​DİYABETTE BESLENME TEDAVİSİ
13 Kas 2017

14 Kasım Diyabet günü nedeniyle bu haftaki yazımla, diyabet nedir, diyabetin oluşma nedenleri nelerdir, diyabetin belirtileri nedir, diyabette beslenme tedavisi nasıl olmalıdır gibi konularda sizleri aydınlatmak istedim. 

Diyabetin yaygınlığı yıllar geçtikçe yükselmeye devam etmektedir. Çağımızın en önemli hastalıklarından birisi olan diyabet diğer kronik hastalıkların (kalp damar hastalıkları, kanser, böbrek yetmezliği gibi..) oluşmasına zemin hazırlayan çok önemli bir hastalıktır. Artan obezite ile diyabet oranı da gün geçtikçe artmaktadır. Diyabetin erken tanı ve tedavisi ile hastalık oranı ve ölüm oranı önemli derecede azaltılır. 

Diyabet Nedir ve Nasıl Oluşur?

Diyabet, pankreasın insülin salgısının tamamen veya kısmen yetersizliği veya eksikliği sonucunda meydana gelen kan şekerinin yükselmesi ile karbonhidrat, yağ, protein metabolizmasının bozulduğu bir hastalıktır. İnsülin, besinlerle alınan protein, yağ ve karbonhidrat gibi yakıtların depolanması ve kullanılması için gerekli olan pankreasın ß-hücrelerinden salgılanan bir hormondur. Diyabetli bireylerde yeterli insülin salgılanamadığı için insülin eksikliğinin sonucunda kanda şeker miktarının artışı söz konusudur.

Diyabetin Türleri

Tip 1DM: Birey doğduğunda yeterli ß-hücresine sahiptir ancak zamanla çevresel koşullarla veya vücudun otoimmün savunmaya geçmesiyle (kendi hücresini yabancı ve tehlikeli hücre olarak görümesi sonucu hücreyi öldürmesidir) ß-hücrelerinin zaman içinde azalıp üretilememesi sonucunda insülinin yetersizliği ile karakterizedir. Tip 1 Diyabet tedavisinde vücuttan insülin salgılanamadığından dolayı mutlaka yerine konulması gerekir. İnsülin hormonu protein yapısındadır ve ağızdan alındığında gastrointestinal sistemde (sindirim sistemi) sindirilip etkisiz hale gelir bu yüzden deri altından injeksiyonla (iğne) verilmesi gerekir. Bu sebeple Tip 1 DM’liler insülin iğnelerine veya kalem, pompa gibi yöntemlere bağımlıdırlar. 

Tip 2 DM: Tip 2 Diyabette pankreas insülin salgılar ancak bu yetersiz veya eksiktir bunun yanı sıra kişide insülin direnci denilen hücrelerin insüline yanıt vermemesi ve dokularda duyarlılığının azalması sonucunda da kan şekerinin artmasıdır. İnsülin direnci özellikle kas, karaciğer ve yağ dokusunda etkilerini gösterir. Bu sebeple Tip 2 DM’li kişilerde abdominal (karın içi) yağlanma gözlenir. Bel çevreleri yağlanarak kalınlaşır. Obezite Tip 2 Diyabetin en önemli nedenlerinden biridir. Yenilen aşırı miktardaki yemek ile insülin düzeyi yükselmeye başlar ve insüline direnç gelişir. Belli bir süre sonra yenilen yemeği vücut kompanse edemez ve insülin salgılanmasına rağmen halk arasında ‘gizli şeker’ olarak bilinen durum ortaya çıkar. Bu yeme düzeninin devam etmesi ve fiziksel aktivitenin olmaması sonucunda açlık ve tokluk kan şekeri artmaya başlar ve pankreas yorulmaya başlar, insülin artık yetersiz kalır ve Tip 2DM gelişir. Tip 2 Diyabette başlangıçta insülin iğnesine gerek yoktur pankreasın insülin salgılanmasını arttıran ağızdan alınan oral antidiyabetik ilaçlarla tedavi edilebilir. Ancak birey düzensiz ve sağlıksız beslenmeye devam ederek fiziksel aktivitede bulunmazsa zaman içerisinde insüline bağımlı olabilir ve enjeksiyonla insülin almak zorundadır.

Diyabetin Belirtileri ve Tanısı:

- Kan şekerinin yüksek olması (açlık kan şekerinin 100 mg/dL’nin üzerinde olması)

- Aşırı susama

- Sık idrara çıkma

- Yemeklerden sonra uyku hali 

- Yorgunluk hissi ile kendini belli eder

Diyabette Beslenme Tedavisi

Diyabette beslenme tedavisi, diyabetin oluşumunu önlemek, var olan diyabeti tedavi etmek ve diyabete bağlı komplikasyonların gelişimini engellemek ve yavaşlatmak için gerekli ve tedavinin temelini oluşturur. Dikkat etmeniz gereken noktaları özetleyecek olursam,

- Fazla kilolu veya obez bireylerde haftada 0.5-1 kg verecek şekilde enerji gereksinimin ayarlanıp kilo verimi sağlanmalıdır.

- Kalorinin önemli olması kadar kan şekerinin dengeli olması için karbonhidrat sayımı yapımalı ve öğünlere dengeli şekilde karbonhidrat dağıtılmalıdır. Örneğin sabah kahvaltısında 30g karbonhidrat içeriyorsa öğle ve akşam yemeğinde 45g karbonhidrat ve aralarda 15g karbonhidrat içermeli gibi hesaplar yapılmalıdır.

