TDV sağ 160x600


HAYAL KURMAK BİLE ZORLAŞTI!

Fehmi KETENCİ 10 Nis 2022

Bugün gazete yayınlanacak yazımı yazmak için bilgisayarımın başına oturduğumda, yazacaklarımın ne olması gerektiğine karar vermekte oldukça zorlandım.

      Bugün gazete yayınlanacak yazımı yazmak için bilgisayarımın başına oturduğumda, yazacaklarımın ne olması gerektiğine karar vermekte oldukça zorlandım. Yaklaşık üç yıla yakın bir süredir yaşamımızda ne fırtınalar koptuğuna, bu fırtınalar arasında nasıl bir yaşam sürdürebildiğimizle ilgili net bir görüntü şekillendiremedim. Öylesine zor bir dönem geçirmişiz ki, değil yıllarını, aylarını, haftalarının bağlantısını kurabileceğim bir anı birlikteliğine bile ulaşamadım. Geçen üç yıldan aklımda kalanlar; birbirleriyle yarışan mutsuzluklar, birbirini kovalayan olumsuzluklar ve yaşamın her gününde sonunun, nerelere gideceğini bilemediğimiz hayal dünyasının uçsuz bucaksız derinliklerinde, neler olacağına akıl erdiremeyeceğimiz bir çaresizlikle mücadele edip durmuşuz..

                  Bilgisayarımın tuşlarına dokunarak eskiden akılda kalanlar ile günümüzü karşılaştırarak bir

          şeyler yazmaya çalıştım. Gördüm ki, eskiyle birbirine benzerlerinin nerdeyse hiç olmadığı bir

           yaşam biçiminin tüm zorluklarını yüklenmiş bir şekilde uğraşmışım.

                  Bu şartlarda yaşamak çok zor. Her gün çözümünü bulamakta zorlanadurduğumuz sorunlar yumağının kıskacında çaresizliğe gömülmüş şekilde boğuşur durumdayız. 

                 Yaşamımızı planlayabilmenin bu şartlarda hiç de kolay olamayacağını görüp, bazen

           gidişatı oluruna bırakıp nereye gidecekse gitsin dediğim olmuştur çoğu zaman.

     Yaşamı ve buna temel teşkil edecek günü geçirmek, geleceğe ilişkin sağlıklı planları oluşturabilmek yolunda ne denli gerçekçi yaklaşımlar içinde olabilirim, o konuda hiçbir planım bile yok şimdi!…

     Yaşam denen o gizemli dünyaya hangi gözlükten ve nelerden daha çok etkilenerek bakabiliyoruz. Neleri yapmayı planlıyor ve bu planladıklarımızdan hangilerini gerçekleştirebiliyoruz…

     Yaşam felsefemiz hangi öyküler üzerine kurulu, kimlerin yazdığı sanal öykülerine endekslenmişiz. Yaşamımızı yönlendirecek, bize yol gösterecek o öykülerin nerelerde olduğu konusunda bile hiçbir bilgimiz yok gibi. Öyküler kaf dağının ardında ta uzaklarda. Bizden bıktılar mı, yoksa bizler mi onları bıktırdık.

     Başlarken söylediğim gibi, son üç yılı kapsayan yaşamımızda yapabileceğimiz hiçbir planı tutturamadık, tutturamıyoruz.. Biz mi beceremedik veya niye beceremiyoruz. Ancak bu olumsuz gelişimlerin hiçbirisinde bizlerin pek hatası olmadığını da görebiliyorum.

     Yıllardır kontrolümüz dışında olan iç dış tüm zorlayıcı şartların olumsuzluklarını yaşadık veya bunları yaşamaya mahkum edildik. Bu mahkumiyette bizim ne hatamız var düşündüğümde, net bir sonuca varamadım. Planlarını her gün değiştirmek durumunda kaldığımız ekonomik şartların iyice dayatmaya dönüşmesiyle, geçim endeksinde sürekli ivme kaybettik, hayat zorlaştıkça zorlaştı veya zorlaştırıldı. Geçim endeksimizde bir beyaz sayfa açamadığımız, gibi onun hayalını bile kuramaz durumdayız.

     Tüm yaşam felsefemizi örneklere endeksleyecek kadar saygı duyduğumuz, destek beklediklerimiz şimdi neredeler?

      İnsanlar neden; standartlara endeksli olayları zorlaştırır, yaptıklarını, yaşamı yönlendirenlerin oluşturduğu şartları standartlar çerçevesinde değerlendiremezler.

     Her birimizin korkuları ve kuşkuları, umutları ve hayalleri, endişeleri ve kaygıları var. Hepimiz birbirimizden farklıyız, örnek aldığımız yaşam standartlarının doğru veya yanlış uygulanmasında yapayalnızız…Her birimiz böylesi bir ortamda bir roman kahramanı gibi davranmaktan hoşlanıyoruz. Biraz hayal gücü ile göreceksiniz ki; zaaflarımızın veya arzularımızın her biri bir roman karakterine tıpatıp uyacaktır. Aslında bizler de, kendi yaşamımızda hayali birer roman kahramanına benzemeye can atıyoruz…

      Artık o kadar hayalci yaklaşımlardan medet umabilecek durumda değiliz. Yaşam şartları o kadar zorlaştı ki. Artık nefes alamaz durumdayız. İyice dayanılmaz hale gelen ekonomik şartlar, geçim sıkıntısı, çarşı, pazardaki ateşin mutfağa yansıması tüm temel tüketim maddeleri üzerindeki dayanılmaz baskısı, üstüne üstlük; elektrik, doğalgaz ve akaryakıta yansıtılan zamlar ve geniş alana yayılıp organik baskı yaratan etkileri, birkaç yıldır yaşamı zorlaştırmanın çok ötesine geçmiş durumda.

      İşte bu dönemde, yaşam standartlarınızı tümüyle etkileyen zorluklarla uğraşma direnciniz kaldıysa. Veya şartları zorlaştıranlardan fırsat bulabilecek misiniz?

      O sözünü ettiğimiz yaşamın roman kahramanlarından eser yok artık. Yaşamınızı renklendirecek öyküleri bile görünmez yaptılar, hayal dahi edemiyorsunuz.  

     Yaşamımıza; “Hoşgörü” penceresinden bakabilmek asla zor değildi ama, bunun kararı artık bizde değil! Aç değiliz, açıkta değiliz, her şey var ama, o var olan herşeyi alacak kadar gelirimiz, paramız da olsaydı.

     Net görünen bir şey var ki, ellere bel bağlamışız, üretemiyoruz, kendimize yetemiyoruz.