HAKEM BEY!

Bu sene hepimiz Türk Hakemlik Müessesesine "N'olduğunu" anlamaya çalışıyoruz.

sussan olmuyor... susmasan olmaz

dil dursa hakem bey, tende can durmaz..

yazsan olmuyor… yazmasan olmaz

kaleme tedbir koma, tek durmaz... şikayetim var cümle hakemden.

Sezen Aksu’nun yıllardır dillendirdiği Hakim Bey şiirini, hakemlerimize uyarlayarak merhaba dedik. Oldukça sıkıntılı geçen 2016 yılının son Salı gününde, daha iyi şartlarda, daha olumlu bir yazı yazmayı elbette isterdik ama durum hepimizin malumu ve “dil dursa, can durmuyor.”

Bu sene hepimiz Türk Hakemlik Müessesesine  “N’olduğunu” anlamaya çalışıyoruz. Formsuzluk deseniz değil, şanssızlık deseniz değil, bambaşka sebepleri olduğu aşikar ama bilinen; buzdağının görünen kısmı kadar ve turpun büyüğü heybede! Hüseyin GÖÇEK, Cüneyt ÇAKIR ve Halis ÖZKAHYA’nın hafta sonu yönettikleri maçlarda yaptıkları fahiş hatalar adeta bir yılın özeti gibiydi. Cüneyt ÇAKIR’ın UEFA Elit Kategori Hakemi, Hüseyin GÖÇEK ve Halis ÖZKAHYA’nın da UEFA İlk Kategori Hakemi oldukları hatırlanınca “vah başımıza gelenler” oluyoruz. Başakşehir maçında, önce verilen sonra anlamsızca iptal edilen gol kararı, Rize’de çalınan enteresan penaltı ve Bruma’nın kroşesine sadece sarı kart verilebilmesini, MHK ve Federasyon, UEFA Türkiye Sorumlusu Jorn West Larsen’e nasıl izah edecek merakla bekliyoruz.

Tez

Durumu anlamaya yönelik iki farklı tez konuşuluyor futbol kamuoyunda; daha genel kabul gören birincisine göre, futbol camiasının toplam kalitesi ne kadarsa; hakemlerimizin de kalitesi aynı ayarda. Deveye sormuşlar: boynun neden eğri? Ne demiş mübarek hayvan? “ – nerem doğru ki?” bu tezin sahipleri, yapılan hataları gayet kabul edilebilir biçimde izah ediyor ve insan hatası olarak değerlendiriyor. Bütün büyük turnuvalarda yaşanan hakem hatalarını örnekleyip olabilirlik sınırları içinde kalan basit hatalar olduğu dillendiriyor. Federasyon, kulüpler, MHK, Gözlemciler/Temsilciler gibi futbol ailesini oluşturan bütün kurumlardaki vasatlığın aynen hakemlerde de olduğunu bir veri olarak sunuyorlar. Sistemin getirdiği genel güvensizlik ve futbol ikliminin, bu hatalara sebep olduğundan yakınıyorlar.

Antitez

(Bizim katılmadığımız) diğer tez ve sahiplerine göre ise; yaşananlar sistematik ve bir kurgunun eseri. Görünmez bir el, Ligi ve Türk Futbolunu dizayn ediyor. Öngörülemeyen bazı ilerlemelere ket vuruluyor, geride kalanlara omuz verilerek yarışın dışında kalmaları engelleniyor. Penaltı ise penaltı, gol iptali ise gol iptali, kart cezası ise kart cezası ne gerekiyorsa yapılıyor. Hatta sezon başında açıklanan maç takvimi bile buna uygun olarak manüple ediliyor, bir takım üç dört hafta üst üste pazartesi günü maçlarını oynarken, Avrupa’da boy göstermeyen bir diğeri Cumartesi-Pazar günlerinin müdavimi olabiliyor. Gariban bir Anadolu takımının, en büyük gol silahı (WL)bir sonraki hafta oynayacağı büyük maça kart cezalısı duruma düşerek çıkamadığı gibi, Büyük Abilerden (yaramaz !) olanının defans elemanı(MS) gene bir başka önemli maç öncesinde kart cezası sınırına girebiliyor. Soyunma odasına hakem kilitleyen bir başkası(TS) adeta kürek mahkumu gibi gelenden gidenden kırbaç üstüne kırbaç yiyor. 

Hipotez 

Bişeyler oluyor ama hadi hayırlısı..