HER KÖY, BİR FABRİKADIR!

'Sürdürülebilir Kalkınma', 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu'nca hazırlanan Brundtland Raporu'nda 'Bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma olarak' tanımlanmış.

Rapor genel olarak ekonomik büyümenin çevre dostu bir anlayışla hem yoksulluğu önlemek hem de uzun dönemli bir büyüme çağına girilmesi gerektiğini öne sürmüştür.

Gelecek nesilleri hesaba katmak

‘Sürdürülebilir Kalkınma’ var olanı devam ettirmek anlamındadır. Yaşanan zamanı ve gelecek zamanı da içinde barındırır. Kapitalist ekonomik anlayışlarından öte, dünyanın mevcut kaynaklarını korumak ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktır. Kalkınmada esas amaç; yüksek karlılık yerine, insan yaşamını temel alan, gelecek nesilleri de hesaba katan anlayıştır. İçerisinde çevresel ve kültürel temel barındırır.

Anadolu toprağı, tarım toprağıdır

Ülkemizin her tarafını ve yakın komşu ülkeleri gezmiş, görmüş biri olarak söyleyebileceğim ilk şey; ülkemiz bir tarım ülkesidir ve öyle de kalmalıdır. Ülkemizin gelecek kalkınma planlarında; tarım, hayvancılık ve turizm birlikte düşünülmelidir.

Günümüzde Çin, tüm dünyada üretilen ürünleri kopyalayıp ucuz fiyata satmaktadır. Üreteceğimiz hiçbir sanayi ürürünü Çin’den daha uygun fiyata satma olanağımız yoktur. Aslında dünyada hiçbir ülkenin de böyle bir olanağı yoktur. Hatta elinde ürün patenti olan ülkeler bile Çin’de ucuz mal üretip dünya piyasasına vermektedirler.

Çin veya diğer ülkelerin ülkemizde kopyalayamayacakları tek şey iklimimizdir. Böylesine bereketli topraklara sahip dünyada hiçbir ülke yoktur. İçerisinde yaşadığımız bu bereketli topraklarda her türlü tarımsal ve hayvansal ürünleri üretip tüm dünyaya satabiliriz. Tüm dünyayı da, ülkemizde dört mevsim misafir eden bir turizm sistemi kurabiliriz.

Benim önerim; bir kişinin sahip olduğu büyük çiftlikler, mandıralar ve konaklama tesisleri yerine ülkemizde tarım, hayvancılık ve turizm yapabilecek tüm köyleri bir kooperatif yaparak mal ve hizmet ürettirmek olmalıdır. Coğrafyalar iyi etüt edilip, üretilecek mal ve hizmetler iyi seçilmelidir. Başlangıçta çok zor gibi görülen bu iş aslında çok kolay bir organizasyonla çözülebilir. Yani her köy bir fabrika, köylülerde kendi işinin işçisi olmalıdır.

Helal kazançlar

Bu kalkınma hamlesi ile iç göçü önleyebilmenin yanında gıda güvenliğini de sağlamış oluruz. Tüm köyleri bir kooperatif olarak görmek demek; aracısız ürün ve hizmet satışı demektir. Kooperatiften alınan ürün ve hizmetler; vergilendirilmiş helal kazançlar içerir.

Ülkemiz insanının hep bir geçim derdi var. Aslında gelecek kaygısı var. Daha öte, ülkemiz insanı iş bulmak için yüksek tahsil yapıyor. Bir insanın ata topraklarında, geleceğe yürümesi kadar mutluluk veren ne olabilir? Gelecek kaygısı olmadan yaşayan bir mutlu topluluk yaratmak elimizde.

Köylerdeki ekonomik faaliyetlerde öncelik çevrenin korunarak kalkınma sağlamak şeklinde olmalıdır. Su ve toprağın korunması, yerel tohum ve yerli hayvan ırkının geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır.

1970’li yılların ortalarında, fotoğrafların ve anıların siyah-beyaz olduğu yıllarda yani, mutlu bir çocuktum. Ahmet Kutsi Tecer’in ‘Orda Bir Köy Var Uzakta’ şiirini pek çoğumuz gibi bende ezbere bilirdim. Orda, uzakta olan köyün bizim köyümüz olması dileklerimle…

Orda Bir Köy Var Uzakta

Orda bir köy var, uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür.

 

Orda bir ev var, uzakta,

O ev bizim evimizdir.

Yatmasak da, kalkmasak da

O ev bizim evimizdir.

 

Orda bir ses var, uzakta,

O ses bizim sesimizdir.

Duymasak da, tınmasak da

O ses bizim sesimizdir.

 

Orda bir dağ var, uzakta,

O dağ bizim dağımızdır.

İnmesek de, çıkmasak da

O dağ bizim dağımızdır.

 

Orda bir yol var, uzakta,

O yol bizim yolumuzdur.

Dönmesek de, varmasak da

O yol bizim yolumuzdur.