İnsanların geliştirebilecekleri 7 süper güç

Gizem ŞENYURT 12 Haz 2017

Geçtiğimiz hafta gösterime giren Wonder Woman filmi dünyayı kasıp kavuruyor. Film, Amazon Prensesi Diana'nın süper güçleriyle dünyayı kurtarma çabasını anlatıyor.

Geçtiğimiz hafta gösterime giren Wonder Woman filmi dünyayı kasıp kavuruyor. Film, Amazon Prensesi Diana’nın süper güçleriyle dünyayı kurtarma çabasını anlatıyor. Hepimiz birer Wonder Woman olamayız ama biz sıradan ölümlülerin hiç mi süper özellikleri olamaz? Hayvanlar alemindeki diğer canlılarla karşılaştırdığımız zaman insanların fiziksel olarak epey güçsüz kaldığını biliyoruz. Çita kadar hızlı koşamıyoruz, kartallar gibi uzağı göremiyoruz, balinalar gibi derinlere dalamıyoruz. Yine de homo sapiens yani insan ırkı olarak dünyanın tüm köşelerine yayılmış durumdayız ve epey de bir süredir hayatta kalmayı başardık. Üstelik modern teknolojinin gelişiminden on binlerce yıl önce bunu yaptık. Sahra çölünden Sibirya’nın donudurucu bozkırlarına, okyanus ortasındaki adalardan en yüksek dağların tepelerine kadar atalarımızın seyahat ve göç ettiğini biliyoruz. Bu seyahatleri zaman içinde genlerimizden kaybolan süper güçler sayesinde başarmadılar. İnsan doğası, bu olağanüstü hava koşulları ve fiziksel strese dayanma gücü geliştirebiliyor. İnsani süper güçler diyebileceğimiz bu yetenekler zamanla geliştirilebilir ve öğrenilebilir. İşte insanların geliştirebileceği 7 süper güç:

1. Bilinçaltını kontrol etmek: İnsanlar, nefeslerini kullanarak ve kendilerini soğuğa maruz bırakarak vücut sıcaklıklarını ve bağışıklık sistemlerini kontrol etmeyi öğrenebilir. Hollandalı fitness eğitmeni Wim Hof, geliştirdiği özel bir metotla kendini ısıtabildiğini, irtifa değişikliklerine çok kolay uyum saylayabildiğini ve bağışıklık sistemini çalıştırıp durdurabildiğini kanıtladı. Hof yöntemi ile Kilimanjaro Dağı’na sadece 28 saatte ve tırmanışın büyük kısmında tişört bile giymeden çıkmadan başardı. Normal şartlar altında usta dağcılar, tam kıyafet ve ekipmanla aynı tırmanışı ortalama 1 haftada yapabiliyorlar. Araştırmacılar, Hof yöntemini kullanan insanların bağışıklık sistemleri üzerinde belli bir kontrol geliştirebildiğini ispat etti, ki bu daha önce imkansız olduğu sanılan bir şeydi.

süpergüç-2

2. Çok yüksek irtifalara uyum sağlayabilmek: Dünyanın tepesinde hayatta kalabiliriz. Deniz seviyesinden binlerce metre yükseklikte Meksika, Peru gibi ülkelerde gelişmiş medeniyetler kurulduğunu biliyoruz. Vücudumuz birkaç günde yüksek irtifa koşullarına uyum sağlayabiliyor. Alyuvarlarımız, hücrelerimize oksijen taşıma kapasitelerini hızla ayarlayarak nefes almamızı ve hareket etmemizi sağlıyor. 

3. Sandığımızdan çok daha derin sulara dalabiliriz ve nefesimizi çok daha uzun süre tutabiliriz. İnci, midye, sünger gibi şeyleri toplamak için bazı insanlar ortalamadan çok daha derin sulara dalabiliyor. Raimondo Bucher, 1949 yılında 30 metreye daldığında bilim insanları basınç değişiminden sağ çıkamayacağından emindi fakat Bucher başardı. O zamandan beri de her yıl daha derinlere serbest dalış gerçekleştiren dalgıçları haberlerde görüyoruz. Bilim insanları, sualtındayken kalp atışlarımızın yavaşladığını, bunun da vücudumuzdaki oksijeni daha uzun süre kullanabilmemizi sağladığını keşfetti. Bu da bizi sualtına seyahat etmeye elverişli hale getiriyor. Şimdilik dünya serbest dalış rekoru 214 metre ile Herbert Nitsch’e ait. En uzun süre nefes almadan ise 22 dakika dayanabiliyoruz. Tabii bu rekorlar “şimdilik.”

