BENİM İÇİN

Micheal KUYUCU 01 Ara 2019

Mankenlikten müziğe geçen ve herkes "bir şey yapamaz" derken onlara adeta meydan okuyarak on beşi yılı aşkın bir süre boyunca pop müzikte kendi tarzını yaratmayı başaran ve her daim zirveyi zorlayan bir isim: Ayşe Hatun Önal.

Mankenlikten müziğe geçen ve herkes “bir şey yapamaz” derken onlara adeta meydan okuyarak on beşi yılı aşkın bir süre boyunca pop müzikte kendi tarzını yaratmayı başaran ve her daim zirveyi zorlayan bir isim: Ayşe Hatun Önal.

“Katakulli” ile 2019 yılında çok ciddi bir liste başarısı yakaladı. Bu şarkı standart pop şarkılardan farklıydı. Şimdi aynı başarıyı “Efsane” adlı yeni teklisi ile sürdürüyor. Ayşe Hatun Önal ile müziğini konuştuk.

“Efsane radyolarda en hızlı zirveye çıkan şarkım oldu”

‘Efsane’ şarkısının tanıtım sürecineyim. Şarkılar yapmaya devam ediyorum. Bir sonraki şarkım ne olacak, onun telaşı başlayacak kısaca müzikle uğraşmaya devam ediyorum. 2020 yılının Nisan ayına kadar toplam 4 single çıkarmış olacağım. Her şey iyi gidiyor, gidişattan memnunuz. Efsane radyolarda en hızlı zirveye ilerleyen şarkım oldu, yerellerde bir numarayız. Klip çekerken bir yandan da ABD’de her gün deli gibi fotoğraflar çektik. New York’un suyunu çıkarttık, diyebilirim. Farklı yerlere gittiğimde orayı işimle bağdaştırmayı seviyorum.

“Yıllar sonra tekrar podyuma dönmek çok heyecanlıydı”

New York Fashion’da modellik yapmak için teklif aldım. Yıllar sonra baş manken olarak podyuma çıktım. Öncesinde bir buçuk ay boyunca sıkı bir çalışma yaptım. Ben tipik bir aslan burcuyum. Kendimi çok sert eleştiririm, ekstra bir düşmana ihtiyacım yok.

“Ben standart pop yapmıyorum”

Müzik eğitimi almaya devam ediyorum, kendimi geliştiriyorum. Bir hoca ile de yetinmiyorum farklı farklı hocalardan farklı farklı teknikler öğrenmeye çabalıyorum. Sıfırdan bir şarkıya hayat vermek gerçekten çok zor. Bunu ancak yapan insan bilir. Şarkıcılık ve sahne tecrübem çok az. Sahne tecrübesi az olup bu kadar vites değiştiren şarkılar yapmak cesaret isteyen bir şey. ‘Cahil cesareti’ diyeyim buna… Standart pop yapmıyorum, yapamam zaten. Benim yaptığım evrensel popa yakın diyebiliriz ama tam evrensel pop da değil.

“Beni önce assolist yapmak istediler”

Bende küçükten fırçayı eline alıp aynanın karşısına geçip şarkılar söyleyenlerdendim. Lise yıllarında besteler yapmaya başlamıştım. Yaptığım besteleri de noterde onaylatıyordum. Müzik yapmaya başlayacağıma dair haberler çıkmaya başlayınca yapımcılar gelmeye başladı ve ‘seni assolist yapacağız’ dediler.

“Bana “Geçici Olur” diyenlere gülüyorum”

Benim için ‘geçici olur’ diyenlere hep gülüyordum, şimdilerde daha çok gülüyorum. İçimdeki potansiyeli biliyordum. Twitter’da ve YouTube’da kliplerim altında halen özür dileyen insanlar var.

“Kimsenin egosuyla uğraşamam”

Popüler aranjörle çalışmam. Benim işimden daha star olacak biriyle çalışmak hiçbir zaman istemem. Kimsenin egosuyla uğraşmak istemem. Başarıya odaklı insanlarla çalışmak benim daha çok tercihim. Onlardan da daha güzel işler çıkıyor.

