​İSRAİL'İN KUDÜS'Ü YAHUDİLEŞTİRME PLANI
17 Ara 2017

- Trump’ın Kudüs kararı sonrası Türkiye’nin öncülüğünde yükselen tepkiler rüzgarı ters yöne çevirdi. İşin açıkçası bunun artarak devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü ABD’nin bu kararından sonra tek başına kalması ve beklediği desteği alamaması olumlu bir gelişme.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’ın bu açıklamasından sonra ilk cümlesi “Papa’yla görüşeceğim” olmuştu. Türkiye uzun zamandır ilk kez bu kadar iyi diplomasi yapıyor. Bu çok önemli. Özellikle Erdoğan’ın “Doğu Kudüs” demesini eleştiren bazılarının anlamadığı birçok gerçek var.

- Geçen Ufuk Coşkun da Twitter’da yazdı. “Doğu Kudüs” demek aslında uluslararası bir hukuk dili. “Kudüs” demiş olsaydı Türkiye, İsrail ve ABD ile aynı pozisyona düşecekti. Haliyle böyle kabul edilen bir gerçeği söyleyince kimsenin diyebileceği bir şey olmadı. Çok akıllı bir dil kullandığımız anlaşılıyor. Bu demek değildir ki tüm Kudüs Filistin’in başkenti değil. Aksine, bu şekilde davranarak Kudüs’ü tüm dünyaya Filistin’in başkenti olarak kabul ettirmek çok daha kolay bir hale gelebilir.

- Son zamanlarda konuşulan bir spekülasyon var. İsrail’in yeni bir harita çizerek tüm Arapları şehir dışına iteceği konuşuluyor. Bunun anlamı Kudüs’ü Yahudileştirmek ve Müslümanların kutsal beldelerindeki tüm izlerin silinmesi. Dolayısıyla büyük plan çerçevesinde bunu tezgâhlamaları kuvvetle muhtemel.

- Bakıldığında Trump’ın kararı, birincisi gündem değiştirmek, ikincisi İsrail’in büyük projesi için start verme anlamını taşıyordu. Gündem değiştirmenin başlıca sebebi Suriye’de ABD’nin giderek etkinliğini kaybetmesi. Özellikle Soçi Zirvesi’yle birlikte Türkiye, İran ve Rusya arasında gerçekleşen iş birliği beklenenden de hızlı sonuç verebilir. ABD’nin tıpkı Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de başarısızlık gündemini bununla kapatmak istiyor. Bu noktada Arap dünyasında bazı ülkelerin göstermiş oldukları sessizlik ise insanı çileden çıkarıyor.

- İsrail ve ABD’yle kirli bir ittifaka giren Suudi Arabistan’dan bahsetmeye gerek yok. Artık bu üç ülke birlikte davranıyor. Veliaht Prens Selman’ın meşhur Fransız dergisi Le Point’e “Geleceğin lideri” olarak kapak oluşu her şey açıklar nitelikte. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt ise hala sessizliğini koruyor.

- Türkiye dışında kimsenin ses çıkardığı yok. Her şeyi Türkiye yapacak değil ama tarihi misyon bize bunu yüklediyse olabildiğince bunun hakkını vermemiz şart. Artık bu konuda öncü pozisyondayız. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün de açıkladı, “Kudüs İstanbul’dur” diye. Dolayısıyla Kudüs bizim kendi iç meselemizden ayrı okunamaz. Küresellerin Kudüs’ü hedef alması sadece Kudüs’ü değil, tüm coğrafyayı ilgilendiriyor. Ankara da bunun çok net farkında.

İETT’ye teşekkür…

Özel işlerim sebebiyle çarşamba ve cuma günü yazamadım. Geçen hafta bu köşenin okurları hatırlayacaklar İETT’de yaşamış olduğum bir problemi yazmıştım. Pazartesi günü İETT Basın Danışmanı Nilgün Meşe aradı ve sorunumu bir de benden dinledi. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Kendisine aradığı zamanda söyledim, yaşamış olduğum problem sadece benimle alakalı değil, çok karşıma geliyor diye. İETT’nin önemli ve yoğun bir kurum olduğunu biliyorum. Ne yazıyorsak ne çiziyorsak daha iyisi olsun diye. Bu noktada gerekli hassasiyeti göstereceklerine de inancım tam.

Şehmus Alpsoy’a özgürlük! 

“28 Şubat’ta bitti mi?” diye dost sohbetlerinde sorulur. Aslında hiçbir darbe ürünü kurum ve darbenin getirdiği zararlar ortadan kaldırılmadıkça bitmez. Bitmemelidir de. Çünkü bittiği zaman darbelerle tam anlamıyla hesaplaşmış olmayız. Mesela 28 Şubat mağduru Şehmus Alpsoy’un hala cezaevinde bulunması büyük ayıbımız.

Alpsoy, 28 Şubat mağduru ve kendisine geç koyulan bir kolon kanseri teşhisi var. Bu dosyalar Adalet Bakanlığı’nda mevcut. Açıkçası Şehmus Alpsoy’un tedavisi ailesinin yanında devam etmeli. Kolon kanseriyle tek başına başa çıkmanın mümkün olmadığı herkes tarafından biliniyor.

Hele fotoğrafta gördüğünüz gibi Alpsoy’un elleri kelepçeli bir şekilde kanser ameliyatına götürülmesi büyük bir utanç!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün bu konuyla bizzat ilgileneceğine, Şehmus Alpsoy’u özgürlüğüne kavuşturacaklarına inanıyorum.

Bu haftanın favori Spotify şarkılarım 

• Gripin – Nasılım Biliyor musun?

• İncesaz – Şairin Adı Yok

• Björk – Blissing Me

• Tuğkan – Sen Benim

• Pera – Her Şeyim