4. İnsan kaloriferi: Vücut sıcaklığımızı bilinçli olarak artırabiliriz. Uzun mesafe yüzücüsü Lewis Pugh her iki kutup bölgesinin dondurucu sularında kilometrelerce yüzebiliyor. Araştırmacılar, Pugh’un suya girmeden önce vücut sıcaklığını 1.2 santigrat derece artırdığını tespit etti. Böylece Pugh’un vücudu dondurucu sulara girmeden önce kendini hazırlamayı öğrenmiş.

süpergüç

5. Uzak mesafe koşabilmek: Dünyadaki diğer tüm canlılara fark attığımız bir alan var ki o da uzak mesafe koşusu. İnsanlar 30 kilometreden fazla mesafe koşabilir ve sağlıkları bozulmaz. Bu konuda en büyük rakibimiz ise atlar. Galler’de düzenlenen insanların atlarla yarıştığı 35 kilometre koşusu ve Prescott, Arizona’da düzenlenen 80 kilometre koşularında insanlar atları yenebiliyor. Bazı uzak mesafe koşuları ise daha özel adaptasyonlar geliştirebiliyor. Ultra maraton koşusucu Dean Karnazes bir seferinde 50 gün içinde 50 maraton koşmuştur. Yapılan kontrollerde de sağlığının yerinde olduğu tespit edilmiştir.

6. İnsan sonar: Yunuslar ve yarasaların yönlerini bulmak için sonar denilen ses dalgalarını kullandığını biliyoruz. Bu hayvanlar çıkardıkları ses dalgalarının nesnelere çarpıp geri dönmesi ile etraflarındaki cisimleri fark edip yönlerini buna göre belirliyor. Daniel Kish isimli görme engelli bir adam da klik sesi çıkartarak doğada bisiklete binebildiğini iddia etmişti. İşin ilginç yanı, genel olarak tüm insanların birkaç haftalık eğitimle bu klik seslerini çıkartarak ses dalgaları vasıtasıyla karanlıkta “görebildiklerinin” keşfedilmesi.

7. İnsan pusula: Sizin de çevrenizde yön duygusu gerçkekten çok kötü bazı tanıdıklarınız vardır. İşten eve giderken bile GPS kullanan insanlar kişiler olabiliyor. Araştırmalar ise beyinlerimizdeki “mekan” ve “yön” algılarının kesinlikle geliştirilebildiğini söylüyor. Hatta tarihi kayıtlarda Kaptan Cook’a Yeni Zelanda çevresinde gece dalgalı denizde yaptıkları gemi seyirlerinde eşlik eden Tahitili kabile lideri Tupaia’nın durduğu herhangi bir yerden, hiç yardım almadan anayönleri doğru tayin ettiğini söylüyor. Sadece Tahitili kabile şefi değil, zaman zaman böyle özel insanlar tarih kayıtlarına geçmiş. İnsanların da beyinlerinde “içsel haritaları” zamanla geliştirebildiklerini ortaya koyan araştırmalar mevcut.

Doğru bilinen 13 diyet yanlışı

Bilim dünyası her gün beslenme ve kilo verme ile ilgili yeni bilgiler ortaya çıkartıyor. Yapılan araştırmalar zaman zaman birbirini çürütüyor. Son bilgilere göre beslenme ile ilgili doğru bilinen 13 yanlışı sıralıyoruz:

Yanlış: Diyet yaparken kaçamak yapmamalısınız.

Doğrusu: Zaman zaman katı diyetinize ara vererek canınızın çektiği şeyleri yiyebilirsiniz. İngiltere’den beslenme uzmanı Nichola Whitehead, arada kaçamak yaparak yemeyi abartmanın sorun olmadığını söylüyor. Asıl yanlış olan, “aşırı ve yanlış” beslenmeyi alışkanlık haline getirmek. Kırmızı et ve işlenmiş karbonhidrat ağırlıklı beslenme düzeninden sebze, tam tahıl ve yağsız protein ağırlıklı beslenme düzenine geçtiyseniz zaten önemli bir başarı sağlamışsınız.