‘Çeksene Elini’ şarkısından sonra Avrupa’dan teklif geldi, kaçtım. Aklım beş karış havadaydı, hazır hissetmedim kendimi.

“Müziğimi yapabildiğim kadar yapmaya devam edeceğim”

Alternatif pop müzik yapanları çok beğeniyorum, son zamanlarda bu tarzda müzik yapanlar çok çıkmaya başladı. Medyanın bunlara destek vermesi lazım. Müziği yapabildiğim kadar yapacağım. Yeni şarkı yapmayı çok seviyorum. Hayatta hiçbir şeyden bu kadar çok zevk ve keyif almıyorum.

Leyla ile Mecnun’u kıskandıran aşk Avrupa’da

Genç kalem Aziz Karataş’ın “Valeria” isimli yeni öykü kitabı okurlarıyla buluştu. Aziz Karataş’ın “Valeria” eseri Türkiye’de gördüğü büyük ilgiden sonra Almanya’nın en büyük yurtdışı internet mağazası olan @tikla24 internet sitesinde satış sunuldu. Gördüğü büyük ilgiden dolayı memnuniyetini dile getiren Karataş, ‘Eseri yazarken tek bir hayalim vardı. Valeria’yı okumayan kalmayacak onu bütün dünya edebiyatlarına taşıma gayreti içerisinde olacağım’ diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Valeria” ilk çıktığı günden bu yana Türkiye’de çok büyük bir ilgi gördü. Bu ilgi kitabımızı yurtdışına da taşıdı. Valeria şimdilerde yurtdışı satışlarını da gerçekleştiriyor. Herkes ‘Valeria’yı okusun. ‘Valeria’yı okumayan kalmasın istiyorum” diyor.

Valeria ile ilgili genç yazar ‘Valeria’ gündelik bir aşkın ötesinde bir hikayeyi anlatıyor. Araştırmacıların, Yazarların, Edebiyatçıların ‘Valeria’ üzerinde oturup makaleler, deneme yazıları yazacak kadar derin bir kitap. Ben ‘Valeri’nın içersinde yaşanılan büyük aşkın giz perdesini ve ‘Valeria’nın kim olduğunu satırlar arasında buğulu bir camın arkasında verdim. Onu anlamak ve kim olduğunu bulmak isteyenler ancak o buğuyu yürekleriyle aralayıp silmeleri gerekiyor. Ancak bu şekilde gizli resme erişebilirler dedi.  

Bengü 70’lere geri döndü

Bengü, “Günaydın” adlı yeni şarkısına klip çekmiş. Söz ve müziği Melda Gürbey’e, düzenlemesi Tarık İster’e ait olan şarkının klip yönetmenliğini ise Ulaş Elgin üstlendi. Ünlü şarkıcı, 4 ayrı dekor hazırlanan ve 40 kişinin çalıştığı çekimlere özel kostüm diktirdi. 70’lerden ilham alınan kostümlerde Bengü’nün bohem tarzı dikkat çekti. Özel tasarım kostümlerin desen detayları ve işlemesi Bengü’ye özel olarak hazırlandı. Bu kızın ben çok takdir ediyorum, Koç burcunun agresifliği yok üstünde. Evlendi, çoluk çocuğa da karıştı kariyerine de tam gaz devam ediyor. Tam bir örnek star. “Günaydın” klibi de çok güzel olmuş Retro tadı var.

Çocuklara hayvan sevgisi aşılayan kitap

Nihan Temiz’in kaleminden çocuklara hayvan sevgisini temelden aşılayan “Kahraman Burunlar” Altın Kitaplar tarafından yayınlandı.

Masal dinlemeye bayılan ve masal anlatmaya heveslenen bir çocuk olarak büyüyen, 1996 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun olduktan sonra aynı bölümün Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalında yüksek lisansını tamamlayan ve yazarlık kariyerini geliştiren Nihan Temiz bu çocuk – roman türündeki kitabında çocuklara hayvanları sevdirmeyi hedefliyor. Temiz kitabında sokaklarda yaşayan patili dostlarımızın duygularına, yaşadıklarına, şakalarına ve komik huylarına değinen; daha da ötesinde hayvan sever olmanın gerçek anlamı üzerinde düşünmemizi hedefliyor.

