TRT_Buyuk


EY DİGİTÜRK 21 TAKIMLI LİGDEN SANA NE, SEN İŞİNE BAKSANA!

Micheal KUYUCU 08 Ağu 2020

Geçtiğimiz hafta Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bir açıklama yaptı ve bir ilke imza attı.

Geçtiğimiz hafta Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bir açıklama yaptı ve bir ilke imza attı. Alınan kararla Süper Lig ve diğer tüm liglerde küme düşme kaldırıldı. Pandemi döneminde futbola desteği amaçlayan bu karar ile bu yıl tüm liglerde hiçbir takım küme düşmedi. TFF Başkanı Nihat Özdemir küme düşmenin kaldırıldığını ve Süper Ligin bu sezon, yani 2020-2021 sezonunda 21 takımla oynanacağını açıkladı.

Lige ek heyecan gelecek

Bu kararla beraber Süper Lig 2020-2021 sezonunda 21 takımla oynanacak. Önümüzdeki sezon dört takım küme düşecek, üç takım da alt ligden gelecek ve Süper Ligdeki takım sayısı 2021-2022 sezonunda yirmiye sabitlenecek. Bu kararla beraber Süper Ligde oynanacak maç sayısı da artacak. Her hafta bir takım bay geçecek. Yani o takım o haftayı maç oynamadan geçecek. Ben küçükken hatırlıyorum takım sayısının tek sayı olduğu birkaç sezonda bu yöntem uygulanıyordu. Her hafta bir takım maç oynamıyor ve dinleniyordu. Bu karar futbola güzel bir rekabet ve renk getirecek. Ne kadar çok takım varsa rekabet o kadar artar. İşin ekonomik yanı ve heyecanının da artma ihtimali yükselir.

Başakşehir’in şampiyonluğu çok önemli bir olay

Bu yıl Süper Ligde ilk kez farklı bir takım şampiyon oldu. Biraz pandeminin gölgesinde olsa da yine de güzel oldu. Bugüne kadar Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş ve Trabzonspor dışında sadece bir kez Bursaspor şampiyon olabildi. O şampiyonluk biraz da Fenerbahçe’nin de beceriksizliği sayesinde olmuştu. Ama yine de bir farklı takımın şampiyon olmasına neden olmuştu. Kısa sürede ciddi başarılara imza atan Başakşehir geçtiğimiz iki, üç sezon şampiyonluğu kaçırmıştı. Her sene bir şekilde bu iddiasını korudu ve az sayıda taraftarına rağmen profesyonelliği sayesinde her sene “şampiyonlukta ben de varım” dedi.

Başakşehir Türkiye Süper Liginde şampiyon olmayı başaran altıncı takım oldu. Bu belki az kişinin dikkatini çekiyor ama çok önemli bir olaydır. Bu bir devrimdir. Bu tekellerin yıkılması adına bir meydan okumadır. Başakşehir’in bu şampiyonluğu Türk futbolunu tekeli altına alan üç büyük İstanbul takımının tekelinin kırılmasıdır. Futbola rekabet geldi ve en önemlisi hep “aynı olan kazanacak” düşüncesinin getirdiği kronik umutsuzluğun bitmesine yönelik bir umut oldu. Başakşehir’in şampiyonluğunu bu açıdan ben çok önemsiyorum. Sezon pandemi arasından sonra başladığında, bu takımın şampiyon olmasının az önce bahsettiğim gerekçelerden dolayı çok önemli olduğunu ve benimde gönlümün bu yıl Başakşehir’in şampiyonluğundan yana olduğunu söyledim, hatta bu konuda epey de küfür de yedim.

