​CHP KAFASI
13 Eki 2017

Hiç merak uyandıran bir başlık değil. Biliyorum. 

Fakat, bu başlığın “cuk” diye uyacağı her gün on tane hadise olur mu memlekette?

Oluyor işte. 

Bunlardan bir tanesi basın toplantısı düzenleyecek olsa veya herhangi bir yerde mikrofon uzatsalar, “Aha,” diyorum, “geliyor sayfanın alt sağ köşesindeki boşluğa uyacak bir martaval!”

Engin Altay buyurmuş: “1923'te demokrasiyi bu millete biz bahşettik!”

Yani, bu cümlenin neresini düzeltirsiniz?

1923’te demokrasiye mi geçtik?

Sonra siz kimsiniz de kime neyi bahşediyorsunuz?

Açık oy gizli tasnif nasıl bir demokrasi lütfuydu bu millete?

CHP’nin demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığına şehadet edecek o kadar rezillik yaşadı ki bu millet. 

Ama çıkıp utanmadan, sıkılmadan bu her kelimesi arızalı cümleyi kurabiliyor.

Alıştık ve “CHP kafası” deyip geçiyoruz. 

Engin Altay’ın saçmalamasının buharı tüterken, bir başka CHP’li Öztürk Yılmaz, Amerika Birleşik Devletleri’ne çağrıda bulunuyor: “Tüm Türkleri değil, sadece Ak Partilileri cezalandırın!”

Efendisine sadakat levhası şu sızlanmaya bakın hele…

Amerika’nın çirkinliğini “ceza” kabul edecek kadar alçalıyor ve daha da ileri gidip “Bizi bundan istisna tutun” diye yalvarıyor. 

İyi de, her biri ayrı renk ve ebatta sayısız boncuktan müteşekkil bu tespihin bir de imamesi var ki evlere şenlik…

Kılıçdaroğlu müthiş aklı ve diplomasi zekasıyla, “Türk Silahlı Kuvvetleri İdlib'e gidiyor. Türkiye kendi sınırlarını güvence altına almak zorundadır. Biz askerin İdlib'e gitmesine destek veriyoruz. Fakat İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu Erdoğan’dır” buyuruyor. 

Buradan şunu anlıyoruz ki, CHP kafası “sorumsuzluk”la malul bir kafadır. 

Onun için “iktidar” olmak gibi bir dertleri asla yok. 

Kazara iktidarla aynı duruşu gösterseler bile, “Ama sorumlusu biz değiliz haaa!” demeyi ihmal etmiyorlar.

Ne güzeldi eskiden halbuki…

Tek parti…

Ankara’dan tayin edilen vekiller.

Her seçimde muhteşem bir başarı…

Yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı! (Bu vecize sadece millet içindir. Ye patatesi karnın doysun. Sümerbank da her ihtiyacını görür!)

Kendi kendine yeten on ülkeden biriyiz! Etrafımız düşmanlarla çevrili! Yurtta sulh, cihanda sulh!

Diğer tarafta çağdaşlığımızın parlayan yıldızları balolar…

Başvekilin oğlu için yurtdışına sipariş edilen otomobiller…

Başvekilin bizatihi kendisi için İngiltere’nin filan mağazasından elçilik marifetiyle talep edilen traş sabunları…

Haydi hep beraber:

“Çıktııık, açıııık alınlaaaa.”

Yetmiş seneyi geçmiş, millet sandığın dibine gömmüş…

Çıkamıyorsun…

Sonra çıkıp maval okuyorsun:

“Demokrasiyi biz lütfettik!”

Sizin nazarınızda “Ulan Öküz Anadolulu…” değil miydik biz canımın içi?

Bak unutma…

Açılacak çok defter/ dosya var. Bahtını kapattığınız bu milletin iradesiyle bahtımız da açılacak, defterleriniz, dosyalarınız da…

O zaman? 

Bu kafayla, sandık tabutunuz olacak!