EKONOMİDE KADIN ELİ

Serpin ALPARSLAN 02 May 2018

Geçtiğimiz günlerde Mef Üniversitesinde Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği'nin (YAPDER)'in düzenlediği Ekonomide Kadın Eli Zirvesi'ne katıldım.

Ekonomide Kadın Eli deyince çok ilginç geldi çünkü kadın aslında hayatımızın her noktasında, virgülünde yer alır. Dikkatimi çeken ise panelistlerden biri; uluslararası yapılan araştırmalara göre, kadın çalıştıran patronların yüzde 28 oranında daha karlı çıktıklarını açıklayarak, yaşamın içinde denge kurabilmek için, kadınların iş hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurguladı. 

Türkiye’nin, G20 ülkeleri arasında, kadın istihdamında, Suudi Arabistan ve Hindistan’ın ardından sondan 3.’cü olduğunu ve bunun altında yatan sebebin ise kadınların iş hayatında fazla talepkar olmayarak istedikleri görevleri işaret etmediklerinden bahsettiler.

Ben elbette buna katılmıyorum. Çünkü kadınlarımız talepkar olmalarının yanında fırsat eşitliği sağlanmadığından, istedikleri noktalara ulaşamadığını düşünmekteyim.

Özellikle bu konuda hem fikir olduğum Gayrimenkulde Kadın Liderler Platformu Danışma Kurulu Başkanı Av.Pınar Ersin Kollu, “Girişimcilikte kadın olmakla, erkek olmak arasında bir fark yok. Bu farkındalığı yerleştirelim. İşini iyi yapandan öte, işini farklı yapan ve risk alabilen kişi girişimcidir. Sabretmek ve uyum sağlamak önemlidir. İyi eğitim alan, işini iyi yapan, CEO olmayı isteyen ve kendi işini kurmak isteyen kadınlarımız bulunuyor. Bizler inşaat sektöründeki bu kadın adaylara düzenlediğimiz sertifika eğitimleriyle, mentörlük yapmaya devam ediyoruz” dedi.

Alkış ….

Ekonomide kadın elinin olması değil her alanda olması, kadının ekonomik yaşama kavuşması şarttır. Dijitalleşen dünyada, kadınların teknolojiye daha yatkın olmaları gerektiğini vurgulayan Duygu Aktaş, “Biz ürettiği ürünleri pazara açacak mecra bulamayan kadınlarımızın yanında yer aldık ve bugün 2 bin 100 kadını e-ticaret ile tanıştırdık. 15 günde bir kadınlara, ticaret ve bilgisayardan işlerini nasıl yönetecekleri dahil birçok konuda eğitimler veriyoruz. Nitekim e-ticaret, ülkemizde yüzde 4 civarındır. Bu oran, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yüzde 8 olurken, Amerika’da yüzde 18 bandına geldi. E-ticaretin payı gittikçe yükselecek” dedi. 

Alkış…

Esra Özden ise, 

Yurtdışındaki girişimcilik eko-sistemini gördükten sonra, bölgemizde tohumlarını atmaya başladım. İnovatif girişimleri olanları destekliyoruz ve finans desteği almalarına öncülük ediyoruz. Mesela, kadın girişimcilerimizle tarım 4.0’ı çalışıyoruz. Tarım ile teknolojiyi birleştireceğiz” dedi. 

Alkış…

Bu alkışlar gerçekten hak eden kadın girişimciliğe öncülük edenlere veriyorum.

Aslında dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar, toplumların ilerlemesinde de temel aktör durumundadırlar. Ancak kadınların ekonomik yaşama katılımları, toplumsal ve ekonomik kalkınmadan yararlanma düzeyleri nüfuslarıyla doğru orantılı değildir. Toplumsal ve ekonomik kalkınma sürecinde kadınların etkin biçimde yer alması, kadınların iş gücüne katılımının ve istihdamının artırılması sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilebilmesinde önemli bir unsurdur.
Kadınların ekonomik yaşama daha fazla katılmaları, kalkınma ve büyümeden daha fazla pay almaları ve aile içindeki konumlarında iyileşme sağlanması, kalkınmışlığın gerekleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, üretim faktörleri arasında yer alan kadın iş gücünün yok sayılması ya da atıl kalması ekonomik kayba yol açacaktır. Kadınların iş gücüne dolayısıyla ekonomiye kazandırılması; tüm ülke için bir kazanç, kalkınmanın hızlandırılması ve büyümenin dengeli bir yapıya kavuşmasında da önemli bir etken olacaktır.

Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlar, 1950’li yıllardan itibaren çalışma hayatında yer alıyorlar. Tüm dünyada olduğu gibi, kadınların çalışma hayatına katılması, ülkemizde de sanayileşmeyle birlikte artmıştır. Ancak günümüzde kadınların iş hayatına katılımları henüz arzu edilen düzeyde değildir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın dediği gibi Nüfus Kayıt Araştırması sonuçlarına göre 2011 yılında, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde iş gücüne katılma oranı yüzde 47,5 olup bu oran erkeklerde yüzde 69,2, kadınlarda ise yüzde 25,9’dur. Bu oran 2012 yılında yüzde 29,5, 2013 yılında ise yüzde 31,8 olmuştur. Bu göstergelerle Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri içinde kadın istihdamında son sırada yer almaktadır. Kadın istihdamında Türkiye’ye en yakın ülke yüzde 47,8 ile Meksika olurken, OECD ülkelerinin ortalaması ise yüzde 62,3’tür.

Görüldüğü gibi, ülkemizde kadınların çalışma hayatına katılımları, diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça gerilerdedir. Nitekim 2013 yılı itibariyle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 62,5 olarak gerçekleşmiştir.

Bugün işsizlik ve istihdam, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya doğrudan etkisi olan, ülkelerin önemle üzerinde durmaları gereken bir konu haline gelmiştir. Bu durumdan en fazla kadınların etkilendiği gerek istihdam ve gerekse işsizlik oranlarından da anlaşılmaktadır.