​DOĞADAKİ TÜM KÖTÜLÜKLERDE İNSANOĞLUNUN PARMAĞI VARDIR
12 Kas 2017

DSC_79592

Geçen hafta e posta kutuma Buğday Derneği’nden bir haber düştü. Tüketim odaklı davranışlarımızın doğaya verdiği zararlar üzerine olan bu yazıyı okuyunca herkesin bu konudan haberdar olması için bu yazıyı genişleterek kaleme aldım. Buğday Derneği’nin hazırlayıp gönderdiği yazı şu şekilde:

“Tüketim odaklı davranışlarımızın doğaya verdiği zarar giderek büyüyor. Yapılan incelemeler kanatlı böcek nüfusunun % 75 oranında azaldığını ortaya koydu. Almanya’da yapılan ve The Guardian tarafından haberleştirilen araştırmada son 25 yıl içerisinde kanatlı böceklerin sayılarının % 75 azaldığı tespit edildi. Arı nüfusunun azalmakta olduğu biliniyordu, bu araştırmayla sadece arıların değil, genel olarak bütün kanatlı böcek türlerinin tehlikede olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış oldu.”

DSC_77262

Kanatlı böcekler, bitkiler için tozlaşmayı sağlarlar ve diğer pek çok hayvan için besin kaynağıdırlar. Onların yok olması, dünya üzerindeki yaşamın da tehlikede olduğu anlamına geliyor. Araştırmanın yazarlarından Sussex Üniversitesi Yaşam Bilimleri Profesörü Dave Goulsan, kanatlı böcek nüfusundaki azalmayı ekolojik bir kıyamete doğru ilerleme olarak yorumluyor ve uyarıyor: ‘Böcekler giderse, her şey biter!’ Araştırmacılar kanatlı böcek nüfusunun azalmasının tam nedenini bilemese de, tarımda kullanılan pestisitlerin, doğal alanların yok edilmesinin ve iklim değişikliğinin bu durumun nedeni olduğunu tahmin ediyorlar.

Peki, Türkiye’de durum ne?

DSR_54602

Erciyes Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Evrim Karaçetin, ülkemizdeki kanatlı böcek nüfusunun da Avrupa’daki gibi düşüş eğiliminde olduğunu belirtiyor. Karaçetin’e göre söz konusu araştırma oldukça can sıkıcı ve ekosistem açısından tam bir felaket.

DSC_80882

Evrim Karaçetin’in konuyla ilgili açıklaması şöyle: “Böcekler, çiçeklerin tozlaşmasından tüm maddelerin dönüşümüne, ekosistemlerdeki besin ağlarının ayakta tutulmasına kadar pek çok görev üstleniyor. Uzun yıllardır dünya çapında yapılan ‘kırmızı liste’ çalışmaları, böceklerin tür sayısında düşüşler gözlendiğini göstermekteydi. Hatta Avrupa’da yapılan düzenli sayımlar sonucunda, bazı çok yaygın görülen kelebeklerin bile popülâsyonlarında son on yılda % 25’lere varan düşüşler olduğu biliniyordu. Ancak son yayın, tükenme hızının çok daha fazla olduğunu ve sadece çeşitlilik değil, birey sayılarında da düşünülenden çok daha fazla bir yok oluş olduğunu gösteriyor. Bu yok oluş da, besin ağının alt katmanlarında bulunmaları nedeniyle zincirleme olarak diğer tüm canlıları etkileyecek düzeyde önemli.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca düzenli olarak aynı bölgede sayım yapmadığımız için aslında tam olarak ne gerçekleşiyor bilimsel olarak söyleyemiyoruz. Ancak, gözlemlerimize göre topraklarımızda yaşayan böcekler de Avrupa’daki düşüş eğilimlerini yansıtıyor. Böcekler arasında en göz alan türlerden kelebeklerle ilgili yaptığımız bu gözlemlerde, özellikle şehir çevresinde ve tarım alanlarına yakın bölgelerdeki gözlem alanlarında on beş yıl öncesindeki bolluğu göremiyoruz. Bilimsel araştırmalarla sabitlenmiş bir düşüş var diyemesek de, benzer düşüşleri yaşıyor olmamız çok büyük olasılık.