Mustafa Ceceli düzenledi Gülden söyledi

“Yatsın Yanıma”, “Unutamam Dedin” gibi birçok hit şarkıya imza atan başarılı şarkıcı Gülden’in, yine sözü ve müziği kendisine, düzenlemesi Mustafa Ceceli’ye ait olan “Yakarım İstanbul’u” isimli yeni şarkısı ile müzik kariyerine devam ediyor.

Klibi için kumsal üzerine özel olarak inşa edilen ev, çekimler sırasında önce patlatıldı daha sonra yakıldı. Evin patlama ve yanma sahnelerinin çekimleri sırasında cesurca kamera karşına geçen Gülden, aşk acısı çeken bir kadının hüznünü ve gücünü anlattı.

Kitabı oku QR kodu ile dinle

Müzik araştırmacısı Murat Meriç ile, 213 şarkının hikâyesini anlattığı iki ciltlik “Hayat Dudaklarda Mey” adlı kitabı ile ilgili bir sohbet yaptık geçenlerde. Murat bu kitabı ile ilgili bana “Bu kitabın başlangıç hikayesi 5 yıl öncesine dayanıyor. Arkadaşlarla toplanıp yemek yediğimiz bir akşamda başladı her şey. Sofrada yiyip içerken neler dinlenir üzerine konuştuk. Sonra bunun için listeler oluşturdum, Şarkıların hikâyelerini yazdım.” dedi.

Kitapta benim ilgimi çeken bir özellik, sayfalarda yer alan QR kodu ile anlatılan şarkıları akıllı cep telefonunuzla dinleme şansınızın olması. Kitapta yer alan QR kodu ile Meriç, “Her şarkının yanında bir QR kod yer alıyor. Okuyucular cep telefonlarıyla bu QR kodunu okuttukları zaman Spotify’a yönlendiriliyor ve o şarkının olduğu sayfaya ulaşabiliyorlar. Bu kitabı oluştururken aklımıza vardı. Çünkü bu şarkıları aynı zamanda okuyucularımıza dinletmek istiyorduk.” dedi. Vallahi çok iyi düşündüler. Bu konuda Sony Müzik Türkiye yardım etmiş. Sony Müzik bu konularda Türkiye’de öncü çalışmalara imza atıyor.

Meriç kitaptaki mercek bölümü ile ilgili “Her müzik türü için bir tane sanatçı seçtim. Arabesk müziğinden Müslüm Gürses’e, halk müziğinden Neşet Ertaş’a, sanat müziğinden Zeki Müren’e, pop müziğinden Sezen Aksu’ya, rock müziğinden ise Erkin Koray’a yer verdim. Müzik türlerini bu isimler üzerinden de anlatmak istediğim için böyle bir oluşturdum.” dedi. Ben bu kitabı çok sevdim, iki ciltlik bir kitap ve içinde klasiklerle ilgili müthiş bilgiler var, bence edinin. Okuyun.

Bir albüm: Aşkın’ın Şarkıları

Geçtiğimiz hafta bu yaz müzik marketlere sunulan Aşkın Tuna’nın sevilen klasiklerinin yer aldığı “Aşkın’ın Şarkıları” adlı proje albümünü dinledim. Daha önce de dinlemiştim ama bu kez bir alacaklı gözle dinleyeyim dedim. İçinde müzik dünyasına damgasını vuran sözlerini Aşkın Tuna’nın yazdığı ön dört şarkının yer aldığı bu albüm efsane şarkıların bir araya geldiği albüm olmuş.

Sıradan bir albüm kapağı

Albümde klasikleri çoğu genç olan yeni yorumcular seslendirmiş. Akıllıca bir taktik yapmış bence Aşkın Tuna. Ama aralarında süper olanlar da olmuş vasat olanlarda var. İlk önce şunu söylemek isterim ki bu albümün kapağı hiç hoşuma gitmedi. Çok vasat bir sıradan karışık CD kapağı gibi yapılmış.  Üstünde Aşkın Tuna adına hiçbir ibare yok, albümün ne albümü olduğuna dair hiçbir bilgi yok. Küçük kalpler içinde şarkı adları yazılmış. Uzaktan görseniz bir toplama albüm çıkmış der geçersiniz. Oysa bu eski şarkıların yeniden icra edildiği yeni düzenlemelerin yer aldığı sıfır bir albüm. Neyse kapağı geçelim. Albüm için tuttuğum kısa notlara bakalım.