Yayıncı kuruluşun anlamsız isyanı

Süper Ligin önümüzdeki sezon 21 takımla oynanacak olmasına yayıncı kuruluşun isyanına neden oldu. İşin bu yönü beni çok şaşırttı. Maçların yayınını yapan Digitürk’ün yöneticisi Saad Saleh “Geçen ay ve bu ay, TFF ile birçok kez görüştük. Kimse bize sormadı, kimse bize bundan bahsetmedi. Kimse bize resmi bir açıklama yapmadı. Bunun, doğrudan bir etkisi var. 18 takımdan, 21’e çıkması yayıncıya sorulmadan verilebilecek bir karar değil. Bence doğru bir karar değil. Prodüksiyon maliyetimizi etkileyecek.” diyerek beni çok şaşırtan bir açıklama yaptı. Bu açıklamaya ek olarak maçların oynanacağı “coğrafi durumu da konuşmamız lazım” diyen yayıncı kuruluş yöneticisi “geçen sezon Ankara’da korsan yayın üzerine ciddi toplantı yaptık. Aksiyon alınmadı. Bundan büyük zarar görüyoruz” dedi ve “saygı duyuyoruz ama bu kararın bize de sorulmasını isterdik” diye ekledi.

Koca devlet sana mı soracak karar alırken?

Şimdi yayıncı kuruluşun bu açıklamaları beni hem çok şaşırttı hem de çok sinirlendirdi. 26 yıllık yayıncıyım. Bunu çok yaşadım. Neyi diyeceksiniz. Reklam veren ya da para veren her zaman kendisini kral ilan eder ve içeriğe müdahale eder, hatta içeriği ele geçirir. Bazen daha da ileriye gider ve medya işletmesinin sahibi gibi racon keser. Digitürk’ün bu davranışını ben buna benzettim. Koca ülke Bakanı, TFF bir karar alacak ve bunu sana mı soracak? Senin işin bu maçları yayınlamak ve bundan para kazanmak. Sana bilgi verilir belki ama sana fikir sormak ne alaka. Ben Digitürk’ün tepkisini de anlamadım. Fazla maç yayınlayacağı için mutsuz baba.

Sende ona göre tarife yap. Bir sürü tarifen var, isyan edeceğine artacak olan maç sayısının maliyeti ile getirisi arasında, senin lehine yönelik bir fark yaratmaya çalışsana. Birde “coğrafi durumun da konuşulması lazım” ne demek? Ne yani sırf Digitürk istiyor diye Anadolu takımlarını “senin coğrafi durumun yayıncı kuruluşun bilmem nesine uygun değil” deyip lige mi almayacağız”.

Amatör bir tepki

Bunlar nasıl açıklamalar, nasıl bir profesyonelliktir. Koca BeIn Grubu nasıl öyle amatör ve düşüncesiz açıklamalar yapar anlamıyorum. Bir de “korsan için aksiyon alınmadı” diyor.  Bunun TFF’nin Süper Ligdeki takım sayısı ile ne alakası var? Bunu neden TFF’ye söylüyorsun? Çok anlamsız ve amatör açıklamalar bunlar. Belli ki Digitürk beceriksiz işletmeciliği sonucundaki zararından dolayı sağa sola saldırmaya başladı. Bu iş iyice tatsızlaştı. İnşallah yaşanan bu ekonomik ve pandemi sıkıntılarını atlatırız ve Cumhurbaşkanımız Süper Ligin yayınlarını TRT’ye verir. Hem bir kamu hizmeti olur hem adam gibi maç izleriz. Hem de vır vır vır ağlayan Digitürk’ten de kurtuluruz.

Amerika bu işten zararlı çıkacak!

Müzik endüstrisinin en önemli düşünce insanlarından biri. Yıllardır sabit ve net bir duruşla popüler müzikten uzakta müzik üretiyor. En ticari şarkısının bile bir mesajı, bir ağırlığı var. Pandemi döneminde “Ay Karanlık Olunca” adlı bir tekli hazırladı. Soner Olgun’la pandemi döneminde müzik sektörünün yaşadığı zorlukları, Yeditepe İstanbul Konserlerini ve Kovid-19 virüsünün aslında dünyada yaşanan dijital dönüşümün haberciliğini yaptığı iddiasını konuştuk.

