DIŞI SENİ, İÇİ BENİ…

Aslı SERTDEMİR 11 Oca 2020

Telefonunuzu elinize alıyorsunuz Instagramınızda bir mesaj...

Prenses masalları ile büyüyen kızlarız biz. Hangimiz büyüyünce prensimizi bulup, prenses olmayı hayal etmedi. Büyüdük, acı gerçekle yüzleştik. Öğrendik ki her sokağın başını bir prens tutmuyormuş. Yaramıza tuz bastık, kaderimize razı olduk. Biz esas darbeyi prensini bulan kızları görünce yedik. Kıskançlıktan kudurup, tırnak yiyerek onların ihtişamlı düğünlerini televizyondan izledik. Bize en son kıskançlık krizinden isilik döktüren Meghan Markle oldu. Kız olmazları oldurttu. Sarayın istemediği ne varsa onda vardı. Ama Harry ‘’Seviyorum!’’ dedi, aldı kızı saraya gelin etti. Aynı rahmetli kaynanası Elizabeth gibi Meghan da asi çıktı. Saraya girdiği günden beri her şeye muhalefet. Yılların değişmeyen ne kadar saray adeti varsa ya yapmadı ya da tam tersini yaptı. Bizim asi gelin Meghan şimdi de tutturmuş özgürlüğüm de özgürlüğüm. Asi gelin kocası Harry ile beraber finansal açıdan bağımsız olmaya karar vermişler. Çalışıp kendi paralarını kendileri kazanacaklarmış. Kraliyet ailesindeki üst düzey görevlerini bırakmaya karar vermişler. Bir de inadına yapar gibi tüm bu kararlarını Instagram hesaplarından açıklamışlar. Bu haberle içime biraz su serpildi valla. Demek prenses olmak, öyle sarayda falan yaşamak çok da iyi bir şey değilmiş. İyi ki prenses olmamışım.

Ve bir gün…

Telefonunuzu elinize alıyorsunuz Instagramınızda bir mesaj... Kimin yazdığına bakıyorsunuz, Madonna... Gözlerinize inanamayıp yazanları okuyorsunuz. Yıllar önce yaptığınız şarkıyı Madonna bir şekilde bulmuş, dinlemiş ve çok beğenmiş. Yeni yapacağı albümünde de o şarkının olmasını istediğini yazıyor. Almanya’da yaşan Ersoy Dinç her normal insan gibi önce birilerinin ona şaka yaptığını sanıyor. Konuşmanın seyri ciddileşince anlıyor ki kandırılmıyor. Ve artık onun şarkısına bir dünya starı şarkısına talip… Belki de kendisi bile şarkısından umudunu kesmişti. Belki de ne eskisi kadar söylüyordu o şarkıyı ne de dinliyordu. Ama nereden bilecekti şarkısını bir gün tüm dünya duyacak. Siz adına ne dersiniz bilmem şans, kader, mucize… Sonuca bakalım; mucizeler var, bir. Hiçbir zaman umudumuzu yitirmemeliyiz, iki. Uzayan kol bizden olsun, helal olsun demeyi de öğrenelim, üççç…

İçin…

İnsan en çok sevdiğini affedemiyor. Ondan belki, en güzel sevdiğinden gidiyor insan. Ama bazen sıfırdan başlamak ve her şeyi unutmak için sihirli bir dokunuş bekliyor. Kalbinin tüm kırıklarını toplamak için en güzel yerinden tekrar bir araya gelmek istiyor. Tekrar ayağa kalkmak için, yeniden tutunacak bir dal arıyor. Eskiyi tekrar yeşertecek bir damla su bekliyor. Küçücük bir ışık hüzmesi bekliyor, takip etmek için… Onca zamanın boşa, onca hayalin haybeye olmadığını anlatacak masallar duymak istiyor. Tutunmak, dayanmak ve tekrar yıkılmamak istiyor. Unutmak, geride bırakmak için belki de biraz da sevmemek istiyor. İşin aslı astarı; tünelin sonundaki ışığı tekrar görüp, oraya doğru yürümek istiyor.