Genç nesil bu albümde

On dört Aşkın Tuna şarkısı içeren albümde Betül Demir’in seslendirdiği “Devlerin Aşkı” müthiş oldu. Bu şarkının ardından gelen İrem Derici’nin seslendirdiği “Fırtınalar” da süper olmuş. İrem çok iyi yorumlamış şarkıyı.

Kolpa – Zakkum – Resul Dündar bu albümün alternatif ve rock ayağını temsil ediyor. Kolpa bir klasiği “Rüyalarda Buluşuruz”u coverlamış, Zakkum ise “Güneşimi Kaybettim”. Bu iki şarkı biraz daha cool olmuş, biraz değiştirilmiş gibi. Eski havalarından biraz uzak ama güncel bir sound ve yorumla seslendirilmiş.

Çok fazla beğendiğimi söyleyemem Ayta Sözeri’yi ama bu albümde “Gülü Susuz Seni Aşksız” adlı alaturka klasiğini iyi seslendirmiş.  Ayta Sözeri pat diye çıktı karşımıza, nedir kimdir bir bilgi yok, bir hikayesi var, bir magazin malzemesi ve Bodrum başta olmak üzere sosyeteye verdiği dinletiler. Bunlar beni biraz ondan itti beni ondan hep mesafeli baktım Ayta’ya. Ancak şunu söylemek isterim ki albümün en dramatik şarkısı olan bu şarkıya Sözeri çok iyi ruh katmış.. Diyebilirim ki en iyi yorumlanan şarkılar içinde ilk üçte yer almış. Şarkının düzenlemesinde de Emirhan Cengiz çok iyi duygu yakalamış.

Seda artık emekli olsa ne güzel olurdu

Seda Sayan, Ferda Anıl Yarkın’dan klasikleşen “Üzülme”yi seslendirmiş. Fena olmamış ama Seda Sayın cidden artık demode kaldı. Bence Seda artık emekli olsa çok iyi olacak. Şarkının düzenlemesi çok iyi olmuş, Emirhan Cengiz iyi bir sound yakalamış ama Seda artık bugünün müzik pazarında bu yorum ve tarzla yakışmıyor. Kendisini hiç güncellemedi.

Eli Türküoğlu, Baha ile bütünleşen “Kutupta Yaz Gibi”yi seslendirmiş. Önemli bir şarkı. Çok muhteşem oldu mu, ehh diyebilirim. Çok daha iyi olabilirdi. Ömür Gedik albümün sürpriz isimlerinden. İlk kez onu bir tribute albümde yorumcu olarak gördüm. Harikalar yarattı diyemem ama şarkıya değişik bir renk katmış. Sinan Erkoç’un doksanlarda seslendirdiği ve onun en ticari şarkısı olarak akıllarda kalan “Havam Yerinde”yi Fatih Ürek seslendirmiş. Buda garip geldi bana. Emirhan Cengiz, albümün tamamının aranjörlüğünü üstlenmiş, bence albümde en çok salladığı şarkı bu oldu. Düz bir bakkal düzenleme yapmış. Bu sound ve ritmi sanırım ticari olmak adına kullandı ama bence bu sound ve düzenleme Emirhan’a yakışmadı. Bu şarkı albümde daha farklı işlenebilirdi.

Laf olsun diye albüme giren bir isim

Oğuzhan Uğur, “Ben Adam Olmam” adlı Serdar Ortaç’la bütünleşen şarkıyı seslendirmiş.  Bu çocuğa böyle küt bir şarkıyı vermek bence riskti. Popüler kültürle bütünleşmiş bir figürün bu albümde de yer alması bence saçma, daha doğrusu ana işi müzik olmayan insanların sırf popülerlik yakaladılar diye böyle projelere sokulması bana ters geliyor. Şarkının düzenlemesi biraz caz biraz pop olmuş. Şimdi şunu da söylemek istiyorum, çocuk kendi çapında şarkıyı yorumlamış, kötü de olmamış. Ama caz – pop – rock arasında bir yer kalmış şarkı. Yani beni heyecanlandırmadı.

