​HERO'NUN BARZANİ'NİN BÖĞRÜNE SAPLADIĞI ARAP HANÇERİ
18 Eki 2017

Irak ordusuna bağlı güçlerin Telafer operasyonunu beklenenden çok daha kısa bir sürede bitirmesi, oradaki 1300 zırhlı araçtan ve 40 bin kişiden oluşan devasa armadanın DEAŞ’ın Kerkük’teki kalesi Havice ve Şırgat alanına yönelmesi, buradaki operasyondan da kısa sürede sonuç alması ve bütün bunlarla birlikte merkezi Irak ordusunun Kerkük havzasına orta Irak’tan güç kaydırmasıyla ortaya çıkan ASKERİ YIĞINAK, çatışmaların başladığı geceden itibaren tartışmaların kalbindeki Kerkük ve havzasında olağanüstü bir etki üretti.

Açıkçası KYB ana eksen Peşmergeleri tarafından yalnız bırakılsa bile KDP’ye bağlı Peşmerge ve Asayişin, ‘PKK’nın da eklemlendiği’ Necmettin Kerim ve Kosrat Resul’e bağlı KYB uzantısı Peşmergelerin bu denli zayıf kalması beklenmiyordu.

70 ve 80’nci birlik isimleri adı altında iki ana eksen üzerinden farklılık üreten Peşmergenin yaşadığı bu kırılganlık ve neden olduğu sonuç, en az Irak ordusunun ve Haşdi eş Şabilerin etkisi kadar, bu olağanüstü güne damgasını vurdu.

Ve bu fotoğraf 20 yıl öncesinin intikamı gibi durdu. Hem de tam tersi bir etkiyle! 1996 Ağustos’u sonlarında Saddam ordusunun Barzani tarafından Erbil’e sokulmasıyla başlayan süreç KYB-Talabani etkisinin Erbil’de kırılmasına ve inisiyatifin KDP-Barzani tarafına geçmesine neden olmuştu. Ve bu anlaşma, tam 21 yıl sonra Kerkük intikamıyla karşılık buldu. Hero Talabani oluksuz kıvrık bir Arap hançerini kıvrak bir hamleyle Barzanilerin böğrüne derinden saplayıverdi. Hem de geçmişte yaşanan sert, acımasız ve kuralsız bir mücadelenin rövanşı niteliğiyle! Ve Hero Talabani, bu anlaşmada elbette yalnız başına değildi. KYB’nin aile orijinli yeni jenerasyonu da yanındaydı.

Ve sadece bir birkaç güne yaşanan bu siyasi ve askeri süreç 2003 yılında beri sistematik olarak yürütülen demografik bir dönüşümü tam tersine çeviren olağan ötesi bir göç dalgası ve Peşmerge geri çekilişiyle sonuçlandı. 

Bundan sonraki temel soru; bu etkinin nereye kadar devam edeceği, Kerkük’te çözülen Peşmerge gücünün nerede toparlanacağı, nerede duracağı, nerede organize olacağı, nereyi nasıl HANGİ BİLEŞENLERLE savunacağıdır. Bir diğer tarafıyla kaybettiği mevzileri kazanma konusunda IKBY yönetiminin ortaya koyacağı refleks, nerede ve nasıl kendini göstermek isteyecektir?

Bununla birlikte bir başka soru da; Irak ordusu ve beraberindeki Şii milislerin azim ve kararlılıklarının nereye kadar gideceği ve etkisinin hangi karasal alanda duracağı ya da durdurulacağıdır?

***

Açıkçası Telafer ve Havice operasyonların bu denli kısa bir zamana sığmasını sağlayan, DEAŞ’la ilgili süreçleri bu denli mahirce yöneten ve bu devasa armadayı referandumla ilgili ortaya çıkan süreci derinden etkileyecek şekilde hazır hale getiren aklı ve stratejiyi takdir etmek gerek.

