOT'LA GELİYOR

Sema SEZEN 15 Eki 2021

José Huertas Flamenko Topluluğu, Miguel de Cervantes'in dünya edebiyatına kazandırdığı ölümsüz eseri Don Kişot'tan sahneye uyarladıkları muhteşem bir gösteri ile 16 Ekim'de Cemal Reşit Rey'de sanatseverlerle buluşacak. Huertas, konser öncesinde sorularımızı yanıtladı.

Flamenko’nun duayenlerinden Antonio Gades ve Aida Gómez ile iş birlikleri yapan ve başarılarla dolu parlak kariyerine devam ederken kendi dans topluluğunu kuran José Huertas’ın sahneye koyduğu bu Don Kişot yorumu, “asil şövalyenin” yaşamını tüm yönleriyle ele alıyor.

Don Kişot’un duygu dünyasını İspanyol folklorunu yansıtan müzik ve kostümlerle anlatan gösteri, Türkiye’de ilk kez Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahnelenecek.

-İlk dans adımlarınızı ne zaman attığınızı hatırlıyor musunuz?

En eskilere dönersek 6 yaşımda ilk kez dans ettiğimi hatırlıyorum. İç güdülerim beni hep dans etmeye yöneltti. Sanırım bu hayatın akışı içerisinde doğal olarak gelişti.

-Siz kendi dans topluluğunuzu da kurdunuz. Jose Huertas Dans Topluluğu için neler söylersiniz?

Topluluk 2011 yılında kuruldu. Don Kişot gösterisi için sahnede dansçılar, teknisyenler ve prodüksiyon ile birlikte 20 meslektaşımız var. Onlar işlerini çok iyi bilen harika ve profesyonel insanlar. Hepimiz aynı yönde kürek çekiyor ve izleyicilerimize en iyiyi sunmak için çabalıyoruz.

-Bir koreografinin tasarlanmasından başlayarak sahnede hayat bulmasına kadar geçen süreç nasıl bir yolculuk?

Her şey küçük bir fikirden ortaya çıkıyor. O fikirler çok çalışma ve çok düşünme ile olgunlaşan, bolca sevgiyle işlenen ve bana yardımcı olan ekibim sayesinde hayat buluyor. Aksi takdirde zaten imkânsız olurdu. Her şeyden önce sağ kolum Marta Fernández'e teşekkür etmeliyim.

"DELİLİĞE DALMIŞ YALNIZ BİR ADAM O"

-Siz “Don Quijote” adlı eseri nasıl yorumladınız?

Benim "Don Kişot" versiyonum, tarihte deliliğine dalmış yalnız bir adam olarak kalan Don Kişot figürü temeline dayanıyor.

-Flamenko’nun dünyadaki en önemli temsilcilerinden birisiniz. Flamenko’yu sizin için vazgeçilmez kılan ne?

Aslında sadece Flamenko değil, her türlü dansı hatta sanatın tüm dallarını çok severim. Sahne benim günlük hayatımda adeta hayati bir ihtiyaç. Günlük yaşamımın ayrılmaz bir parçası diyebilirim. Flamenko ve dans benim hem işim hem de var olma sebebim.

-Sahnede hala fit ve enerjiksiniz. Sırrınız nedir?

Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Vücudumun ve zihnimin tamamen dinlenmesi için uykuma çok dikkat ederim. Mutlu bir zihin için öncelikle vücudumu çalıştırmayı yani egzersiz yapmayı ihmal etmiyorum.

-Türk izleyicisine bir mesajınız var mı? İstanbul’daki gösteriniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’ye daha önce de gelmiştim. Geçtiğimiz yıl pandemi nedeniyle buluşamamıştık ama bu yıl nihayet bir araya geleceğiz. Türkiye harika bir ülke. Kültürünü, gastronomisini, insanlarını çok seviyorum. 16 Ekim’de Cemal Reşit Rey’de tekrar sizlerle buluşacağımız için çok mutluyum.