​JEOPOLİTİK STRATEJİLER VE BÖLGESEL KALKINMA
28 Ağu 2017

Ülkemiz; jeopolitik konumu gereği farklı coğrafi, siyasi ve ekonomik yapıların etki alanı içerisinde zorlu bir kalkınma ve nüfuz mücadelesi vermektedir. Bu mücadele içerisinde kendisine yeni stratejik hareket alanları açma, ülke vizyon ve hedefleri doğrultusunda yeni kalkınma hamleleri için var olan fırsatları değerlendirme ve daha da önemlisi bölgesindeki her türlü makro ekonomik ve siyasi değişikliklere karşı bir destek mekanizması oluşturmak zorundadır.

Bu anlamda dahil olduğu siyasi ve ekonomik yapılar içerisinde elini güçlendirmek, avantaj sağlamak veya ülke menfaatlerini korumak için yeni siyasi ve ekonomik birliktelikleri kurgulamak, nüvesini oluşturmak ve hatta bu tür yapılara liderlik etmek için stratejiler geliştirmek durumundadır. 

Konumlandığı coğrafya bütününde yeni fırsatlar içeren bölgelerde, özellikle de ortak tarihi ve kültürel geçmişi paylaştığımız Türki Cumhuriyetlerde var olan potansiyelin harekete geçirilmesi önemli bir hareket noktası olacaktır. Böylece Güney Kafkasya, Orta Asya, Güney ve Doğu Asya bölgelerinde yer alan ekonomik işbirlikleri ve yapılanmalarla olan ilişkilerimiz için de sağlam bir zemin inşa edilmiş olacaktır.

Şüphesiz, siyasi birliklerin temelinde güçlü ekonomik birlikler bulunmaktadır. Ortadoğu, Asya, Kafkaslar ve Afrika’da etkin bir güç olmak için tıpkı Avrupa Birliği örneğinde olduğu gibi öncelikle ekonomi temelli bir yapı kurulmalı, sonrasında ise bu yapı siyasi güce dönüştürülmelidir. Türkiye’nin etkisi dışında doğuda ve batıda oluşan ekonomik ve siyasi güçlere teslim olmadan, ortak tarihi ve kültürel geçmişi paylaştığımız ülkelerle birlikte yeni bir güç ve çekim merkezi oluşturmak zorundayız. 9. Cumhurbaşkanımız Sn. Turgut ÖZAL’ın Orta Asya Türki Cumhuriyetlere yönelik olarak ortak bir bölgesel imar ve kalkınma bankası kurulması fikrinde ve eski Başbakanlarımızdan Sn. Necmettin ERBAKAN beyefendilerin D-8 oluşumunda hep aynı kaygı ve hedefin yer aldığı görülmektedir. Bölgemizde ve dünyada politika belirleyici bir güç olmak öncelikle ekonomik güce bağlıdır. 

Günümüz makro ekonomik ve jeopolitik koşulları çerçevesinde; Güney Kafkasya ve Orta Asya coğrafyasında bulunan Türkî Cumhuriyetlerin şehirleşme ve kentsel altyapı alanlarındaki ihtiyaçlarının uygun finansal modeller ve teknik müşavirlik ve müteahhitlik hizmetleriyle çözümü noktasında Türkiye’nin kilit rol üstlenmesi için önemli bir potansiyel ve fırsat bulunmaktadır. 

Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi anlamında Türkiye öncülüğünde bölge ülkelerinin kentsel kalkınması için ekonomik işbirliği temelinde bir yapılanmaya gidilmesi ve ortak bir yatırım ve kalkınma bankasının bu yapının uygulayıcı gücü haline getirilmesi, hem ülkemizin bu bölgeye yönelik dış politikalarını desteklemesi hem de ileride güçlü Bölgesel Siyasi Birliğinin oluşturulması anlamında önemli bir adım olacağı düşünülmektedir. Bu tür bir siyasi birlik bölgedeki diğer ekonomik işbirlikleri ve örgütlenmeler de düşünüldüğünde yeni politik açılım ve stratejilere fırsat veren bir zemin  oluşturacaktır.