DÜNYA İNSANLIĞI MENTAL OLARAK NASIL SAĞLIKLI OLUR?

Dünya toplumlarının, egemen kültürel etkiler ve beklentilerle uyumlu olarak aynı yönetim otoritelerine bağımlı olan, genellikle aynı coğrafi bölgeyi paylaşan, birbirlerine bağlı ve sürekliliği olan ilişkilerde bulunan bir bütündür.

Dünya toplumlarının, egemen kültürel etkiler ve beklentilerle uyumlu olarak aynı yönetim otoritelerine bağımlı olan, genellikle aynı coğrafi bölgeyi paylaşan, birbirlerine bağlı ve sürekliliği olan ilişkilerde bulunan bir bütündür. Sağlıklı bir toplum, üyelerine toplu ve bireysel olarak çeşitli yollarla faydalar sağlar aksi takdirde hem bireysel hem de toplumsal (ortak) faydalar tanımlanamaz. Çoğu zaman bu faydalar çakışır ve karşılıklı olarak değerlidirler. Kimi zaman bu çatışmalar içinde, sağlıklı toplum, çatışmaları barışçıl ve mantıklı bir şekilde çözecek kanallar sağlayan hoşgörülü bir toplumdur. Sağlıklı toplumlar insanoğlunun en önemli başarısı arasındadır. Ekonomi, herhangi bir toplumun ayrılmaz bir parçasıdır; sağlıklı bir toplumun ekonomisi, demokratik olarak geliştirilmiş ilkelerle yönetilir. Bir toplum, bütün üyelerinin refahı açısından değerlendirilmelidir. Sağlıklı bir toplum, güçlülerin gelişmesi için fırsatlar yaratırken zayıfları korur; tüm bölgelerinin kültürüne ve insan haklarına saygılıdır. Sağlıklı bir toplumun egemen kültürü, rekabetçi güçler üzerinde denge ve denetleme açısından dayanışmayı ve iş birliğini teşvik eder. Sağlıklı bir toplum, refahı yükseltme işleviyle yaratıcı bir şekilde yönetilen özerk kurumlara ihtiyaç duyduğu kadar, güçlü yasalara ve bunların adil uygulanmasına da ihtiyaç duyar. Bu nedenle, bir toplumun her unsurunun performansı, tüm üyelerinin refahına katkıda bulunma derecesine göre değerlendirilebilir. Eğer herhangi bir unsur (siyasi, askeri, ekonomik, dinsel, etnik) açıkça yalnızca toplumun küçük bir bölümünün kendine has çıkarlarına hizmet ediyorsa ya da genel refaha zarar veriyorsa, değişikliklerin sağlanması için harekete geçilmesi gerekebilir ki böylece katkısı toplumun tümüne olumlu hale dönüştürülebilir. Aynı derecede, bireylerin çıkarlarının, üyesi oldukları topluluğunkinden öncelik taşıdığını iddia etmek, kimilerinin çıkarlarına olduğu kadar genelin çıkarlarına da ciddi zararlar verebilecek davranışlara neden olabilir. Sağlıklı bir toplumun sağlam sosyal değerleri vardır ki bu tür davranışlar, çeşitliliğin yüksek hoşgörüsüyle adilane ve tarafsızca ele alınır. Yukarıdaki önermeler tümüyle ve gerçekten de demokratik kapitalizmin güçlü bir inancıyla uyumludur. Toplumların anatomisi ve farklı  görüşlerde her toplum, farklı unsurların farklı gereksinimlerinden kaynaklanan karışıklıkla, gündemler ve öncelikler bakımından zengindir. Görüşlerin çeşitliliği, örneğin politik partiler, dinler, etnik gruplar, işletmeler, finansal kurumlar, eğitim kurumları, kültür kurumları, kamu hizmetleri ve hastanelerin yanı sıra fakir insanlar ve zengin insanlar gibi farklılık gösterebilir ki bu farklılıklar bazen radikal olabilir. Kimileri bunu sosyal uyum için bir tehdit olarak görürken, sağlıklı bir toplumda, nüfustaki çeşitli inanç ve öncelikler, kültürel zenginlik ve canlılık için birincil katkı olarak görülür. Güç ve iktidar yozlaşma eğilimindedir ve mutlak iktidar kesinlikle yozlaşır. Büyük adamlar neredeyse daima kötü adamlardır.” Lord Acton “Toplumların düzenli olmaya ve yönetilmeye ihtiyaçları vardır. Aksi takdirde anarşi ve kaos ortaya çıkar. Bu, küçük şirketler, spor kulüpleri ve kiliselerden, büyük şirketler ve ulus devletler ile Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve NATO gibi uluslarüstü kuruluşlara kadar olan tüm organizasyonlar için geçerlidir. Toplumları ayıran şey, iktidarın farklı görüş grupları arasında nasıl kullanıldığı ve dağıtıldığıdır. Sağlıklı toplumlar, ana paydaşların görüşlerini ve toplumun bütününü etkileyen politikalar üzerinde tümünün gerçek bir etkiye sahip olmasını sağlamak adına iş birliği araçları bulmuşlardır. Diğer toplumlarda iktidar tek bir görüş grubunun elinde yoğunlaşmaktadır. Bu askeriye, polis, zengin kesim, bir din, bir siyasi parti, bir kabile ya da devlet görevlileri olabilir. Birkaç kişinin elinde yoğunlaşan güç, her zaman yolsuzlukla sonuçlanan adam kayırmacılıkla ve çoğunlukla farklı görüşlere sahip kişilerin ezilmesiyle sonuçlanır. Güçlü gruplar, herkesin çıkarları için hareket ettiklerini iddia edeceklerdir, ancak bu durum nadiren geçerlidir. Kusursuz komünist devlete karşı gerekli bir ilk adım olarak “proletarya diktatörlüğü” ya da düzenli bir topluma giden yolda ırk temelli diktatörlük gibi kavramlar baskı ve sefalete neden olmuştur. Mutlak gücün yanında bulunan kişiler, bu gücü kolay kolay teslim etmeyeceklerdir. Bir ekonomide istenmeyen vurguncular ve tekeller gibi birkaç elde bulunan güç yoğunlaşması, her zaman sosyal sonuçlar olarak zarar vericidir.