Bir dünya harikası ses: Elif Kaya

Elif Kaya, doksanlarda Pınar Aylin’in ilk seslendirdiği “Deliler Gibi”yi seslendirmiş. Çok samimi söyleyeyim, Oğuzhan’dan sonra lokum gibi geldi bu kızın sesi. Çok sıcak, samimi bir yorum katmış şarkıya. Selim Çaldıran düzenlemeye cool bir hava katmış, dört dörtlük olmuş. Süper kaliteli ve sıcak bir düzenleme ve yorum olmuş. Albümün en iyi şarkılarından biri olmuş.

Albümde sınıfı yüksek notla geçen yorumcular:

Betül Demir – İrem Derici -  Ayta Sözeri – Kolpa – Elif Kaya olmuş. Bu yorumcular şarkılara fazlasıyla duygu katmışlar.  Özetle değişik bir tribute albüm olmuş. Stratejik olarak gençlere daha fazla yer verilmesi çok iyi bir düşünce ama aralarında popüler kültürün ortaya çıkarttığı biraz da müzikle alakası olmayan genç isimlerin sokulması bence olmamış. Ancak o kadar iyi şarkılar var ki bu albüm mutlaka ama mutlaka dinlenir, arşive konulur.

Çetin Işıközlü’nün 50. Sanat Yılı CCR’de

Besteci, şef Çetin Işıközlü’nün 50. sanat yılı, 4 Aralık Çarşamba akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenecek özel bir konserle kutlanacak. Işıközlü’nün şefliğinde gerçekleşecek konserde, dünyaca ünlü piyanist İdil Biret ve keman virtüözü Cihat Aşkın solist olarak yer alacak. Gecede sanatçılara CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Çetin Işıközlü 50. Sanat Yılı konserinde ayrıca; “Beethoven’dan 7. Senfoni La majör 0p.92” ve Chopin’den “Andante Spianato ve Grande Polonaise Brilliante Op. 22” eserleri icra edilecek. Klasik müzikseverlere duyurulur.

Hoca öğrencisinin avukatlığını yaptı

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Sınar öğrencisi İrem U’nun avukatlığını yaptı. Şimdi bunda ne var diyeceksiniz. Bir insanın bir başka insanın avukatlığını yapması kadar doğal bir şey daha yok. Burada olay farklı.

İrem U., Şişli Esentepe’de bulunan Altınbaş Üniversitesinin yerleşkesinin çıkışında yolun karşısına geçmek isterken bir aracın çarpması sonucu ağır yaralanmış ve uzun süre yoğun bakımda tedavi görmüştü. 10 Mayıs’ta yaşanan kazanın ardından geçen 6 ay içinde sağlığına kısmen kavuşabilen İrem U, olayla ilgili olarak açılan davanın 2. duruşmasına katıldı. İşte bu duruşmada İrem’i avukatlığını Altınbaş Üniversitesindeki hocası yaptı. Duruşmaya katılan Doç. Dr. Sınar, “İrem'in hakkını en iyi bir biçimde savunabilmek için üzerimize düşen sorumluluk ne ise onu en doğru şekilde yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Biz failin işlemiş olduğu bu vahim haksızlığın ağırlığı ile orantılı bir biçimde cezalandırılması gerektiğine inanıyoruz ve bu yargılamanın sonunda da hak ettiği cezayı alacağına olan inancımız tam. Adaletin sağlanabilmesi için elimizden gelen çabayı şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümüzle göstereceğiz” diyerek öğrencisini yalnız bırakmayacağını söyledi. Bu konu çok ince bir konu ama detayında çok güzel bir sosyal sorumluluk duygusu var. Altınbaş Üniversitesi ve onun hocası yaşanan bu şanssız olayda öğrencisinin yanında oldu. Ona hem manevi anlamda destek oldu hem de uzun yıllardır unuttuğumuz imece kültürünü tekrar hatırlattı. İrem’e geçmiş olsun, Sınar’e tebrikler. Allah hepimizi bu trafik magandalarından korusun.