ELİTLERİN MENKIBELERİ

Son zamanlarda yaptığım gibi Latife'den Kahve'de oturuyorum.

Zeytindalı caddesine doğru yürüyorum. İki sabahtır 60 yaşlarında bir adama denk geliyorum. Üzerinde 90 Dünya Kupası’ndaki Almanya takımının eşofman üstü var. Cadde boyu koşup duruyor. Beni görünce başını eğip adımlarını hızlandırıyor.

Son zamanlarda yaptığım gibi Latife'den Kahve'de oturuyorum. İnterneti tarıyorum. Artık beyaz sakallı biri olan Andrew Stroehlein bugün dinin inanca dair bir şeyden çok bir kimlik unsuru olduğunu söylüyor. Bu siyasi görüşler için de geçerli, bunlar da fikriyata dair olmaktan çok birer kimlik unsuru…

On yıl önce Halkçı parti lideri Etro gömlek giyiyordu. Bugün mülki idare amirinin 9 bin liralık Valentino, muhafazakar mebusun 12 bin liralık Balenciaga ayakkabı giydiği bir ortamda din ve millilik kimlik unsuruna dönüşüyor. Geçmişten görüntülerin ve bazı reflekslerin kaldığı, hakikatin giderek kaybolduğu bir çağdayız.

Göçük altında kalan madenci oğlunun cenazesine yırtık kara lastik ayakkabıyla gelen babayı hatırlayarak pahalı ithal ayakkabının halkla irtibatın kalktığı ve inancın buharlaştığı Stroehlayncı kimliğe işaret ettiğini söyleyelim. Muhtemelen elitler arasında bir salgın gibi yayılan bu anlayış yüzünden Anıl Çeçen emperyalistlerin enstrümanı olabilecek bir Neo-Kemalizm tehlikesine dikkat çekiyor.

Kullandığı bisiklete otomobil çarptığı için aramızdan ayrılan Orman Mühendisi İsmet Yücel ağabeyi, Hint marka arabaya binen Uçkun Geray'ı, Orman emekçisi hemşerimiz ve ağabeyimiz Ahmet Aygün'ü anıyorum. Eskiler Andreas Brehme gibi korner ve serbest vuruşları sol ayakla, penaltıyı sağ ayakla atmaya çalışıyor ve başarıyordu da. Dünyanın sorunlarını maddiyata indirgeyemeyiz. Son kertede sorunlarımız maddi olmaktan uzakta, insani değerlere dair.

Bugünkü elitlerin menkıbe yokluğu hayra alamet değil. Katherine Anne Porter buna işaretle "hikayenin sonunu bilmiyorsam yazmaya başlamam, önce son satırları, son paragrafı yazarım, sonra geri dönüp ona doğru çalışırım, nereye gittiğimi bilirim" diyordu.