BABASI İLE DAHA SIK GÖRÜŞSÜN..

Bir aile ile tanıştım, bir de kız çocukları var.

Hatta kız çocuğuna bayıldım, bu kadar naif, bu kadar içten, yüzündeki ışıktan ne kadar iyi kalpli bir çocuk olduğu yansıyordu.

İnsana sıcacık sarılıyordu.

Anne ile sohbet ediyoruz.

Eşine darılmış, hatta çok kızgın, hatta adamın eski ilişkisini sorguluyor, hatta annesini sorguluyor.

Ben dargınlığı uzatmamak lazım, tadında bırakmalısın falan diyorum.

Neyse, sonra bana diyor ki, “Ayrılırsam biliyorki çocuğu asla göstermem".

Allah Allah bu kadar aklı başında kadının duygularına bak, diyorum, bir tuhaf oluyorum.

Hatta kadına bakış açım, kalp atışım, duygularım birdenbire değişiyor.

Çocuğu babasından esirgeyen kadını ne yapayım diye düşünüyorum.

Bunları niye yazdım.

Böyle yüzlerce kadın var diyeceksiniz.

Haklısınız.

Ama Ankara'da şöyle bir olay oluyor. H.Y isimli bir kadın, kocasından 2015 yılında anlaşmalı boşanıyor.

Mahkeme, 1 yaşındaki çocuklarının velayetini anneye verirken, babanın çocuğunu 2 haftada bir görmesi yönünde karar veriyor.

Çocuk 3 yaşına geliyor.

Anne, Ankara aile mahkemesine dava açıyor.

Davanın adı “Kişisel ilişki kurulması”.

Anne, çocuğun gelişimine uygun şekilde, babası ile görüşmesine ilişkin daha önce verilen kararın çocuğun menfaatine tekrar değiştirilmesini istiyor.

Baba da haklısınız diyor, dilekçe yazıyor. Çocuğun geleceği bakımından ebeveynlerin her ikisine de aynı ölçüde ihtiyacı vardı, ve yeni yapılacak düzenlemeye saygı duyarım diyor.

Ay ne kadar nazik, ne kadar aristokrat insanlarsınız.

Mahkeme de tamam diyor, baba çocuk arasındaki görğşmeyi yeniden düzenleyeceğim.

Düşünüyorum.

Ne garip diyorum.

Çocuğun babası ile olan ilişkisine mahkeme ne karışır.

Mahkeme 2 haftada bir dedi ise, desin, sen her gün çocuğunu yolla, baba her gün görsün.

İkinizde çok anlayışlı, çok şekersiniz, çocuğunuzu çok düşünüyorsunuz, ama mahkeme ve dilekçe aracılığıyla.

Her konu dava açarak çözülmezki.

Gerçekten çok garip.

Kadınlar boşanma sonrası adamdan hırslarını çocuk üzerinden alıyorlar.

Çocuk üzerinden yaptıkları hesabı bir türlü kesmiyorlar.

Çocuklarını hiç aramayan, sorumluluğunu taşımayan, beş kuruş ödemeyen babalar var biliyorum.

Anneye çocuğu yıkıp, sonra umuru olmayan, uzayıp giden babalar var.

Ama, diğer yanda çocuklarını icra yoluyla gören nice babalar var, hatta dernekleri var.

Hatta adamlar başka bir düzen kursun, evlensin, görür onlar günlerini.. Şahit olduğum, bildiğim hikayeler var, kadın gece yarısı çocuğun kulağı ağrıyor gel diye adamı arıyor.

Yeter ki adamı rahatsız etsin, hep ensendeyim desin, yeni karısının yanında rahat rahat uyuyamasın.

Bilmezler mi çocuklar zarar görüyor.

Bilirler.

İntikam duygusu, diğer duygularının önüne geçer.

Analık bence başka bir şey.

Babalık bence başka bir şey.

Funda'ya takılanlar...

... Onbir ayın sultanı Ramazan geldi.. Hoş geldi sefalarla geldi, hepimize huzur içinde geçirmek nasip olsun.

Ramazan ayında, hocalar gazetelerde, televizyon programlarında bir ay boyunca, Ramazanı, oruç tutmayı anlatıyorlar, sorulara cevap veriyorlar.

Ama Allah aşkına artık, hocam su içince oruç bozulur mu diye sormayın.

Bozulur arkadaşlar, oruçlu iken su içersen orucun bozulur.

Neyse.

Gecen iftar saati, Nihat Hatipoğlu hocayı dinliyorum. 

Sultanahmet Meydanı hıncahınç dolu.

Hocam diyor, bir genç delikanlı, fırında çalışıyorum, haliyle unlar yere dökülüyor, ayaklarımız üzerine basıyor, acaba günah mı ..

Nihat hoca cevap veriyor.. Delikanlı memnun, hocam selam gönderebilir miyim diyor.

Dayımın oğlu Arif'e buradan çok selam diyor.

Anlıyorum soru bahane, selam şahane.

İçime bir sıcaklık yayılıyor.. Delikanlıya sarılasım geliyor.. Kurnazlığın masumiyetine bayılıyorum.

Biz, dizimizin dibindeki kardeşlerimizi göremezken, akrabalarımızı unutmuşken, kiminin yüzünü bile bilmezken, adamın aklından dayısının oğlu çıkmamış, özlemiş onu.

Kurban olsunlar diyesim var.

Masumiyetin hastasıyım.

.. .Yeşilçam'ın efsanevi oyuncusu, kıymetli insan Ediz Hun, Nişantaşı'nda görüntülenmiş.

Beni tek çekmeyin, sonra adıma sahte hesap açıp, çapkınlık yapmaya çalışıyorlar demiş.

Hoş olmayan durumlar yaşanıyor, bunu yaşadık, lütfen tek çekmeyin, kendini Ediz sananlar çok demiş.

Sosyal medyadan 

Dert yanmış yani.

Kıymetli insanlar bile sosyal medya hırsızlarından, edepsizlerinden, arsızlarından korkmuş.

Bıkmışlar sizden.

Bu ayıp sizin.