​ATA'YA SEVGİ SELİ
13 Kas 2017

      Bir büyük lider, Türkiye’miz için olmazsa olmazımız, her şeyimiz, Ülkemizin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanımız ve dünyada çok önemli yeri olan, bir çok dünya ülkesine liderlik, özgürlük ve daha bir çok konuda örnek olan, unutulmaz bir devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk..

      İki gün önce 10 Kasım 2017 Cuma günü, ölümünün 79. Yılını anmak, onu yad etmek ve ona bağlılığımızı gösterebileceğimiz coşku dolu bir gündü. Bir anma günü değildi. Onu anarken, çok özlemenin yoğunluğuyla, dünyanın en saygın, laik, demokratik ve yaşattığı özgürlükleriyle dünyanın bir çok ülkesine örnek olan bir Cumhuriyet’i ve bizlere bıraktığı emanetleri koruyabilmenin mutluğunu doyasıya yaşayabildiğimiz bir 10 Kasım’dı. 

      Onu anarken, onu yad ederken döktüğümüz gözyaşının bir başka anlamı ve önemi vardı. Ona hizmet etmenin, onun bıraktıklarının ne kadar önemli olduğunu görmek ve anlayabilmek için; çok yoğun duygularla ziyaret ettiğimiz Anıtkabir’de nöbet bekleyen yağız, sırım gibi askerlerimizin yüzüne baktığımızda çok net görebiliyorduk. O kadar gururlu ve güven verici olmalarının yanı sıra, yaptıklarından ne kadar mutluluk duyduklarını görmek bir başka güzellikti. 

      Binlerce insanın gelip geçtiği, yanlarına gidenlerin fotoğraf çektirmek için yarıştıkları bir ortamda, hiç kıpırdamadan dururken, gelenlere gözlerinin içindeki mutluluk dolu bakışlarıyla selam veren bu cengaverlerin, oldukça sıcak havada yüzlerindeki boncuk boncuk terler bir başka anlamı kalplere yansıtıyordu Atamız; eserlerini emanet ettiklerinin bu vakur, güven veren hallerini, dimdik duruşlarını mutlaka görüyordur ve onlarla, onu asla unutmayan Türk ulusundan gurur duyuyordur.

      Bizler, öncelikle hem Atamızı ve Anıtkabir’i ziyaret etmek ve hem de bu anlamlı günde geleneksel Basın Konseyi Yüksek Kurul, aylık geleneksel toplantımızı yapmak üzere hızlı trenle Ankara yollarına düştük. 

      Cuma günü saat 14.00 civarında Ankara’daydık ama, aldığımız bilgilerde; Anıtkabir; değil ulaşmak, yaklaşmanın bile çok zor olduğu kadar kalabalıktı. Yirmi kişilik yüksek kurul üyesi ile, tüm uğraşlarımıza rağmen Anıtkabir ziyaretimizi bir gün sonrası sabah sat 10.30’a erteledik. Heyecanımızı yatıştırmak çok zordu ama başka çare de görünmüyordu. Gelen bilgilerden, Anıtkabir tam anlamıyla dolup taşmış durumdaydı. 

      Biz Basın Konseyi Yüksek Kurul Toplantımızı yaptık. Sık sık durumdan bilgiler aldık. Gelen bilgilere göre kalabalığın yoğunluğu değil bitmek, akşam saatlerine kadar daha da artacak gibiydi. Gelen son bilgilerde; giderek artan bu ziyaret yoğunluğu nedeniyle akşam saatlerinde bitmesi gereken ziyaret saati, geçe 11.00’e kadar uzatılmıştı.

      Birinci gün ile ilgili olarak şimdiye dek herhangi bir rakam açıklanmadı ama bana göre 10 Kasım günü milyonun üzerinde ziyaretçinin olduğunu söyleyebilirim. Anıtkabir’in içi dolu olduğu gibi gelen yollar bile doluymuş.

      Gece heyecanlı geçti bizim için. Sabah saat 10.30 civarında Başkent Üniversitesi sahibi Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın bize sağladığı olanakla Anıtkabir yolunu tuttuk. Mozolenin olduğu binaya yakın bir yerden içeri girdik ve kısa sürede mozoleye kadar ulaştık. Heyecan ve mutluluk dolu ziyaretimizi yerine getirdik. Bir gün önceki kadar kalabalık yoktu ama yine de yürümekte zorlanacak kadar kalabalıktı. Ziyarete gelen gurupların, kadınların, çocukların, herkesin yüzünde çok net görülebilecek kadar sevecen bir duygu seli ve mutluluk vardı.

      Bu sevgi asla bitmez, Atamızın güvenip emanet ettikleri, ona asla ihanet etmez onu unutmaz ve özlemi her yıl daha da artar.

      Atatürk, hayatında “yanılmışım” deseydi bugün biz yoktuk. 

      Yatıp, kalkıp dua edelim, bugün o yok ama, sayesinde; bize emanet ettiklerini hayatımız bahasına korumak üzere, biz varız.