ARAYI BULMAK

Ümit G. CEYLAN 21 Tem 2022

İletişimi tek başına kuracağımız bir diyaloglar silsilesi olarak görmek büyük yanlış olur. İletişim kompleks bir ağdır.

İletişimi tek başına kuracağımız bir diyaloglar silsilesi olarak görmek büyük yanlış olur. İletişim kompleks bir ağdır. Birbirleriyle örüntülü, ilintili bir sürü kimliklerin iç içe geçtiği bir motivasyondur. Motivasyon diyorum çünkü iyi, anlaşılır ve net bir iletişim kurmak ciddi anlamda soğukkanlı olmayı gerektirir ve bir beceri meselesidir. Alelade konuştuğumuz konular da olmak üzere insanlarla kurduğumuz ilişkilerdeki duruşumuz ve daha birçok etken ileride bizi etkileyecek şekilde geri dönecektir. Bu dönüşler olumlu da olur olumsuz da. Önemli olan biz hayatımızda nasıl bir iletişim formu oluşturmak istiyoruz. Bu soruyu kendimize bilinçli bir şekilde sorabilmeliyiz.

Yalan söylenebilir mi?

İyilik yapmak için yalan söylenebilir. Aile huzuru için yalan söylemek ve arabuluculuk yapmak hayırlı bir iştir. Özellikle aile içinde oluşan küslük, anlaşmazlık gibi durumlarda becerikli bir üçüncü şahsın arabuluculuk etmesi istenir ve hatta beklenir. İslam dininde bazı konularda açık şekilde yalan söylemeye dair izin verildiğini biliyoruz. Öncelikle Müslümanların kendi aralarında bağlarının çok sağlam olması ve birbirine ayrılmaz bir bütün gibi kenetlenmeleri gerekir. Aile içinde başta olmak üzere oluşan sıkıntının, anlaşmazlığın çözümü için arabulucu görevi yapabilecek birileri daima vardır. Mahallede arkadaş ve dostlar arasında küsleri barıştırmak, kişilerin karakterlerine göre ilişkilerde köprü oluşturmak hepimizin görevidir. Mesela arkadaşlar arasındaki küslüğü bitirmek için kişiler arasında birinin diğerini aslında ne kadar çok sevdiğini, küs kaldıkları için üzüldüğünü söyleyerek ara bulunabilir. Elbette bu örnekleri çoğaltabiliriz ama burada önemli olan küslüğün olduğu bir ortamda bereketin, huzurun olmayacağını bilmek ve bir an önce inat eden kişilerin arasında bağlantıyı kurmaktır.

Diplomaside arabuluculuk

Son günlerde Türkiye’yi çeşitli vesilelerle arabuluculuk misyonu içinde çokça duymaya başladık. Ukrayna – Rusya savaşında iki kez tarafları masaya oturtan Türkiye oldu. Bu kurulan köprülerin önemli olan tarafı samimiyetle barışa yönelik olmasıydı. İçinde gizli pazarlıkların, sinsi hesapların olmadığı arabuluculuk çalışmalarının dünyanın huzuru için yapılması gerekiyorsa Türkiye orada bulunmaktadır. Yine şu sıralarda da tahıl koridoru için Türkiye öncülük ederek savaşta olan ülkelerle ara bulmaya çalışarak dünyayı olası bir gıda krizinden kurtarmaya çalışmaktadır. Arabuluculukta püf nokta ortak noktaları bulup ortaya çıkarmaktır. İster diplomaside isterse toplumsal ilişkilerde olsun ortak noktaya işaret etmek arayı bulmak açısından her zaman etkilidir. Diplomasilerde elbette arabuluculuğun daha farklı sonuçları vardır. Ülkelerin kendi çıkarları yanında dünyanın da çıkarlarını korumak tüm ülkelerin iyiliği için hamilik yapmak itibar kazandıran hamlelerdir.

Bir iletişim tekniği: Arabuluculuk

İnsanlar arasında yakınlaşmayı sağlamak, sorunların çözümüne yönelik iyi niyetle tarafları bir araya getirmek için birilerinin hep özel yetenekleri olmuştur. Arabuluculuk bir iletişim tekniğidir ve kimisi doğuştan yeteneklidir ve doğal bir arabulucudur. Kendi ortamında insanların küs kalmasına, sorun yaşamasına dayanamayan insanlar vardır ve mutlaka araya girip tarafları barıştırmak veya işleri halletmek isterler. Ya da bazıları kafalarında insanları eşleştirebilirler ve uygun ortamda tanıştırıp iyi bir birlikteliğe, bir iş anlaşmasına ve sinerjiye yol açabilirler. Arabulucu insanlar empati yeteneği çok gelişmiş insanlardır. Bu bir bakıma çok iyidir ama empatiden sempatiye geçmeden arayı bulmak gerekiyor. Bazen her türlü çabaya rağmen istenilen sonuç alınamayabilir. Küsler barışmayabilir. Bunda da bir hayır vardır demek gerekir. Gereğinden fazla araya girmek arayı yapacağım derken arada kalmamalıyız. Her şeyde olduğu gibi burada da dengeyi bulabilmeliyiz.