“Şarkıma olan ilgi organik”

 “Ay Karanlık Olunca” 3 yıl aradan sonra bu pandemi sayesinde girdiğimiz yeni kayıt sisteminin tüm hayatımıza kattığı yeni bir açılımıdır. Komşu arkadaşımın stüdyosunda alt yapıları hazırladık. “Ay Karanlık Olunca” çok profesyonel bir kayıt oldu. Şimdi kayıtlarda teknolojik bir yenilik var, gruba gönderiyorsunuz şarkıyı, size çalınmış işi geri gönderiyor. Uzaktan çalışma imkanları arttı. Böyle bir avantaj var, bu teknolojinin getirdiği avantaj. Bütün bunlardan yararlanıp “Ay Karanlık Olunca” adlı şarkımızı sevgili dostlarımızın beğenisine sunduk. Çok da sağ olsunlar organik bir ilgi gösteriyorlar.

“Zeynep Talu, şarkımı kıskandığını itiraf etti”

Sevgili Zeynep Talu’nun iltifatıyla başlayayım, şarkı için “Kıskandım Olgun” dedi bana. Ne kadar güzel. “Ay karanlık koş da gel ince fikre düş de gel bu söz hiç bu kadar güzel söylenmemişti” dedi. Valla iyi sözler olduğunu düşünüyorum dostlarımın referansıyla konuşuyorum.  Yan yana gelmemiz gerekmedi. Notayı gönderiyorsunuz arkadaşlar çalıyor siz onaylıyorsanız ‘tamamdır’ deniyor, onaylamıyorsanız küçük değişiklikleri düzeltiyorsunuz bir daha gönderiyorlar size. Yan yana gelmemiz gerekmedi üretirken şarkıyı, bu bir anlamına bir avantaj oldu. Benim esas yapmak istediğim müzikal form, yani melodi, Türk melodisidir. Etnik tadı vardır, melodiktik. Benim sevdiğim üçlü bir araya geldi; etnik, senfonik ve rock. Böyle abartmadan bir araya getirme meselesi.

“Klibimi eşim çekti”

Bu şarkıyı pandemi döneminde hazırladık, klip yönetmenim de değerli eşimdi. Eşim bunu cep telefonuyla çekti. Evimizin bir duvarı var, orada yapıldı, etraftaki konu komşunun bahçesinde kapısında yapılmış çekimlerle hazırladık klipi. Karantina koşullarının bize dayattığı zorlukları eşim Özlem Olgun çok iyi başardı, iyi bir duygu verdiğini düşünüyorum. Biz memnunuz klipten dostlarımız da memnun, size de böyle bir duygu verdiyse ne mutlu.

“Müzisyenler ne yer ne içer diye kimse düşünmedi”

Soner Olgun sahneye çıktığı zaman, Soner Olgun’un dışında en az 50 kişi ekmek yer. Pandemi ile birlikte o ekmekler gitti, kimsenin de aklına gelmedi bunun olacağı. Bir tek Ankara Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş: “İhtiyaç sahibi müzisyenler gelsin başvursun” dedi. Onun dışında hiç kimsenin aklına gelmedi müzisyenler. Bu müzisyenler ne yer ne içer hadi Soner Efendi başka, onun meziyetleri başka. Ben yazarım çizerim işte başka işler yapabilirim ama benim arkadaşlarım ve binlerce müzisyen arkadaşım ne yapar ne eder denmedi, onlarla ilgilenilmedi. Haziran ayında yavaş yavaş müzik faaliyetleri normalleşme ile başladı, bu faaliyetler de çok komik başladı bana sorarsanız.

“Alişan Türk halk müziğini temsil etmiyor”

Bu ülkenin çok önemli değerleri var. Mesela bu ülkede türkücü tırnak içinde tanımlıyorum değerli abilerim var benim. Mesela Musa Eroğlu, bir Erdal Erzincan. Bunlar bağlamanın türkünün temsilcileridir, benden daha öte temsilcileridir, öyle söyleyeyim kimse yanlış anlamasın. Bunların olmadığı yerde Türkiye temsil edilmiyor anlamına gelir. Yeditepe İstanbul Konserlerinde olmalıydı. Açıklıkla da söyleyeyim kendisi çok değerli bir arkadaşımız olabilir ama Alişan temsil etmiyor Türk halk müziğini. Bu bence yanlış.

