BAL GİBİ BİLİYOR BAHAR CANDAN!

Bu arada mademki reyting derdiniz yok, neden youtube kanalınızda, Okan Bayülgen, Bahar Candan Uykusuzlar Kulübü başlığınız var.

"İşte bu stil benim" yarışmacısı idi.

Çok uzun zamanlar bu yarışma içinde yer alan genç kızlardan biriydi.

Kimden bahsediyorum.

Bahar Candan'dan, geçen hafta Okan Bayülgen'in televizyon programına katılmış.

Okan'ın yeni formatında önde gelen ilk konuklarından biri olmuş.

Kendine bakmaya doyamadığını, kendine çok aşık olduğunu söylerken, daha başka çok şey anlatmış.

Aslında çok zeki.

Aslında çok akıllı.

Ve aslında çok farklı. 

Bahar anlatıyor, "bilmem kimin en zengin ailelerinden birinin torunu, elindeki çantayı göstermeye yırtınırken, ben de elimdeki çantayı gösteriyorum" diyor.

Aynı şey diyor.

İnsanların reyting derdi olduğunu biliyor, istediklerini veriyor ve bence acayip kafa buluyor.

Okan "reyting derdimiz yok, burası haber kanalı diyor", ama doğru değil, geldiği haber kanalında programının reyting yapmadığını iyi biliyor. 

Haber kanalları da reyting peşinde.

Bal gibi reyting derdi için kızı konuk aldınız ve o bunu çok iyi biliyor.

Programın başlarında Bahar ile kafa bulmaya çalışırken, sanki şaşkınmış gibi yaparken, vazgeçmek zorunda kaldığını ben anlıyorum.

Kızı uzun uzun masada tutuyor ve oraya çok sinemanın kıymetli oyunculardan Ayhan Taş'ı çağırıyor.

Ve istiyor ki sinema oyucusu Ayhan bey ile bu kız karşı karşıya gelsin.

Ama olmuyor.

Bu arada mademki reyting derdiniz yok, neden youtube kanalınızda, Okan Bayülgen, Bahar Candan Uykusuzlar Kulübü başlığınız var.

Neden Okan Bayülgen Ayhan Taş Uykusuzlar Kulübü başlık atmıyorsunuz.

Diğeri daha çok tıklanacak bal gibi biliyorsunuz.

İşte bu dünyanın bal gibi anlaşılır, bal gibi yaptıklarını, numaralarını, gencecik bir kız çıkıyor ve bal gibi anlıyor, biliyor davranınca alay ediyorsunuz.

Ya köşe yazarları.

Özellikle erkek köşeciler, "şu kızı konuşturmayın" diye yazı yazıyor.

Eh siz de Bahar'ı yazdığınızda köşenin daha fazla okunacağını bal gibi biliyorsunuz.

Konuşturmayın dediğin kızı neden köşene yazıyorsun.

Genç bir kadına "şu kızı konuşturmayın" diye aşağılayan başlık atamazsın.

Sana ne.

Birini yok edelim der gibi cümle kuramazsınız.

Kızı konuk edelim reyting alalım, kızı yazalım daha fazla okunalım, kızı instagram’da takip edelim ama eleştirelim ve hep aşağılayalım,

Ne münasebet.

Ne hakkınız var.

Hepimiz çok kurnazsınız, biri çıkıyor hepinizden daha kurnaz.

Hepiniz oyuncusunuz, biri çıkıyor oyunculuk öyle olmaz böyle olur diyor.

Hepiniz numaracısınız, biri çıkıyor numara yapmak öyle olmaz böyle olur diyor.

Hepiniz çakalsınız, üzerimden nemalanmak istiyorsunuz eh öyle olmaz böyle olur diyor.

Hepiniz çok akıllısınız, beni aptal yerine koymak istiyorsunuz, ama beni bayıla bayıla çağırırken ben sizi aptal yerine koyuyorum diyor.

Kimseyi aşağılamayın.

Beğenmiyorsanız davet etmeyin, yazmayın, ilgilenmeyin.

Bak biri çıkar, kafa bularak, oynayarak, izin vermem der.

Unutmayın.

Bal gibi bilinen, bal gibi yapılan her şeyi, herkes bal gibi anlar.

Ve.

Bal gibi yaşanan samimiyetsiz dünyada, kimseyi aşağılamadan bal gibi yaşayın gidin.

Bal kurnazlığı. 

Yapmayın yani.

Funda'nın aklındakiler…

... Adam evlenmiş barklanmış.

Kimsen bahsediyorum, Hacı Sabancı' dan.

Şarkıcı Tuba Ekinci televizyon programına katılıyor, "Hacı benim evime geldi, çünkü bana hayrandı" diyor. 

Neden söylüyor bunu, gündem olsun, konuşulsun, gazetelerde yer bulsun diye.

Eh buluyor da.

Ve evde karısı ile ufakta olsa bir tartışma çıksın diye.

Ne kadar ayıp değil mi?

Kimsenin evlilik kurumuna saygısı kalmamış, geçmiş zaman, bugün bunu anlatmanın ne anlamı var, öyle değil mi?

Normal vatandaş olsa söylesen kimse ilgilenmeyecek, adam tanınmış söyle ki konuşulsun.

ÇOK ilginç.

Herkes dedikleri konuşulsun istiyor 

Amansız bir hastalık var ortada.

Zamansız, ölçüsüz ve saygı duyacağı tek konu olmadan savuruyor.

İzansız derler ya o hesap.

Sen kimsin diyene.

"Kendini fazla arama, akşama kadar ağzından çıkanlardan ibaretsin". 

Osun sen işte.

Bu arada erkekler siz de, kadınlar ne kadar dikkatli olmak zorunda ise, siz de dikkat edin.

Sizde yaptıklarınız kadarsınız.

Funda'nın aklındakiler…

... Oyuncunun hası Şener Şen ile röportaj yapmışlar.

"Çok yoruldum artık, durmaksızın çalıştım, gönlüm rahat" demiş.

"Meydanı gençlere bırakamam gerektiğini inanıyorum" demiş.

Yorulduğuna tabi ki inanırım, çok çalışmış ve gönlü tabi ki rahat olabilir. 

Ama.

Meydanı gençlere bıraktım cümlesine katılamam.

Sizin yaşların rolleri başkadır, gençlerin rolleri başkadır.

Aynı şey değil ki.

Dünyada sizin yaşınızda, oyunculuğu nefes kesen nice oyuncular filmlerde oynuyorlar.

Çok önemli aslında.

Şener Şen, Köy Enstitüsü mezunu, öğretmen oluyor, kendini tiyatroya adıyor. 

Aslında sinema hiç istemiyor, ama paraya ihtiyacı var, başlıyor figüranlık yapmaya.

Başrollerden tokat, dayak yiyor falan. 

Derken Hababam Sınıfı’ndaki Badi Ekrem rolleri ile patlıyor. 

Ve arka arkaya Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Tosun Paşa geliyor.

Artık başrol oynaması gerekiyor.

Ardından, Eşkiya, Arabesk, Züğürt Ağa gibi efsane filmler geliyor.

Bizi çok güldürdü, çok düşünürdü ve çok ağlattı.

Çok büyük saygımız var tabi ki.

Ama bir senaryo gelse ve çok beğense film yapar diye düşünüyorum.

Masum oyunculuğunu çok özledik.

Çok hayranız ona.