HÜZNÜN RENGİ ANASIZLIK!

Benim için hüznün ayı, tıpkı yağmurların yağmaya başlaması gibi, kalbimin hüngür hüngür ağladığı ay.

Ekim ayı.

Kıymetli anacığımın ölüm ayı.

Benim için hüznün ayı, tıpkı yağmurların yağmaya başlaması gibi, kalbimin hüngür hüngür ağladığı ay.

Ne kalbime ne gözlerime sus demem, içimden ne gelirse anacığıma ağlarım, yazarım.

Mektup yazarım anneme.

Dertleşirim.

Bilirim beni en iyi annem anlar.

Derim ki!

“Anasız yorgunluk” diye bir şey var bence..

Hüznün rengidir anasızlık.

Canım anam.

Ben diğer renkleri sen öldüğünden beri hiç bilmem.

Birinin sesini unuttuğun zaman “o” işte o zaman ölürmüş. Öyle derler, ben de sesini unuttum. Çok uzun yıllar oldu. 50 yaşın hemen başında, çok hastalandın, çok çektin ve ölüp gidiverdin.

Zorluyorum kendimi, kulağıma sesin gelmiyor.

Bu beni zaman zaman çok üzse de, çok zorlasa da.

Olsun varsın.

Bunları bilsen, bana kıyamazsın anacım biliyorum. O yüzden senden saklıyorum anacım.

Anasızlık, bir nevi durdurulamaz iç kanamasıdır.

Allah’ım bana hiçbir zaman sensizliği göstermesin, beni asla yokluğunla sınamasın diye her gece dua ederdim küçükken.

Ama yetmedi anacım.

Anne..

“Kocaman oldum” bak.

Acılarım büyüdü, dertlerim büyüdü.

Hedeflerim, çıkmazlarım büyüdü. Hiç de güzel değilmiş büyümek, kimler kırdı kalbimi, lime etti, kimler üzdü.

Yeşil zümrüt gözlerini ve mis gibi ana kokunu hiç unutmadım.

Koku önemli.

Biliyorum, herkesin anası, kendine anası kokar.

Bu kokuyu senden başka hiç kimse tanıyamaz.

Merhametini, vicdanını, hayatla mücadele eden ama kavga etmeyen gülümsemeni hiç unutmadım.

Anasızlığımı ertelemek istiyorum.

Ama bu ertelemeler, bir zaman sonra bir bir hesabını soruyor, anasız yalnızlığımın.

“Anasız yorgunluk” diye bir şey var bence.

Bu yorgunluk bana, başlangıçsızım, sonuçsuzum, bir hiçim ve yeniğim duygusu veriyor.

Şimdi, yaşanmışlıklarımı al ve beni yeniden büyüt ANNE.

Sana, yeniden emeklemek istiyorum.

Ne olur.

Funda'nın aklındakiler…

... Televizyon programlara ekonomik anlamda çıkmazdalar.

Sunuculara eşşek yükü para ödüyorlar, sonrası o paraları çıkarmak için başlıyorlar yırtınmaya.

Ne yapıyorlar, başlıyorlar doktor konuklar aramaya.

Neden doktor konuk arıyorlar, 10 dakikasına şu kadar lira para alıyorlar.

Doktor borsası ve televizyonda ticareti var anlayacağınız.

Hatta doktor bulan, şirket kuran kızlar var, ben biliyorum.

Hasta değil, müşteri arayan doktorlar da kanal kanal dolaşıyorlar.

Operatör doktor bir hanım, kadın kuşağı bir televizyon programına katılıyor.

Kırmızı berbat elbisesi, kırmızı yüksek platformlu berbat ayakkabıları, darmadağın savurduğu berbat saçları ile şakır şakır göbek atıyor.

Görüntü hiç hoş değil.

Evinde oyna, düğününde oyna, eğlence ortamında oyna, televizyonda oynamak neden diye düşünmemek elde değil.

Mesela, bir emniyet genel müdürü kadın televizyon programına çıksa, şakır şakır oynasa, kalça kıvırtsa olur mu?!

Olmaz değil mi.

Sonrası.

Türk Tabipler Birliği soruşturma açıyor, ama göbek atıyor demiyor, doktor olarak çıktığı programda haksız rekabet yaptı diyor.

Yahu o programa sıra sıra her gün doktor çıkıyor.

Bence doğru neden o açıklamanız, doktorluk ciddiyeti açısından daha önemli idi.

Dersiniz ki!

Her mesleğin ciddiyeti vardır.

Hayatın doğal akışı vardır.

Eşyanın tabiatı vardır.

Sizinki hiç olmadı! dersiniz olur biterdi.

Funda'nın aklındakiler..

 … Soygun haberlerini izliyor musunuz?

Dolandırıcılık haberlerini izliyor musunuz?

 İnanılmaz hikayeler var.

Çok dikkatli olmalıyız 

Benim evimi haftada bir gün, emniyet şubesinden arıyoruz diye arıyorlar.

Belli ki şuraya para bırak, buraya altın bırak diyecekler.. 

Sakın dinlemeyin, ilk cümlesinde telefonu suratına kapatın. 

Telefon ile arıyorlar.

Ve o telefonları araştırdığınız zaman, kayıtsız, tek kullanımlık telefonlar çıkıyor.

İnternet bağlayacağız diye dolandırıyorlar. 

Sizin aracın, trafik cezası var, şuraya ödeme yapmalısınız diye dolandırıyorlar.

Demem o ki.

Gözünüz açık olsun, asla kişisel bilgilerinizi kimseye vermeyin. 

Ve gelen telefonları dinlemeyin.