Bu çok bileşenli, çok aktörlü, çok katmanlı ve çok alanlı süreci hangi irade(ler), nasıl bu kadar mahirce yönetti?

Sürülmesi gereken asıl iz budur.

Doğal olarak bu maharetin kendi doğallığı içinde şekillendiğini iddia edenler de olacaktır. Ancak üst düzey bir aklın ve etkisinin sahada kendisini gösterdiği tartışılamaz bir gerçektir ve tesadüflere bağlı şekillenmemiştir.

Kerkük güncesinin hemen öncesinde Tuzhurmatu’da Haşdi eş Şabi, Haşdi eş Şabi içindeki Türkmen unsurlara karşılık, ana ekseninin KYB Peşmergelerinin oluşturduğu ve PKK’nın mikser görevi üstlendiği çatışmalı ve gergin 4 günlük süreçten sonra yığınağın, üreyen kararlılık ve gerekçelerle birlikte güney, güneybatı ve batıdan Kerkük’e doğru kaymaya başladığı görülmüştü. 

Kudüs gücü komutanı Kasım Süleymani’nin Süleymaniye’de Talabani’nin mezarı başında Talabani’nin oğlu ile görülmesi, yapılan resmi açıklamayla Haşdi eş Şabi’nin resmi danışması hüviyetine bürünmesi ve KYB ana omurgası ile yapılan görüşmeler sonrasında referandum fotoğrafından çok daha farklı eksenlerin ortaya çıkışı bu 4 günlük zamana sığar. Bu görüşme trafiğinin sonrasında Kürt eksenli güç ve siyasi eksenlerin bırakın eşgüdüm içinde hareket etmeyi, farklı eksenlere kaydıkları ve bir anda bu eksenler üzerinden etki ürettikleri görülmeye başlandı. Bu fotoğrafta sabık vali Necmettin Kerim ve Kosrat Resül’ün yalnızlaştığı, KYB ana omurgasının merkezi hükümet ekseninde tavır üretmeye başladığı anlaşıldı.

Irak merkezi hükümeti ise, ‘yakın geçmişin tam zıddına’ PKK ile ilgili bir açıklama yaparak, Kerkük’teki PKK varlığının bir savaş sebebi olacağı ifade etti. Elbette bu da bir başka denklemi içinde barındırıyordu. Ve yöreselin ötesinde İran-Ira ve Türkiye’ye ait bölgesel bir fotoğrafa gönderme yapıyordu.

Ve bütün bu fotoğraflar, Kerkük’te yaşanan ve yaşanacak olan olası dinamiğe damgasını vurdu.  

***

15 Ekim’i 16 Ekim’e bağlayan geceden itibaren Kerkük’ün kritik arazi arızaları, kamusal alanlar-askeri üsler, petrol ve doğalgaz yataklarında etki üretmek isteyen merkezi Irak güçleri, alanda görülmeye başlamasının 12 saat sonrasında hedeflediği pek çok yeri ele geçirdi. 

Burada kadar gelmişken, bu etkinin bu denli güçlü ve hızlı bir sonuçla ortaya çıkmasına neden  olan karşıt güç oluşlarını (kutuplaşmaları) tanımlamakta fayda var.

1-Erbil-Bağdat kutuplaşması (Barzani-Merkezi hükümet karşıt eksenleri)

2-Erbil-Süleymaniye kutuplaşması (KDP-KYB karşıt eksenleri)

3-KYB içi kutuplaşma (Necmettin Kerim/Kosrat Resül’e karşı Talabani ailesinin oluşturduğu karşıt eksen)

Burada bir de PKK’ya değinmek gerekiyor.