“Müzik çok büyük bir sanat, ama müzisyenlik ikinci meslek” 

Berlin’deki bazı sanatçılar ve müzisyenlere bilmem kaç milyon Euro yardım yapılmış. İhtiyaç sahibi olmayan, buna ihtiyaç duymayan 14 bin isim de bu parayı geri vermiş. Ne biçim ahlaklı bir işten bahsediyoruz.  Peki, Yeditepe İstanbul Konserinde sahne alan  60 tane seçkin dostumuz ne yaptılar? İade eden oldu mu? ‘Benim ihtiyacım yok buna’ diyebildiler mi? Laf aramızda Soner Olgun’un daha çok ihtiyacı vardır o isimler arasında. Soner Olgun o anlamda bir star değil, bir şey değil ama Soner Olgun buna tenezzül etmez. Yani benim klarnetçi arkadaşımın mı ihtiyacı daha çok, yoksa benim mi gibi şeyleri düşünmek lazım. Burada çok ciddi hatalar oldu. Georges Bizet büyük besteci, dostlar tanırlar herhalde “Carmen” desem yeter herhalde. Georges Bizet’in çok önemli bir lafı, var onu hatırlatmak istiyorum: “Müzik çok büyük bir sanat, ama müzisyenlik ikinci meslek.”. Yine de her şeye rağmen biz pandemi dönemini çok verimli geçirdik. Eşim müzisyendir, benimle beraber çalışıyor. Özlem Olgun. 14 Pazartesi aksatmaksızın ki dostlarımız ona “Sonertesi” adını koydular, onunla beraber 14 Pazartesi hiç aksatmadan Instagram ve Facebook üzerinden canlı yayın yaptık. Çok şükür o 60 seçkin sanatçıdan çok daha fazla bir kitleye ulaştık.

“Rekorlar kırdık”

Sosyal medya konserlerini 14 hafta boyunca yaptık ve orada kendi çapımızda rekorlar kırdık.  5 saat kesintisiz yayın yaptık. Soner Olgun sahnesi neyse onu yansıtmaya çalıştık. Bir tek ekibimiz yoktu, ben zavallı işte biraz bağlama, biraz gitar çalarak eşimin de yardımıyla orkestrayı hallettik. Akustik kayıtlarımıza başladık, akustik kayıtlarımızda çok iyi bir birikim yaptık. Şu anda 10 şarkı civarında şarkımızı kaydettik ve onlardan birini babalar günü vesilesiyle yayınladık, önümüzdeki haftalarda birini daha yayınlayacağız. Durmaksızın akustik kayıtlarımızı yayınlayacağız. Bu arada da Soner Olgun dinleyen dostlarımıza duyururum yine 7-8 tane Soner Olgun şarkısı geliyor.

“Dijital dönüşüm gerçekleşti, vatana, millete, dünyaya hayırlı olsun”

2020 yılında zaten 3-4 yıldır çok bariz olan dijital dönüşüm yaşandı. Pandemi buna vesile oldu. Bu planlanan bir şeydi, artık dünyada güçlerin silahları ve kontrol biçimleri değişmiştir. Vatana, millete, dünyaya hayırlı olsun. Artık dijital devrim gerçekleşti, iyi bir devrim midir kötü bir devrim midir hep birlikte göreceğiz. Olan biten şeyin adı “dijital devrim”dir. Dünyayı yöneten daha görmediğimiz ve aslında daha kuvvetli olanlar dediler ki ‘biz sizden daha kuvvetliyiz’. Eski güçler yavaş yavaş tasfiye olacak, bu işten Amerika çok zararlı çıkacak. Çin karlı çıkacak bunların hepsi benim çeşitli katıldığım yayınlarda zaten ayrıntılı olarak yaptığım paylaştığım öngörülerim.