BİR SORU

Tanrı evrenin yaratıcısıysa iyi ve kötüyü de yaratan kendisi. Peki! Bu durumda kötülük yapan birini sorumlu tutabilir mi? İyi ve kötü denen şeyi neden yarattı? Asıl soru bu? Geçen gün dört saat bu soruya cevap arayan oğlumla hararetli bir konuşma gerçekleştirdik. Ne cevap verdiysem kendi ezberlerime dayanıyordu ve onu tatmin etmedi. Her şeyin bir sebebi ve nedeni varsa buna nasıl cevap vereceğiz diye sordu bana. Mantıksal bir cevap arıyor. Siz bunun mantıksal cevabını verebilir misiniz sevgili okurlar. Benim beynim yandı. Belki de oturup bunu düşünmem lazım. Siz de düşünün, düşünelim. Bu gençler çok başkalar benden söylemesi.

İSTANBUL’UMU RAHAT BIRAKIN

Şu güzel sokaklar tarihte kaldı bu manzaralar. Sokaklarında cumbalı eski ahşap evler vardı bir zamanlar. Yıkıldı yıkılacak gibi duran bir tarafları demir levhalarla yamalı o eski binalara dokunmayacaktınız. O binalar çökse de bugünki gibi yıkılmayacaktı İstanbul.  Penceresinden bakan kibar kadınlar, beyaz yazmalarını, gümüş saçlarına bırakmış hanımefendi nineler. Çingeneleri İstanbullu olan mahalleleri arıyoruz. Yerinde esiyor şimdi mülteciler. Nerede annemin semti Balat, babamın top oynadığı Feriköy. Türkçeden çok başka lisanlarla bakışan insanlar, ah istila edildik ne zaman? Dükkanlar filan dünya markası Donaldların işgali altında. Nerede Yorgo’nun iç çamaşırcı dükkânı? Nerede Anton’un pastanesi. Yeller esiyor şimdi oralarda elimizde bir Baylan kaldı ekalliyetten. İstanbul’u rahat bırakın. Ellerinizi çekin payitahttan. O kutlu fethin İstanbul’una ihanet eden müteahhitler utanmadan İstanbulluya medeniyet getirdim der. İstanbul bir yıkılırsa üstünüze ezer geçer topunuzu. İstanbul erguvan cennetinden bahçe, ıhlamur kokularından bir reyhan. Senin özünü bilmeyen, ne anlar senin güzelliğinden. Aveme dedikleri saçmalıklar bir gün başınıza yıkılır bre zavallılar. İstanbul’umu rahat bırakın.

HIRİSTİYAN MEZARLARINI BEKLEYEN AKIBET

O bakımlı, özenilen (!) mezarların para karşılığı kiralandığını biliyor muydunuz? 5 - 10 yıl süre ile kiralanan bu mezar yerlerinin ücretleri eğer artık ödenmezse bir süre sonra taşına bir çarpı atılıyor ve artık o mezardaki yatan mefta bilinmezliğe gidiyor. O mezar boşaltılıyor ve yeni birine kiralanıyor. Özellikle Katolik Kilisesi bunu gelir getirici bir faaliyet olarak yapıyor. Ne acı değil mi? Filmlerde izlediğimiz o afilli cenaze törenlerinin nedeni buymuş demek ki? Oysa ölen kişi o toprağın misafiridir artık.

YAZIN KÜTÜPHANEDE NE İŞİNİZ VAR?

Doç. Dr. Işıl İlknur Sert

Öğrenmeyi, kendini geliştirmeyi, okumayı ve araştırmayı sevenler bu sorunun cevabını biliyorlar tabii ki. Okulların yaz aylarında tatile girmesi ile kütüphanelerin sonbahara dek kapandığını sananlarsa kütüphanecilerin de uzun bir tatile çıktığını düşünüyor olabilir. Yaz ayları boyunca da kütüphanelerin açık olduğunu ve çok çeşitli etkinliklerle yaşam boyu öğrenme faaliyetine katkı sunmaya devam ettiklerini buradan duyurmuş olalım. Kütüphaneciler, yaz boyu da sizleri bekliyorlar. Hatta sadece kütüphane kullanıcıları için değil, gelecekteki meslektaşları için de çalışıyorlar. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğrencilerinin staj faaliyetlerini koordine ediyorlar ve onlara teorik bilgilerin uygulamalı olarak deneyimlenmesi için gerekli ortamı sunuyorlar.