Sabık vali Necmettin Kerim’in himaye ve yönlendirmesinde başta Kerkük ve tartışmalı bölgelerde varlık ve etki üretmek isteyen PKK, tam bir mikser vazifesi üstlendi. Kendini kullandırdığı ve bu yolla kullandığı iradeler üzerinden temel amacının, Türk/Türkmen-Kürt düşmanlığını körükleyerek belirgin bir eksen üretmek olduğunu öngörmek mümkün. Bir diğer tarafıyla 2014 Haziran’ında Musul’da DEAŞ etkisinin ortaya çıkmasıyla baş gösteren Sincar/Şengal Ezidi dramında üstlendiği misyona benzer bir şekilde, Suriye’de elde ettiği inisiyatifleri Irak’ta da elde etmek üzere kurnaz bir stratejinin peşine düştüğünü de, ‘sözde’ Özgürlük Savaşçısı rolü ile yol almaya çalıştığını görmek gerekiyor. Tuzhurmatu’da yaptığı tahrikler, dün Kerkük’te üstlenmeye çalıştığı rol bunun en belirgin ispatları.

Dağlık alanların ötesinde IKBY’nin ve başta Kerkük tartışmalı bölgelerde KDP-KYB ve Goran inisiyatiflerini ellerinden alacak şekilde derin bir felsefe ve eylemsellik üzerinde çalıştığını herkesin görmesi gerekiyor. Aslına bakılırsa Barzani’nin bu şekilde davranmasının en önemli aktörlerin biri. Barzani’yi buraya itenlerin ve süreci derinleştirenlerin başında ‘Irak kuzeyi dağlarda, Sincar’da, Suriye’nin kuzeyinde, tartışmalı bölgelerdeki etkisiyle ve küresellerle işbirliğiyle’ PKK geliyor. 

Bundan sonraki süreçte de PKK’nın Kürtler içinde ortaya çıkan çatlaklardan sızmaya çalışacağını, ‘geçmişte olduğu gibi’ Suriye’deki hamilerini, Irak merkezi hükümetini ve İran’ı, Irak karasalında kullanmaya çalışacağı da, atlanmaması gereken bir gerçek.  

ABD’nin çatışma yaşanmasına izin vermeyeceğiz demesine rağmen, çatışmaların bu safhada ortaya çıkmasına engel olacak bir saha etkisi ortaya koymadığını da görmek gerekiyor.

Buraya kadar gelmişken ‘gizli olduğu ifade edilen’ bir anlaşmadan bahsedilebilir.

Talabanilerle Haşdi eş Şabi’nin gizli lideri Hadi el Amiri arasında yapıldığı ifade edilen bu anlaşmaya göre; 

1: Merkezi Irak Güçleri, tartışmalı bölgelerde yeniden konuşlanacağı ve Peşmergenin geri çekileceği… 

2: Kerkük dahil 17 kasaba ve nahiyenin Merkezi Hükümete teslim edileceğini… 3:Kerkük merkezinde ortak bir yönetim olacağı… 

4: Kerkük’ün 15 Kürt mahallesi Kürtler, 25 mahalle de diğer oluşumlar tarafından yönetileceği… 

5: Kerkük'teki Keyvan askeri üssü, havaalanı ve petrol yatakları gibi stratejik yerlerin yönetiminin merkezi hükümette olacağı… 

6: Halepçe, Süleymaniye  ve Kerkük bölgesinin kurulacağı (-ki bu IKBY’nin parçalanması demek) 

7: Bu yeni bölge için bir yeni bir hükümetin kurulacağı… 

8:Süleymaniye ve Kerkük'teki memur maaşlarının ve Süleymaniye’ye bağlı Peşmerge maaşlarının Merkezi Hükümet tarafından ödeneceği…

***

KDP-Barzani ekseninin tamamen yok kabul edildiği ve kaynaklarının kesildiği böylesine süreçte  Barzani’nin nasıl karşılık vereceği, Musul kozunu nasıl kullanacağı, ABD başta olmak üzere Irak üzerinde etki üreten güçlerin ortaya çıkan fiili duruma nasıl yaklaşacaklarını, bu anlaşmanın nasıl tecelli edeceğini kısa süre içinde görmeye başlayacağız. 

DEAŞ’a gelince…

“Bana buradan ne ekmek çıkar?”

O da buna bakacaktır.