Yanlış: Kilo vermenin en iyi yolu aldığınız kalorileri saymaktır.

Doğrusu: Kalori tüketiminizi kontrol altında tutmak önemli olsa da bu aldığınız az miktardaki kalorinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Yediğimiz yemeklerde kaloriden başka pek çok şey bulunuyor. Sadece kalori sayısına odaklanmak yerine kalorileri nereden aldığınıza bakmalısınız. Whitehead, kilo almak ve vermek için kalori miktarının önemli olduğunu ama tükettiğimiz gıdalardaki yağ, protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral oranlarına da bakmamız gerektiğini söylüyor.

beslenme-3

Yanlış: Az yağlı gıdalar yerseniz kilo verirsiniz.

Doğrusu: Az yağlı beslenme düzeni, kilo vereceğiniz anlamına gelmiyor maalesef. Yoksa hayat ne kadar kolay olurdu. Yaklaşık 50 bin kadın üzerinde 8 yıllık süreçte yapılan bir araştırmada katılımcıların yarısı az yağlı beslenme düzeni takip etti. Araştırma sonuçları ise az yağlı beslenmenin meme kanseri, bağırsak kanseri ya da kalp hastalıkları riskini azaltmadığını ortaya koydu. Ayrıca az yağlı beslenmeyen gruptakilere göre önemli bir kilo kaybı da tespit edilmedi. Yeni sonuçlar ortaya koyuyor ki avokado, balık, kuruyemiş gibi faydalı yağ içeren besinleri tüketmek sağlığınız ve kilo kontrolünüz için çok daha etkili.

Yanlış: Detoks yapmak diyete başlamak için iyi bir yöntemdir.

Doğrusu: Aslında detoksa ihtiyacınız yok. Eğer zehirlenmediyseniz, vücudunuz kendi kendini temizleme ve zararlı maddeleri filtreleyerek dışarı atmakta oldukça başarılı. Karaciğer ve böbrekler bu işi üstlenen iki organ. Böbreklerimiz kanımızı temizliyor, karaciğerimiz de ilaçlar ve kimyasal maddeleri filtreliyor. İkisi birlikte vücudumuzun ihtiyacı olan detoksu halihazırda her an yerine getiriyor ayrıca meyve suyu detoksuna ihtiyacınız yok.

Yanlış: Beslenme düzeninize destekleyici hap, toz gibi maddeler eklemek kilo kaybına destek olur.

Doğrusu: Uzun yıllardır yapılan araştırmalar supplement denilen ve genelde hap ya da toz formunda olan zayıflama desteklerinin aslında sağlığımıza hiçbir faydası olmadığını ortaya koyuyor. Hatta vücudunuza ciddi anlamda zarar veriyor. Yine de bu destek ürünlere talep devam ediyor. Harvard Tıp Fakültesi’nden Prof. S. Bryn Austin, destek ürünlerin en tehlikelilerinin zayıflatıcı, kas yapıcı ve cinsel gücü artırıcı olanlar olduğunu belirtiyor. 

beslenme-2

Yanlış: Bir kişiyi zayıflatan diyet herkesi zayıflatır.

Doğrusu: Bazı diyet tiplerinin dönem dönem çok popüler olduğunu görüyoruz. Nasıl ki iki kişinin vücudu birbirinin aynısı değilse aynı diyet yöntemi de herkeste işe yaramaz. Herkes için faydalı olacak diyet, düzenli olarak devam ettirebileceğiniz bir beslenme düzeni kurmanız olacaktır. Bu da kendiniz için en uygun olanı bulana kadar farklı yöntemleri deneyebileceğiniz hatta harmanlayabileceğiniz anlamına geliyor.

Yanlış: Yumurtanın beyazı sarısından daha sağlıklıdır.

