Kurban_bayrm


HANDE YENER KÜRESEL PENCERE'DEN SESLENİYOR

Şimdi sanatçının yeni çalışması Pencere'ye bakalım...

Pop müziğe can suyu etkisi yaratan Hande Yener 'in yeni çalışması Pencere adeta Pop Müziğinin şahlanışının habercisi olarak nitelendirebiliriz. Pop Müzik birkaç zamandır bir girdapta, bir çıkmazdaydı. 2000 yılından bugüne kadar her çalışmasında farkındalığını ve yenilikçi olduğunu gösteren Hande Yener Pop Müziğin üreten, çalışan sanatçısı olarak Pop Müziğin kurtarıcısı olarak görülmekte..

Şimdi sanatçının yeni çalışması Pencere’ye bakalım...

Hande Yener adeta kendi kendisinin rakibi, adeta kendisiyle yarışan sektöre pencere açan küresel bir sanatçı olmanın en iyi kanıtı yeni çalışması Pencere...

Sanatçının 'Pencere' şarkısı sözleri ile son günlerde yaşadığımız tüm kötü olayları adeta özetler nitelikte. Yener, 'Hani dünya bize dönüyordu biz kaybediyorduk, hani herkes çok seviyordu bize yetişemiyordu, hani hayat yüzümüze gülüyordu bunu kim uydurdu' sözleri ile herkesin bir ruh halini en iyi şekilde anlatıyor. Şarkının anlam ve önemini klibe ve single kapağına da taşıyan sanatçının dikkat çeken Pencere şarkısı müzik listelerinde en çok dinlenen şarkı olma özelliğiyle dinleyicilerden tam not aldı. Pencere 'nin sözleri Berksan Müziği Misha ve Berksan, fotoğrafları, video klibi ise Aytekin Yalçın imzalı.

Sözleri ve klibi ile günümüzü, hissettiklerimizi, değişen dünya düzenini ifade ediyor. Küresel bir şarkı olma özelliğiyle küresel bir sanatçı olduğunu da hissettiriyor. 

 Hande Yener' in 20.Yıl Özel Albümü Carpe Diem 'i sabırsızlıkla bekliyoruz...

YENİ KÜRESEL ANLAYIŞ

Dünya şu günlerde yeni dünyanın ilk aşamanın en sancılı döneminden geçiyoruz. Dünya medyasına görüşlerini aktaran çoğu bilim insanı bu konuda hemfikir. Çin şubat ayında yaşananların benzeri Avrupa’da nisan ayı sonuna kadar devam edecek. ABD’nin “Lockdown” protokolünü esnetme ihtimali en erken nisan ortası, en geç mayıs başı gibi görünüyor. Avrupa daha erken kontrol sağlasa da ABD’den daha tedbirli davranacak, bu yüzden yaz aylarının ortalarına kadar Avrupa’da sosyal, ekonomik, siyasi ve elbette kültürel çerçevede hareketlilik beklememek gerekiyor.

Bu öngörüler ışığında küresel uyanışın şafağı mayıs ayı sonu olarak tahmin ediliyor. Bu süreçte ekonomide yaşanan büyük tahribat iyice belirginleşecek ve kimi alanlarda ortaya çıkan hasarın tespiti daha net yapılabilecek.

Önce pandeminin ortaya çıktığı ilk ülke “dünyanın fabrikası” Çin’e bakalım.

Columbia Üniversitesi’nden Shang-Jin Wei, korovavirüs salgınının “Nisan ayına kadar” kontrol altına alınacağı senaryosunda virüsün Çin’de ekonomik büyümeye etkisinin yıl genelinde 0,1 puan ile sınırlı kalacağına yönelik iyimser bir tahminde bulunmuştu. Uluslararası finans kuruluşları ortalama olarak Çin ekonomisinin 0,5 puanlık bir büyüme kaybı yaşayacağını tahmin ediyorlar. Ancak Çin ekonomisinin 1 puandan fazla kayıp yaşayacağını düşünen aşırı kötümserler de yok değil.

S&P Global, “küresel ekonominin” virüs kaynaklı yaşayabileceği büyüme kaybına yönelik tahminleri 0,02 ile 0,3 puan arasında gösteriyor. Bu elbette iyimser bir tahmin. Bloomberg Economics’in yaptığı tahminlere göre, virüsten dolayı küresel ekonomi 2020’nin ilk çeyreğinde 0,416 puanlık bir kayıp yaşayabilir. Yine de çoğu ekonomiste göre hasar tespitini öngörebilmek şimdilik zor görünüyor. 

