DEPREMLE ORTAYA ÇIKAN İN VE OUT DURUMLAR NELER Mİ?

Yaşar İÇEN 26 Oca 2020

Depremle barışık yaşamayı öğrenmek zorundayız. Depreme gülüp geçmeyi, sarsıntılarda yerimizden kalkmamayı rutine dönüştürmeliyiz.

Yavaş yavaş başlayıp giderek hızlanan ve hiç bitmeyecekmiş hissi uyandıran bir depremi hep birlikte yaşadık! Deprem sarsıntılarını ninni sayan İzmir’de gözümü açıp büyümeme rağmen böylesi şiddetli bir deprem ile ilk kez yüzleştim ve itiraf edeyim çok tedirgin oldum!

Diyarbakır, Şanlıurfa, Siirt, Gaziantep, Batman, Trabzon, Rize, Adana, Malatya, Mardin, Sivas ve daha pek çok şehrimizde hissedildi. İlk şoku atlattıktan sonra telefonlara ve hemen ardından mesajlara sarıldık hepimiz... Öyle ya Bakan Soylu’nun ısrarla dediği gibi telefon hatları meşgul olmamalıydı ki acil durumlarda iletişim sıkıntısı yaşanmasın.

Enteresan olan şuydu; son birkaç yıldır sıkıntılı süreçlerden geçiyoruz ya, bu şiddetli deprem karşısında elimiz ayağımız birbirine dolaşmadı. Anında herkes soğukkanlı halleriyle afetle mücadeleye dahil oldu. İçişleri Bakanlığı kadroları, AFAD, UMKE, valilikler, belediyeler, kurumlar, vatandaşlar... Herkes kendi alanında kapılarını ve yüreğini açtı.
Velhasıl-ı kelam şiddetli bir depremi atlattık hep birlikte. Allah bir daha yaşatmasın demiyorum çünkü deprem, ülkemizin gerçeği! Depremle barışık yaşamayı öğrenmek zorundayız. Depreme gülüp geçmeyi, sarsıntılarda yerimizden kalkmamayı rutine dönüştürmeliyiz.
İyi haber şu; bu şiddette bir depreme rağmen can kaybı beklenenin çok altında olacak gibi görünüyor.

Gelelim deprem sonrası gördüklerime...

Sosyal medya üzerinden yapılan bazı ideolojik paylaşımlara ‘aidiyet ve vicdan’ içermediği için bolca ‘yazıklar olsun’ dedik.

Ekranlar ise pek çok şeyi sorgulamamıza neden oldu. Savaş konusunda yirmi dört saat program yapıp konuk ağırlayan televizyon kanalları ülkeye deprem bilincini yansıtmak konusunda sınıfta kalmıştı! Ayrıca gece boyu konuk edilen deprem uzmanlarına sorulan soruların manasızlığına ve yetersizliğine şahit olduk. Hatta bir uzmanın iki de bir lafını kesen program sunucusuna gösterdiği sert tepki bol kavgalı siyasi oturumları yöneten moderatörün akademik bilgilendirme ciddiyetini kavramasına sebep oldu. İyi de oldu!
Yüklü maaşlarla kadrolarına kattıkları ‘savaş stratejisi uzmanlarına’ gösterdikleri ilginin zerresi Türkiye gerçeği olan deprem konusundaki uzmanlara gösterilmediği görüldü... Kısaca ekranların ülke duyarlılığı ve bilinçlenmesi açısından vatandaşı yeterince tatmin etmediği ortaya çıktı!

Zaman birlik olma, sağduyulu davranma, telkinde bulunma, doğru bilgileri aktarma ve kurumların canla başla verdiği kurtarma çalışmalarını destekleme zamanıydı...
Evet bir depremi daha geride bıraktık. Yavaş da olsa öğreniyoruz, bilinçleniyoruz. Yeter mi? Yetmez. Daha kreş ve anasınıfından başlayarak bilinçlenmeli ve yapılar depreme dayanıklı inşa edilmeli...