Doğrusu: Yıllardır kilo vermek ve kolestorolünü düşürmek isteyenlere yumurtanın sarısından uzak durmaları söylendi. Son zamanlardaki araştırmalar ise yumurtanın sarısındaki kolesterolün kanımızdaki kolesterolü etkilemediğini ortaya koyuyor. Yumurta sarısının kandaki kolesterolü kötü etkilediğini ortaya koyan eski araştırmalar ise hayvansal gıda tüketmeyen tavşanlar üzerinde yapılmıştı. Zaten hayvansal gıda tüketmeyen tavşanlara yumurta sarısı verilince kanlarındaki kolesterol seviyeleri tabii ki artıyordu.

Yanlış: Sindirim siteminizin sağlığı için glutenden uzak durun.

Doğrusu: Son yılların en moda beslenme akımlarından birisi de glutensiz gıdalar. Eğer toplumun yüzde 1’ini etkileyen çölyak hastalığına sahip değilseniz gluten sağlığınızı kötü etkilemez. Araştırmalar gluten tüketseniz de tüketmeseniz de beslenme düzeninizdeki diğer unsurlara bağlı olarak şişkinlik yaşadığınızı ortaya koyuyor.

Yanlış: Badem sütü, hayvansal sütten daha sağlıklıdır.

Doğrusu: Hayvansal süt ürünlerine alternatif olarak son yıllarda çıkan bitkisel sütler her zaman için daha besleyici değil. Badem sütünde bulunan vitamin ve minerallerin çoğu üretim sürecinde ekleniyor. Bu da vücudumuzun bu ürünleri işleyebilmesini zorlaştırıyor. Ayrıca bir bardak yağsız süt ile kıyaslandığında yağsız sütte 8 gram protein varken badem sütünde protein bulunmuyor. Buna karşılık soya sütü, besleyicilik anlamında yağsız sütle hemen hemen aynı değerlere sahip.

beslenme

Yanlış: Smoothie, öğün yerine geçen sağlıklı bir alternatiftir.

Doğrusu: Smoothie, vitamin, protein gibi besleyici öğeler içerebilse de araştırmalar besin maddelerini alabilmenin en iyi yolunun dengeli bir öğün yemekle olduğunu ortaya koyuyor. Juice ya da smoothie denilen içecekler kilo kaybı sağlasa da bu kilo kaybı uzun süreli bir kilo kontrolü maalesef sağlayamıyor. 

Yanlış: MSG’den (Monosodyum glutemat) uzak durun.

Doğrusu: MSG, gıdalara eklenen bir tat artırıcıdır ve sindirilmesi güvenli bir maddedir. Genelde ense kökünde uyuşma ve genel yorgunluk hali gibi bir dizi semptom ile ilişkilendirilir. Çin Yemeği Sendromu da denilen bu durum ise MSG tüketmekten değil çok fazla miktarda MSG tüketmekten kaynaklanır. Siz siz olun yediğiniz her şeyin miktarını ayarlayın.

Yanlış: Mikrodalga kullanmak gıdaların besin değerini yok eder.

Doğrusu: Mikrodalga kullanımı ile ilgili pek çok söylenti var. Bunlardan birisi de mikrodalgada ısıtılan yemeklerin besin değerini kaybettiği. Doğrusu ise tam tersi. Mikrodalga fırın, yemekleri kısa sürede ısıtmak için enerji dalgaları kullanır. Bu enerji dalgaları gıdaları titreştirerek titreşim enerjisini ısıya dönüştürür. Bazı besin maddeleri ısındıkça değerini yitirir fakat bunun mikrodalgada ısıtılmakla ilgisi yoktur. Ocakta ya da fırında ısıtıldığında da bazı besin değerleri kaybolur. Hatta mikrodalga fırınlar, gıdaları hızla ısıttığı için bazı besin değerlerini geleneksel pişirmek yönltemlerine kıyasla daha fazla koruyor.

Yanlış: Çiya tohumu, elma sirkesi ve mantar, süper gıdadır.

Doğrusu: Her ne kadar bazı yiyecekler diğerlerinden daha besleyici olsa da “süper gıda” diye bir şeyin kesin tıbbi tanımı yoktur. Beslenme ve halk sağlığı uzmanları bu terimi çok nadir kullanır. Üzerinde anlaşılmış tek bir anlamı olmadığı için de her uzmanın süper gıdadan kastettiği birbirinden farklıdır.