Kuveyttürk m0bil1


GÖNÜLLÜ ACİZ ANA BABALAR!

Funda ÖZKALYONCU 14 Ağu 2021

Öyle ya, kış aylarına benzemez, hiç kimse evinde değil.

Yaz ayları herkes sokakta.

Doğal olarak anneler babalar ve çocuklarına daha çok şahit oluyorsun.

Öyle ya, kış aylarına benzemez, hiç kimse evinde değil. 

Sıcaklar bastı, tatil zamanı dağılın savrulun sokaklara hali var.

Analar babalar ve çocuk ilişkilerine ister istemez şahit oluyorum.

Kim gönüllü bakmak ister ki aslında değil mi?

Çocuklara maruz kalıyorsun. 

Aslında anne ve babalarına maruz kalıyorsun demek daha doğru olacak.

Ne anneler ne babalar, çocukları ile asla başa çıkamıyor.

Çocuklarını zapt etmek ne mümkün.

O çocuklarla başa çıkmak ne mümkün.

Başlarda yazık analara babalara diyordum.

Ne kadar zor çocuk büyütüyorlar inanamazsınız. 

Ömür törpüsü, ana babanın ömrünü üst üste koysan yetmez, o haldeler..

Akşama kadar anneemmm, babacıımmm diye çocuklarına sesleniyorlar.

Akşama kadar orası burası dolaştırıyorlar, gezdir dur, yetmiyor..

Ne plaj yetiyor, ne top yetiyor, ne oyun yetiyor, hiçbir şey yetmiyor. 

Geceleri hepsinin çocukları avaz avaz ağlıyor. 

Gördükçe.

Bu çocuklar ne arsız yahu derdim, anladım ki çocuklar değil analar babalar arsız.

Şimdi bunlar zamane çocukları palavrasını hiç kabul etmem.

Şimdiki zamane anne babaları derseniz daha iyi anlarım.

Çocuklar Z kuşağı, bilmem ne kuşağı onu da kabul etmem.

Çocukları bu kadar değiştiren kontrolsüz hale getiren nedir?

İnternet ve televizyon.

Öyle ya yedikleri bizim çocukluğumuzda yediklerimizden beter, solukları hava daha bin beter, eğitim dersen daha kötü.

Anaları babaları her gün eğer taşıyorlarsa ülke derdi ile uyanıyorlar.

Hepsini üst üste koyduğunuz zaman neden bu kadar yükselmiş, neden bu kadar şımarıksınız anlamak çok zor.

Yazık analara babalara derdim.

Ne kadar yanlış düşünmüşüm, analar babalar gönüllü acizi olmuşlar.

Dünyanın en güzel çocuğu senin.

Yooooo.

Dünyanın en akıllı çocuğu senin.

Yooooo.

Baba çocuğuna sen kralsın unutma, krallar en kral poğaçacıdan, en kral poğaça yer diye büyürse nasıl olacak.

Önüne çıkan herkesin canına okuyacak, ben kralım diye.

Hayatına giren kadının canına okuyacak, ben kralım diye.

Büyüyecek ve bir bakacak ki kral falan değil.

Eskiden.

Bakmasını bilenler için hayatın sihri çocukların gözlerindeki saflıkta derlerdi.

Bakın bakalım o saflık kaldı mı.. 

Annelerin dualı gözleri kalmamış ki, çocuklarının gözünde saflık kalsın.

Ana babalarda sızlayan vicdan, sonsuz merhamet kalmayınca.

Ana babalar yırtma telaşında, sidik yarışında ise.

Komşum diyor ki, arkadaşlarla, her gün plajlarda ve gece yemeklerinde 3, 4 bin TL harcıyoruz. 

Hepsi sanki Şeyma ile, ya da çok zengin insanlarla yarışıyorlar 

Onların gittiği her yere gidecekler 

Ne güzel.

Eğer çocuklarınızı böyle büyütürseniz, etrafa duyarsız merhametsiz, kendi dışınızda kimseye merhamet etmezseniz.

Sevgisiz gözleriniz, hesapçı akıllarınız yangında.

Gelecekte.

Çocuklarınızı kurtarmak için ne yapsanız nafile olacak.

Bu çocuklar birbiri ile yarışırken, birbirlerine hiç acımayacaklar.

Birbirlerinin ocağına incir ağacı dikecekler. 

Kendi gerçeğinizle yüzleşemeyeceksiniz. 

Ama.

Kendi yenilginizle yüzleşeceksiniz.

Funda'nın aklındakiler…

... Bodrum Yalıçiftlik dağların arkasından kırmızı kara dumanlar yükselmiş yangın var.

Yangının en fena ilk günleri.

Hanımefendi çok zengin, birkaç milyon euro’luk evde oturuyor. 

Plajda.

Pahalı mayosu, gözlükleri, terlikleri ve pek tabi ki kabarık öne öne dudakları ile, günün keyfini çıkaracak.

O koca dudakları öylesine şişirmiş ki, hiç affetmiyor kadını.

Kontrolsüz dudaklar yana yana, öne öne şaplatarak “ahhhhh eyvah, arkadaşlarım "sea garden"da tatildeler” dedi. 

"Ya yangın oraya giderse, ya onlara bir şey olursa."

Plajda aynı gruptan değil ama, o yüksek sesli şımarık konuşmaya şahit olan bir beyefendi, "korkmayın hanımefendi" dedi.

Yangın tatil köyleri, otelleri yakmıyor merak etmeyin siz,  oraya bir şey olmaz" dedi.

“Nasıl” dedi kadın.

Yani şöyle dedi, "otelin tam sınırına gelince duruyor".

Koca dudaklı yalandan endişeli kadın hemen ikna oldu.

Arkadaşlarına bir şey olmayacaktı.

Kime ne olursa olsundu.

Arkadaşlarına "deniz şahane hayaaaatımmmm ben giriyorum" dedi.

Salına salına denizine girdi.

Funda'nın aklındakiler…

.... Bodrum.

Yer gök çöp içinde.

Sakın belediyeyi suçladığımı sanmayın.

Belediyeler haftada bir gün ilçe ilçe ayırmış,  günleri var, o günlerde gelip alıyor çöpleri.

Yani 6 gün, sen ben hepimiz çöpleri ağzı bağlı poşetlerde çöp kutularına atacağız.

Yani dışarıya savurma, sokaklara atmayın diyorlar.

Ormanlık alanların çöp içinde fotoğrafları var, 

Sahiller çöp içinde.

Çöpünü bırakan gidiyor.

Biz ülke olarak çöpü çok çıkan bir milletiz.

Herkes giderken çöpünü yanına alsa, oralar tertemiz kalabilir.

Yani nasıl olsa gelsinler temizlesinler demezsen, biz kendi çöpümüzü alıp gidelim dersen, sorun çok kolay çözülür. 

Evini, arabanı nasıl temiz tutuyorsan, evinden dışarı çıktığından itibaren neresi varsa temiz tutacaksın.

Eğer evin, evindeki banyon, havluların, mutfağın, araban temiz değilse, zaten sana söylenen her şey nafile. 

Çöpünde boğulabilirsin.