"HAFIZA ODASI" GÖNÜLLERİ VE CHP'Yİ ÇATIRDATTI

Yaşar İÇEN 21 Eki 2021

O gün sokakları adımlarken hiç aklımızdan çıkmadı tarihin acı tekerrürünün "Kürtlerin hakları için mücadele ediyoruz" diyenler tarafından yine Kürtlere layık görüldüğü...

O gün sokakları adımlarken hiç aklımızdan çıkmadı tarihin acı tekerrürünün “Kürtlerin hakları için mücadele ediyoruz” diyenler tarafından yine Kürtlere layık görüldüğü... Kürtler tam rahat bir nefes alacakken, istihdam alanları yaratılacakken, geçmişin acı hafızasını evlatlarımıza aktarmamak adına bahçelerine umut fidanları dikmek için uğraşırken birileri çıkıyor ve tam da zurnanın zart dediği yerden üflüyordu... Bu kaçıncı saymak bile istemiyoruz! Bunaldık böylesi dejavulardan çünkü ne zaman ülkenin huzurundan yana hamleler yapılmak istense; o yandan bu yandan elinde balta ile koşanlar beliriyor her köşe başında!

Ve sanırım yine zurnalar çığırtmak istendi cumartesi günü Diyarbakır’da... Fakat bu kez bölge insanının tabiriyle zurna “tışte billaxâk” denen “Hafıza Odası”ndan üflüyordu notalarını... İlgili ilgisiz herkesin zihninde şu var; “neydi bu şimdi hiçbir şey anlamadık...”
Ne anladınız diye sorduklarım bu soruyla karşılık verdi bana; “vallahi bir şey anlamadık neydi bu şimdi?” Özetle tışte billaxâk’a çıktı bu serginin adı...
Sahi neydi bu şimdi? Kime ne kattı, ne anlattı, bizi ne kadar ileri taşıdı, eleştirdiklerinizin yerine hangi çözümleri sundu...
Bizim gibi gönüllüler gece gündüz yazıp-anlatıp-koşturup emek vererek evlatlarımız geçmişin travmalarına mahkum edilmesin, umutla dolsun, bilgi ve birikimleriyle dünya vatandaşı olsun, sosyal-kültürel-sportif faaliyetlere doysun, yaşadıkları toprakların bilincine varsın diye önlerine merdivenler inşa etmeye çalışırken “Hafıza Odası” sergisiyle aşılanmak istenenler kime hizmet ediyor? Bu gönülden dokunuşlara son örnek Yüksekova’dan geldi... Yüksekova Emniyet Müdürlüğü, İl Müdürü Salavat Mete Pınar ve İlçe Müdürü Murat Güneş öncülüğünde 40 lise öğrencisini Ankara’ya yolcu etti. Amaç; Ankara’nın ve dolayısıyla ülkenin tarihini yerinde görmek, öğrenmek, anlamak... Birlikte gezmek, dinlenmek, başarılı bir gelecek hayaline yelken açmak...
Evet bir kesim onca yoğun ve yorucu iş gücüne rağmen evlatlara mutlu, huzurlu, başarılı bir gelecek emanet etmek için çaba sarf ederken diğer bir kesimde evlatları geçmişin karanlığında kaybetmek istiyor!
Aslında bunun adı pişti olmak biliyor musunuz! Çünkü geçmişin acılarıyla beslenip güç bulanlar son yıllarda her mecrada teröre set çekilmesiyle malzemelerini kaybetti ve güç devşiremez oldu... Son çare olarak da “hafıza oyunlarına” başvurdu lansman niyetine... Sergi bahanesiyle gündüz acılara vurgu yapanlar gece de vur patlasın çal oynasın eğlencenin dibine vurdu Diyarbakır’da... Halaylarda kol kola girenler de ne alaka şimdi dedirten türden çok enteresandı üstelik...

Dedim ya ne zaman ki bölge insanı nefes almaya başlıyor birileri ayaklara bağladıkları köstekler ile onlarca yıl geriye döndürmeye çalışıyor bu toprakları...
Gelelim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ziyaretinden yansıyanlara... Benim anladığım şu; Hafıza Odası, CHP’de uzun zamandır aba altından çekilen kılıçların dili oldu... Ve bir nevi CHP’nin hafıza kapıları aralanıp “ne oluyor partinin genlerine” gerçeğiyle yüzleşildi...
CHP’nin güçlenmek için modifiye seçmen yapısıyla yol haritası çizmeye çalışması artık su kaldırmıyor çünkü birbirine zıt bu kadar farklı kesimin aleni çekişme ve belki de bölünme sinyallerini çok yakında duyacağız gibime geliyor... Muhafazakar, Ulusalcı, HDP’li, marjinal ve daha nice farklı kesimin taşıdığı sular değirmenin yükünü hafifletmeye yetmiyor artık...
Misal Atatürk’ü bu vatanın kahramanı olarak görenler Atatürk’ün adını dahi anmak istemeyenlerle yürümek istemiyor artık... Balkonundan Türkiye Bayrağı’nı eksik etmeyenler yine aynı bayrağı her yerden söküp arkasını dönenlere susamıyor artık... Ve HDP gibi CHP içinde iyice güçlenen gruplar koltuğu sahiplenme mücadelesi yürütüyor...
Son bir analiz; Doğu-Güneydoğu’da büyük bir kesim Kürt halâ CHP travmasıyla yaşıyor, CHP’ye güvenemiyor, samimi bulmuyor, uzak duruyor, ipiyle kuyuya inmiyor...
Velhasılı kelam Hafıza Odası Sergisi hem gönülleri hem de CHP’yi en kallavisinden çatırdattı...