HAFTANIN KİTABI LEONARDO

Okumak kadar insanı derin yolculuklara çıkartan başka bir eylem düşünemiyorum. Bu hafta benim de başucu kitaplarım arasında yer alan bir kitabı sizlere anlatmak istiyorum. Leonardo.

Kemp, dünyanın en ünlü sanatsal dehası Leonardo da Vinci’nin yaşamını ve çalışmalarını böylesine benzersiz yapan şeyin ne olduğunun peşine düşüyor. Bu Rönesans adamının Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi başyapıtlarının ardındaki “gerçek” anlama dair olağanüstü bilgiler sunuyor. Leonardo’nun gelişimini tüm çeşitliliğiyle takip ederek, gerçekleşmemiş hayalleriyle, hamilerle ilişkileriyle ve Tanrı, insanlar ve doğa hakkındaki görüşleriyle bütüncül bir portresini sunuyor. Leonardo’nun zihninin işleyişini açıkça ortaya koyduğu, yaratıcı vizyonunu ve araştırmacı doğasını sergiledikleri için defterler, onun başarısının ve dehasının sırrının anahtarıdır. Yirmi bin sayfayı aşkın çizim ve not, insan gözünün yapısından uçan makineler ve dev arbalet tasarımlarına kadar inanılmaz keşiflerini ve icatlarını ayrıntılarıyla aktarıyor.

GÜNÜN SÖZÜ

İLİM KENDİNİ BİLMEKTİR

YUNUS EMRE