YENİ KÜRESEL İŞ DÜNYASI 

Dünya büyük bir değişim dinamiğinin içerisinde. Önümüzdeki günlerde beklentiler, projeksiyonlar ve fütüristik çıkarımlara ilişkin daha kapsamlı analizler gelecek. Ancak “3. Aşama”ya ilişkin öngörülerin, tahminlerin bazı alanlarla ilgili olarak şimdiden dile getirilmeye başladığını görüyoruz.

Büyük bir tsunami dalgası sonrasında ortaya çıkacak yeni dünyada siyasetten sosyal yönelimlere, ekonomiden kültürel olgulara ne tür değişimler yaşanabileceğini sorgulayan düşünce egzersizleri yapılıyor. Bunlar arasında The New York Times, Foreign Policy ve The Conversation’daki makalelerin ışığında temel bazı izlenimleri aktarmak yerinde olabilir.

Post-pandemi sürecinde öncelikle küreselleşme, uluslararası tedarik zinciri, uluslararası havacılık ve mobilizasyon düzenlemeleri kökünden değişebilir. Bunlar, geniş çaplı analizlere ihtiyaç duyulan alanların başında geliyor. Diğer yandan, “teleworking” evden online üretime katılma ve “uzaktan eğitim” konularının yakın geleceğin en önemli gündem başlıkları arasına gireceği anlaşılıyor. Online evrende maliyetlerin düşürüldüğü üretim ortamlarına yönelik proje ve Ar-Ge çalışmalarının girişimcilerin-yatırımcıların mutlaka takip etmesi gerektiği bir döneme giriyoruz. Online perakende satışa yönelik hizmetlerin çığ gibi büyüyeceği yeni iş evreninde herkesin peşinde koşacağı “Big Data” olacak.

Endüstri 4.0 olarak da tanımlanan bu yeni evrende tüketici eğilimleri ve moda akımlar, yönelimlerin neler olacağı tespit edilmeli. 4. Sanayi Devrimi olarak da tanımlanan süreç temel olarak Bilişim Teknolojileri ile Endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyor. Ana bileşenlerinden ilki Yeni Nesil Yazılım ve Donanım, yani bugünün klasik donanımlarından farklı olarak düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması, temel hedef.

İkinci ve belki de en önemli bileşen ise Cihaz Tabanlı İnternet (Internet of Things), yeryüzündeki tüm cihazların birbiriyle bilgi ve veri alışverişi için kullanıldığı, her türlü araç gerece entegre edilmiş, sensör ve işleticilerle donanmış, internet bağlantılı akıllı elektronik sistem bu sisteme kısaca Siber-Fiziksel Sistemler de diyebiliriz.

Üretim sürecinde fabrikalardaki makinelerde siber-fiziksel sistemlerin kullanılması demek insanlardan neredeyse bağımsız olarak kendi kendilerini koordine ve optimize ederek üretim yapabilecek akıllı fabrikalar” anlamına geliyor. Eğer Endüstri 4.0 stratejisi gerçekleşirse üretim süresi, maliyetler ve üretim için ihtiyaç duyulan enerji miktarı azalacak, üretim miktarı ve kalitesi artacak. Bu sürecin post-pandemide daha süratli ve yaygın şekilde etkinlik alanı geliştirmesi bekleniyor.

Mavi Yakalı çalışanların da otomasyon sistemlerinin daha entegre hale gelmesiyle nitelik değiştireceği bir evren bu. Robotların ve yapay zekanın her sektörde daha aktif ve yayılım alanı bulacağı iş evreninde bundan en fazla yararlanacak alan tedarik zincirleri olacak.

VE PEYAMİ SAFA 131 YAŞINDA

Peyami Safa, Türk yazar ve Gazeteci. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Yalnızız gibi psikolojik türdeki eserleriyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında ön plana çıktı. Yaşamı ve fikrî hayatındaki değişimlerini eserlerine de yansıttı. Server Bedi takma adıyla birçok roman kaleme aldı. Peyami Safay’ı Saygıyla ve Rahmetle Anıyorum. 

 HAFTANIN SÖZÜ:

EVDE KAL, KİTAPLA KAL 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI