Kizilay_Sol160x600Ekim


EVRİM KÖŞKÜ VE SÖZLER AĞACI

Dr. Can CEYLAN 30 Ağu 2020

Sözler Köşkü, adını Said Nursî'nin Risâle-i Nûr Külliyâtı'nın en bilinen kitabı olan Sözler'den alıyor.

Yazının başlığında bir karışıklık olduğunu düşünmeyin lütfen. Ama karışıklık olduğunu düşünmekte de haksız değilsiniz. Sosyal medyanın ve özellikle Youtube’ın ucundan kenarından tutan hemen herkes, Youtube’ın önerileri arasında şu iki kanalı mutlaka görmüştür: Evrim Ağacı ve Sözler Köşkü.

Bir süre öncesine kadar İslâm’ı anlattığını iddia eden Sözler Köşkü’nün bâzı videolarını seyretmiştim. Zâten herhangi bir videoyu on dakikadan fazla seyredince iki defa reklama yakalanıp benzer veya aynı kanalların başka videolarına yönlendiriliyorsunuz. Bu yüzden önerilen videolar arasında Sözler Köşkü ve benzer kanallar çıkmakla kalmıyor ve kanalın hedefi olan ve bu kanalı hedef alan bir başka kanal da sıraya giriyor. Bu kanal da bilimsellikten zerre “tâviz” vermeden, gerçeklikten bir adım bile “geri” atmadan evrim teorisini konu alan yayınlar yapıyor.

Sözler Köşkü, adını Said Nursî’nin Risâle-i Nûr Külliyâtı’nın en bilinen kitabı olan Sözler’den alıyor. Türkiye’nin en seküler, en laik ve en Kemalist şehri olan İzmir’i merkez almış ama başka şehirlerde de teşkilatlanmış olan bir grup genç, kendilerinden yaşça küçük başka gençlerin hem dünyevî hem mânevî hatta cinsî sorunlarına bile çâre bulmaya çalışıyor. Kurdukları fizikî mekânları ve sosyal medya donanımını hangi maddî kaynakla oluşturdukları hakkındaki merâkım bu yazının konusu değil.

Sözler Köşkü adlı kanalda, “Üstâd”ın bir kitabı açılıp sohbet havasında konuşmaya başlanıyor. Ama video boyunca o kitaptan birkaç cümle okunup âdeta “İslâmî talkshow” yapılıyor. “Ehl-i dünyâ”nın hayâtını hem düzünden hem tersinden okuyup şimdi de okutacak kadar yüksek bir özgüvene sâhip olan Köşk ehlinin son ve nihâî hedefi Evrim Ağacı kanalı olmuş.

Bu iki kanalın birbirini muhatap alması, karıştırılmaması gereken kimyevî maddeler gibi tuhaf bir karışıklık ortaya çıkartıyor. Sözler Köşkü’ne yakın olduğunu düşündüğüm Kırmızı Asa adlı kanalının bir videosuna yazılan şu yorum bu karışıklığı özetliyor: “Abi kafam karıştı, şimdi evrim var mı, yok mu?” Benim kafam karışık değil ama bu karışıklığı göstermek bu yazının başlığını isimleri karıştırarak yazdım.

Ortam mesajın kendisidir

Öncelikle Sözler Köşkü’ndekilere şunu hatırlatmak istiyorum. İrşad ve tebliğ niyetiyle çektikleri o videoların yayınlandığı ortam (Youtube) onların mesajından daha güçlü bir mesaj oluşturuyor ve onları seyredenleri başka videolara yönlendirebiliyor. Onların videosundan sonra gelen videoyu onlar tâyin edemediğiniz için, hiç alâkasız hatta cinsel içerikli, satanist, ateist bir kanalın videosu da gelebiliyor. Sonra da “Abi kafam karıştı” diye yorumlar yazılıyor.

Ağacın kökleri ve dalları

Sözler Köşkü’nde anlatılanların tam aksi yönünde bir söyleme sâhip olan Evrim Ağacı ise bir taraftan Sözler Köşkü’nü “yobaz” ve benzeri kelimelerle tanımlayıp, diğer taraftan evrim konusunun ağababası Celal Şengör gibi “ultra bilimadamı”na kontra sorular sorarak “objektiflik” tavrı sergiliyor.