DSC_80152

Tüm dünya çapında yaşanan bu sonucun en büyük sebebi insan ve insan faaliyetleri. Ve maalesef bu faaliyetleri tek bir kategoride toplamak çok zor, tek tür bitkilerin büyük alanlara ekildiği sanayi tarımı ve tarım kaynaklı kimyasal ilaç kirliliği ana sebeplerden biri sayılabilse de, hava kirliliğinden, doğal alanların yok edilmesine, toprakta azot kirliliğinden, sucul sistemlerin kirletilmesine kadar pek çok ana etmen verilebilir bu böcek ölümlerinin altında yatan neden olarak.”

Ekolojik kıyameti önlemek için hepimize görev düşüyor

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Oya Ayman, doğadaki tüm canlıların önemli ve vazgeçilmez olduğuna dikkat çekerek, herkesi ekosistemi korumak için göreve çağırıyor.

DSC_75182

Oya Ayman’ın çağrısı: “Böcekler, kuşlar, solucanlar, memeliler, sürüngenler, bakteriler… Her bir türün doğanın dengesi için önemi var. Bir tür azaldığında diğeri artıyor ve bu artış, diğer türleri etkiliyor ve dengeyi bozuyor. Tarımda kullanılan kimyasal ilaçlar böceklerin, kuşların ölümüne neden oluyor. Enerji üretiminden ulaşıma kadar çeşitli insan faaliyetleri nedeniyle meydana gelen iklim değişikliği, böceklerin üremesinden, yiyeceğe erişimine kadar yaşam döngülerini etkiliyor. Evlerden ya da sanayiden yayılan kimyasal atıklar böcekler gibi pek çok türün yok olmasına neden oluyor. Bu yok oluşu tersine çevirmek ve doğanın iyileşmesi için herkese görev düşüyor. Doğa dostu üreticiyi destekleyecek tüketim alışkanlıkları edinmek, doğaya zarar vermeden üretilmiş ve taşınmış ürünler satın almak, banyodan mutfağa kimyasal deterjan ve kozmetiklerden uzak durmak, ekolojik, yerel gıdalar satın almak ve yiyeceklerimizi mümkün olduğunca kendimiz üretmek sadece böceklerin değil, her biri doğanın parçası olan bütün türlerin devamlılığı için gerekli.”

Arılar ve insanlar

Yazıdan anlaşılacağı gibi; insanoğlu olarak zor günlere doğru hızlı bir yol alışımız var. Dünya için tüm insanlığın birlikte hareket etmesi gerek. Daha önce Sırtçantam Dergisi’nde ‘Arılar ve İnsanlar’ isimli bir yazıyı kaleme almıştım. Yazıda; arıların hassas dengeler üzerine kurulu ekosistemde, boyutlarına bakıldığında kendilerinden beklenmeyecek öneme sahip olduklarını belirtmiştim.

DSC_74912

Yine aynı yazıda son yıllarda sıkça dile getirilen ve Albert Einstein’e ait olduğu belirtilen arların yok olması ile birlikte kısa bir süre sonrada insanların yok olmaya başlayacaktır öngörüsü, bu küçük yaratıkların biyosferdeki önemini net olarak açıkladığını belirtmiştim. 

Kanatlı böceklerin yok olmasının temel sebepleri olarak virüsler, tarımsal ilaçlar ve küresel ısınma ilk başta gelen etkenler. Küresel ısınmaya bağlı olarak kış mevsiminin kısa geçmesi, kış uykusuna doyamamış kanatlı böceklerin henüz dinlenmelerini tamamlayamadan doğaya çıkmaları sebebiyle metabolizmalarının çökmesi sebebi ile yok oluyorlar.

‘Görülen köy kılavuz istemez’ misali virüsler, tarımsal ilaçlar ve küresel ısınma, insanoğlunun kendi eseri. Sevgili büyüğüm Hilmi Gürdal’ın söylediği gibi, “doğadaki tüm kötülüklerde insanoğlunun, o kırılası parmağı vardır.”