İSTANBUL'A ÖZEN VE SAYGI

Neşe BERBER 01 Tem 2019

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini geride bıraktık. CHP adayı Ekrem İmamoğlu seçimin kazananı oldu.

Başkan İmamoğlu ile şehir, insan, yerel yönetimler ve yeni nesil belediyecilik kavramı hakkında konuştuğumuzda tarihler 2017 yılının kasım ayıydı yanılmıyorsam…

İstanbul’a CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak çıkmıştı bu seçim onun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı provasıydı… O tarihlerde bu konuyu yazmıştım.

İmamoğlu o tarihlerde bana şunları söylemişti: “Aslında İBB adaylığı bana verilmiş bir görevdi, bildiğiniz bir belediye başkanlığı adaylık seçimi değildi. Benim için artısı şu oldu: Hem muhalefetten hem de kendi içimizden olumlu tepkiler aldım. Neticede İstanbul Belediye Başkanlığı böyle bir seçim yaşadı. Siyasi partinin siyasi üyeleri olan meclis üyeleri oy kullanacaktı. Burada çok özgür irade beklemek mümkün değil. Benim o seçimde fırsatı değerlendirip İstanbul’un ihtiyaç duyduğu bir şehircilik felsefesini anlatabilme imkanı buldum. İstanbul’un bugünkü durumu nedir, felsefesi ne olmalıdır, nasıl bir yönetim anlayışı olmalıdır, neleri doğru yapmalıdır. Bu temel doğrular üzerinden bir sunum yaptım. En azından sosyal belediyeciliğin ve partimizin İstanbul’a bakışının değerlerinin yansıtıldığı bir manifesto anlatmaya çalıştım. İki aday ne konuştu derseniz, biri sadece teşekkür etti görev verildiği için, ama biz daha çok İstanbul’da olması gerekenleri anlatmaya çalıştık. Umarım İstanbul bir daha böyle bir seçim yaşamaz. Seçimle gelip, seçimle gitsin seçilen kişiler. Bir belediye başkanı 5 yıl için seçilir. Bazen adaylar partisinin üstünde oy alabilir, burada kişiye oy verilir. Partinin önemi kalmayabilir. “

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kente bakışını, “Yeni Nesil Belediyecilik”, kavramı üzerinden çok önceden ele aldığını biliyorum. Bu düşüncenin merkezinde iki kavram bulunmaktadır demişti insana özen ve saygı..

Ekrem İmamoğlu İBB Belediye Başkanı olduktan sonra ilk sözlerinden biri şuydu: “İstanbul'a ''İnsani kurallar'' getireceğim. Mesela bugün itibariyle trafikte korna çalmayacağız. Yolda giderken arabadan camdan dışarıya çöp atmayacağız. Yere çöp atmayacağız, atanları uyaracağız. İstanbul'u hep birlikte temiz tutacağız. Yaya geçidinde bir yaya gördüğünüzde ona araçlar ve şoförler yol verecek. Uygar bir şehir olacağız. Otobüste, metroda yaşlı bir hemşerimizi gördüğümüzde, hamileye, engelliye yol vereceğiz, yerimizi vereceğiz. Kibar İstanbullular olacağız, uygar İstanbullular olacağız bize yakışanı yapacağız. Bu şehirde her yönüyle başka bir dönem başlatıyoruz. Biz bu şehrin her anını sizinle paylaşacağız. Şeffaf, katılımcı bir İstanbul olacağız. Hiç kimseyi dışarıda bırakmayacağız. İstanbul adil bir kent olacak.”

2017’de bana verdiği röportajda insan odaklı bir anlayışı anlatıyordu bu iki yılda insana değer konuşuyor. İnsani değer, bir belediye başkanının çöp toplamaktan yol yapmaktan daha çok prim kazanacağı alandır. Bundan sonra daha çok bir arada olacağız. Bütün bu değişimleri hep birlikte takip edeceğiz. Zira İstanbul küçük Türkiye diyebiliriz her şehirden insan ve kültürü barındırıyor.