Her iki kanal da videolarda söylenen ve anlatılanlara niyet okumasıyla bakıyor ve satır aralarında dolaşıyor. Olan sayıları milyonları aşan tâkipçilerin kafasına oluyor.

Ateistlerin Tanrı merâkı

Tanrı fikriyle en çok uğraşanların ateistler olduğu söylenir. Bu iki kanal da kendilerini anlatma konusunda zorluk çekince karşı tarafa laf atma noktasında buluşuyorlar. Sözler Köşkü, birçok farklı yaklaşıma sâhip olan evrim teorisini bir açıdan ele alıp tüm yaklaşımlara toptan eleştiri gösterirken, Evrim Ağacı da işin içinde din ve İslâm var diye, hükmümü peşin peşin verip kör dövüşüne giriyor.

Açık fikirlilikle okunduğunda kolayca anlaşılır ki, İslâm’ın evrimi çürütme gibi bir derdi olmadığı gibi, evrim teorisinin de İslâm’ın temel akideleriyle bir alıp veremediği yoktur. Yâni bir Müslüman evrim teorisini kabul edebilir veya evrim teorisine inanan biri Müslüman olabilir. Bunun en bilinen örneği Sinan Canan’dır.

Elma ile armut karışınca

Bu iki Youtube kanalı enerjilerini boşuna tükettiklerini anlayıp kendilerini anlatmaya yoğunlaşırlarsa takipçilerinin doğruyu kendi kendilerine bulacağına inanıyorum. Böylece takipçilerine muhakeme ve karar verme özgürlüğü de tanımış olurlar.

Evrim Ağacı ve Sözler Köşkü kanallarının adını “Evrim Köşkü” ve “Sözler Ağacı” olarak yazmak ne kadar yanlış ise, bu iki kanalın içeriklerini kıyaslamak da, iki testiden hangisinin sağlam olduğunu anlamak için birbirine vurmak gibi, yanlış ve yıpratıcıdır.

Dur, seni ikna edeyim

Bir futbol maçını basketbol kurallarına göre oynamak veya yönetmek kabul edilebilecek bir davranış olmadığı gibi, her konuya dinî veya bilimsel kurallarla bakmak da havanda su dövmektir. Sözler Köşkü, müellifi 1960’ta vefat etmiş ve o devrin imânî ve ictimâî sorunlarına cevap vermek için yazılmış kitaplar üzerinden günümüz sorunlarına cevap vermeye çalışıyor. Evrim Ağacı ise, artık Saint Simon’un romantik hâtırası olarak kalmış salt pozitivist bakış açısı üzerinden bugün sorulan sorulara cevaplar sunma iddiasını taşıyor.

Bu iki kanal arasındaki tartışma ve gerilim, televizyon kanallarındaki tartışma programlarında bütün konukların bir ağızdan konuşmalarından pek de farklı değildir. Medyanın “tam da benim duymak/okumak istediklerimi söylüyor/yazıyor” duygusunu tatmin etme rolünü oynadığı ortamda, genç nesil televizyon ve gazeteden kaçıp kurtuluşu sosyal medyada ararken, aynı yanlış rol başka isimler tarafından sosyal medyada da oynanırsa – ki oynanıyor – genç neslin yağmurdan kaçarken doluya tutulmayacak kadar çabuk kararlar verebildiği gibi unutulmamalıdır.

Kafasındaki soruya net ve bir o kadar da kısa cevap arayan gençler, bu arayış içinde kafalarının daha çok karışmasına izin vermeyecektir. Bu, en azından istihsan edicinin bekâsına zarar verir ve ne kadar kâmil olursa olsun kıymet, sukut eder. Bilimsel düşünceyi idrak etmek için iyi bilinmesi gereken evrim düşüncesi de bir polemik malzemesi yapılarak itibarsızlaştırılmamalıdır. Her iki kanal da kaş yapayım derken göz çıkarma yanlışına sebep olabilir. Büyük fizikî ortamlar kurup, her yerde teşkilatlanmanın ve sorunlara “makro” çözümler bulmanın devri geçmiş ve yanlışlığı anlaşılmıştır.