- Kan şekeri dengesinin sağlanması için günde 3 ana ve 3 ara öğün yapmanız şarttır.

- Ara öğünlerde karbonhidrat tek başına verilmemeli yanında protein kaynağı olmalıdır. Bunun amacı tek başına karbonhidratın kan şekerini ani yükseltmesini engellemektir. Ara öğün olarak yeşil elma yanında 1 bardak süt veya yoğurt ya da 2 adet galeta yanında ayran veya peynir ile tüketebilirsiniz.

- Diyetin karbonhidrattan gelen enerjisi yüzde 45-60 civarında olmalıdır.

- Diyet lifinin kan şekerini düşürdüğü kanıtlanmıştır. Posa içeriği yüksek olan sebze, meyve, tahıllar gibi karbonhidratlar dengeli şekilde ayarlanmalıdır. Günlük posa alımı 20-35g olmalıdır.

- Karbonhidratın türü önemlidir. Glisemik indeksi düşük karbonhidratlar diyeti oluşturmalıdır. Glisemik indeks şeker oranı yüksek olan patates, pirinç, mısır, beyaz ekmek gibi besinlerdir. Bunların miktarının azaltılıp beyaz undan yapılan ekmek yerine kepekli ekmek, beyaz makarna yerine kepekli makarna, pirinç yerine bulgur, üzüm yerine yeşil elma gibi besinler tercih edilmelidir. Miktarı enerjiye göre hesaplanmalıdır.

- Basit şeker kullanımı kesinlikle yasaktır. Rafine şekerli ürünler ve bal, reçel, pekmez gibi besinler mümkün olduğunca kısıtlanmalı ya da diyabetik reçel gibi şekeri alınmış besinler tercih edilmelidir.

- Enerjinin yüzde 15-20’sine kadar protein alınabilir. Bu da demek oluyor ki kilogram başına 1-1.2g’a kadar protein tüketebilirsiniz. Fakat bundan fazla protein tükettiğinizde diyabetik nefropati gelişmişse böbrekler alınan proteinin fazlasını atamayacak ve böbrek yetmezliğine kadar ciddileşen bir durum ortaya çıkacaktır.

- Diyabet yağ metabolizmasını da etkilediği için bireyin kan kolesterol düzeyide artabilir. Bu sebeple diyette kan kolesterolünü düşerecek yağlar tüketmeniz gerekir. Bu yağlar tereyağ, iç yağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar değil balık yağı, fındık yağı, zeytinyağı, ceviz, avokado gibi tekli veya çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin olmalıdır. Diyette enerjinin yüzde 25-30’u yağdan sağlanmalıdır.

- Yapılan araştırmalar sonucunda D vitamininin insülin metabolizmasında rol aldığı ve eksikliğinde insülin salınımını azalttığı kanıtlanmıştır. Kaynağı, somon, uskumru, ringa balığı gibi büyük balıkların yanı sıra az miktarda süt ve yumurta da bulunan D vitaminini besinlerle alabilir, düşüklüğünde ise eczaneden takviye olarak alabilirsiniz. Yaz aylarında ise güneşe çıkmayı ihmal etmeyiniz.

- E ve C vitamini diyabeti olan bireylerde az olduğu saptanmıştır. Çok iyi antioksidan olan bu iki vitaminin eksikliğinde bağışıklık sistemi düşer ve oksidatif stresin artmasıyla kanser gibi hastalıklara yakalanabilirsiniz. Bu vitaminin kaynakları olan sebze meyve ve yağları tüketmeye özen gösteriniz.

- Alkolün kan şekeri üzerine etkisi yoktur. Ancak glikoneogenezi (proteinin veya yağın glikoza dönüşümü) önler. Bu yüzden ilaç veya insülin kullanan bireyler aç karnına alkol alırlarsa hipoglisemiye girebilirler. Eğer diyabetli birey şişmansa, kan şekeri düzensizse, kan yağları bozuksa, nefropati gelişmişse, sık hipoglisemiye giriyorsa, nöropati gelişmişse kesinlikle alkol tüketmemelidir. Ancak bu tip durumlar yoksa kan şekeri sürekli dengeliyse kadınlar 1 kadeh, erkekler 2 kadeh alkol tüketebilirler. 1 kadeh alkol 2 değişim yağ diye hesaplanmalıdır.

- Düzenli egzersiz yapmanın insülin duyarlılığını arttırdığı ve yüksek olan kan şekerini düşürdüğü kanıtlanmıştır. Ayrıca kan kolesterolünü düşürdüğünden egzersiz diyabet tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Haftada en az 3 kere toplamda 150 dakikalık tempolu yürüyüş yapmayı ihmal etmeyiniz.

Diyabet eğer tedavi edilmezse ilerleyen dönemlerde kişide damar tıkanıklığı, gangren, sinir hücrelerinde hasar, körlük, böbrek yetmezliği, diyabetik koma (kan şekerinin 450-540 mg/dL’ye çıkması) gibi istenmeyen komplikasyonlar gelişerek ölümle sonuçlanabilir.

Kısacası benim sizlere tavsiyem diyabeti görmezden gelmeyin. Küçük bir hastalık gibi görünün ancak vücutta çok büyük hasarların nedeni olan bu hastalığın farkına varın ve sadece beslenme düzeninizi düzelterek bu hastalıktan korunabileceğinizi ve tedavi edebileceğinizi unutmayın.