AVRUPA'DA PKK TERÖRÜ VE POLİSİN YANLIŞ STRATEJİSİ

Ozan CEYHUN 01 Kas 2019

Yıllardır Avrupa ülkelerinde örgütlenmekte olan PKK terör örgütü son haftalarda Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde komşularıyla çok iyi ilişkiler içinde yaşamakta olan Avrupalı Türklere ve Kürtlere yönelik olarak saldırılarını arttırdı. 

Avrupalı Türkler ve Kürtler onlarca yıldır Avrupa ülkelerinde yaşamaktalar. Avrupa’ya onlarca yıl önce gelenlerin çocukları ve torunları artık yaşadıkları ülkelerin ayrılmaz birer parçası haline geldiler. Çoğu Avrupa’da doğan yeni kuşaklar için Avrupa’da yaşadıkları köyler, kasabalar ya da kentler onların en doğal “evleri”. 

Avrupalı Türkler ve Kürtler yaşamın her alanında aktif bir şekilde varlar. Tıbbi başarıları nedeniyle ödül alan doktorlar, bilim insanları, hukukçular, iş adamları, polisler, devlet memurları, politikacılar olarak ve daha birçok alanda kısacası toplumun her kesiminde yerlerini almaktalar. 

Onlarca yıldır Avrupalı Türkler ve Kürtler olarak yerleştikleri ve artık ayrılmaz bir parçası oldukları Avrupa ülkelerinde tek istekleri var. O da huzur içinde yaşamlarını sürdürmek.

Avrupalı Türkler ve Kürtler, Müslümanlar olarak da örnek bir konumdalar. DEAŞ terör örgütünün Avrupa ülkelerinin vatandaşlığına sahip olan teröristleri arasında Avrupalı Türk ve Kürt Müslümanların çocuklarının sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Çünkü çocuklarını da iyi Müslümanlar olarak yetiştirmeye özen gösterdiler.

Barış ve huzur içinde sürdürdükleri yaşamlarında son yıllarda maalesef bir yandan aşırı sağcı ırkçı Neo Nazi terör grupların saldırıları nedeniyle rahatsız edilmekteydiler. Neo Nazi terör gruplarının saldırılarına maruz kaldılar ve kalmaktalar. Evleri yakıldı. Yollarda saldırıya uğradılar. Derneklerine ya da camilerine saldırıldı. Ve bu saldırılar maalesef hala sürmekte. Hem de artarak. Mölln ya da Solingen gibi kentlerde kundaklama sonucu çıkan yangınlarda katledildiler. 

Avrupalı Türk ve Kürt Müslümanlar olarak son yıllarda aşırı sağcı ırkçı Neo Nazi terörü nedeniyle canları ve malları için daha fazla endişe eder hale geldiler. 

Bunun yanı sıra Müslüman oldukları için maruz kaldıkları ayrımcı uygulamaların ve tacizlerin de sayısı arttı.

Avrupa ülkelerinde aşırı sağcı popülist partilerin seçim kampanyalarının hedefi haline geldiler. Haklarında söylenen çirkin sözleri, yapılan seçim kampanyalarını ve yaşadıkları yerlerde sokaklara asılan ırkçı afişleri üzülerek yaşamak zorunda bırakıldılar. 

Avrupa ülkelerinin ve aynı zamanda AB’nin yanlış ve yetersiz politikaları nedeniyle İslam düşmanlığı arttıkça bu durumdan en fazla olumsuz etkilenenler de Avrupalı Türk ve Kürt Müslümanlar oldu. Bu durumlar maalesef hala aynı ve belki de daha da kötüleşmekte.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi şimdi bir de PKK terörünün hedefindeler. PKK terör örgütü ve onun Suriye’deki şubesi SDG terör örgütünün Avrupa ülkelerindeki destekçileri her geçen gün şiddeti daha da artan bir şekilde Avrupalı Türklere ve Kürtlere saldırmaktalar. 

Avrupalı Türklere saldırıyorlar. Çünkü Türk toplumunu kışkırtarak sokağa çekmek ve yaratmak istedikleri çatışmaların içinde taraf haline getirmek istiyorlar. Türk toplumunun barışsever ve demokrasiye bağlı olması onları çok rahatsız ediyor. Türk toplumunu kışkırtarak Avrupa kamuoyuna “bakın Türkler saldırgan” propagandası yapmak istiyorlar. Allaha çok şükür! Avrupalı Türkler bu kışkırtmalara ve saldırılara rağmen hukuk devletine ve demokrasiye olan inançlarını kaybetmiyorlar. Tüm saldırılara rağmen yaşadıkları ülkelerin onları korumakla sorumlu olduğu inancını yitirmiyorlar.

PKK terör örgütü destekçileri Avrupalı Kürtlere saldırıyor. Çünkü Kürtler, PKK terör örgütünün nasıl insanlık düşmanı bir terör örgütü olduğunu bildiklerinden bu terör örgütünden nefret ediyorlar. Çocuklarını kaçıran, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde açtıkları iş yerlerini basıp onlardan haraç isteyen ve PKK’nın baskısı altında olan Kürtler, PKK’yı desteklemedikleri için PKK’nın hedefi halindeler.

Avrupalı Türkler ve Kürtler, yaşadıkları Avrupa ülkelerinin polis teşkilatlarına güvenmek istiyorlar. Haklı olarak polis tarafından korunmak istiyorlar. PKK terör örgütü mensuplarının havaalanlarını, parti binalarını ve birçok başka yeri rahatça işgal etmesine kayıtsız kalan polisin bu tavrını endişe ile izliyorlar. Çünkü genelde tüm Avrupa ülkelerinde polisin uyguladığı “olayları tırmandırmamak ve çabuk geçiştirmek için PKK terör örgütü mensuplarının eylemlerine göz yumma stratejisinin” PKK’lı şiddet yanlılarının ortamı boş bulmasına neden olduğunu görüyorlar..

Polisten hak ettikleri tepkiyi görmeyen PKK terör örgütünü destekleyen eylemciler bu nedenle “kendilerinin desteklendiğini” düşünerek daha da hırçınlaşıyorlar.

Avrupa’da polisin PKK terör örgütünün şiddet eylemlerine karşı uyguladığı stratejiyi değiştirmesinde yarar var. Söz konusu olan “üç beş serseri” değil. Bizzat Irak’taki ve Suriye’deki savaş baronlarından emir alarak Avrupa’da Türklere ve Kürtlere saldıran profesyonel bir terör örgütünden bahsediyoruz. 

Bugün bu saldırılar ve terör propagandası karşısında “geri durmak” yarın çok daha fazla ve büyük saldırıların karşısında çaresiz kalınmasına neden olabilir.