“Yazın kütüphanede ne yapılır?” sorusunun cevabı yine kütüphanelerin sosyal medya hesaplarında veriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı halk ve çocuk kütüphanelerinde KÜYAP22 adı altında düzenlenen etkinlikler, yaz boyu belli bir program dahilinde sunulmakta. KÜYAP, Kütüphanede Yaz Programı anlamına geliyor. Son birkaç yıldır olduğu gibi 2022 yılının yaz aylarında da pek çok kütüphanede önceden planlanmış etkinlikler sunuluyor. Karaman ilimize bağlı Karamanoğlu Mehmet Bey İl Halk Kütüphanesi, bir yaz günü kütüphane bahçesinde kuşları çok seven Mehmet Amca ile kuş yapımı etkinliği, bir başka gün ise Keloğlan masal canlandırma etkinliği yaptı. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy İl Halk Kütüphanesi, çocuklara simülasyon ile pilotluk deneyimi yaşattı. İdil İlçe Halk Kütüphanesi kütüphanede oyun saati etkinliği düzenledi. Ordu Gazi İl Halk Kütüphanesinde eğlenceli bilgi yarışması gerçekleştirildi. Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinde renkli iplerle bileklik örüldü. Doğanhisar, Çeltik ve Karaisalı İlçe Halk Kütüphaneleri eş zamanlı olarak çilek ektiler hatta karpuz şenliği bile yaptılar.

Kütüphaneden ücretsiz üyelik karşılığında kitap ödünç alma, bilgi kaynaklarından faydalanma ve kütüphanecilerin yardımseverliği sayesinde aradığına kolayca ulaşma faaliyetleri de cabası… Yaz boyu gezdiğiniz her ilimizde, ilçemizde gerek Bakanlığa bağlı gerekse belediyelerin hizmet sunduğu kütüphanelere uğramayı sakın unutmayın. Geçtiğimiz günlerde, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 18 - 25 yaş arası gençlere ücretsiz sağlanacak Müzekart GNS ile müze ve ören yerlerinin ziyaret edilebileceği, hatta yurtlarda ücretsiz konaklama yapılabileceği haberi duyurulmuştu.  Bakanlığın gençnesever internet sitesinden konuyla ilgili bilgiler almak mümkün. Hazır böyle bir gezi planlamışken, ziyaret edilen yerlerdeki kütüphanelere gitmek, oradaki faaliyetler hakkında bilgi almak da bu kültür turunda sizlere faydalı olacaktır.

Bazen de kütüphaneler size geliyor. Bakanlığa bağlı gezici kütüphaneler bugün 66 ilde hizmet sunmakta. Yakında tüm illerimizde faaliyete geçeceği de duyuruluyor. Gezici kütüphane araçları dizüstü ve masaüstü bilgisayar, yazıcı, projeksiyon cihazı, özel tasarlanmış oturma grubu gibi imkanlar ile donatılmış. Her gezici kütüphane yaklaşık iki binin üzerinde güncel yayını da içinde barındırıyor. Gezici kütüphanelerin yıl içinde nerelerde hizmet sunacağı ilgili İl Halk Kütüphanesi tarafından belirlenmekte olup, program detayları ve gezici kütüphane hizmetinden yararlanma talebi için ilinizdeki kütüphanelerle iletişime geçmek mümkün.

Bu yıl okul kütüphanelerine ayrı bir önem verilmesi de bizleri sevindirdi. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, tarihçi bilim insanı Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın da katılımıyla 22 bin 450 kitaplı Vefa Lisesi İlber Ortaylı Kütüphanesi'nin açılışını Haziran başında gerçekleştirdi. Yaşayan insan hazinelerinin adlarının kütüphanelere verilmesi de çok sevindirici. Erenköy Kız Lisesi kütüphanesine Alev Alatlı’nın, Beşiktaş Yeni Levent Anadolu Lisesi kütüphanesine Doğan Hızlan’ın adı verildi. Bu yıl ilk defa tüm Türkiye'de yaz tatili boyunca okul kütüphanelerinin açık olacağı Bakan tarafından duyuruldu. Bu ne kadar gerçekleşiyor, takip etmedim ama düşünülmesi bile güzel. Beni düşündüren ise bu güzel kütüphanelerin kütüphaneci olmadan ne kadar aktif kalabileceği. Bakanlığımız bu konuda da güzel gelişmeleri bize duyuracaktır diye umuyorum.

Bütün bu faaliyetler kütüphaneler aracılığı ile sosyalleşmek, yeni şeyler öğrenmek, kitaplarla dolu bir ortamda başka bir bakış açısıyla hayata bakabilmek ve zamanı iyi kullanabilmeyi öğretmek amacıyla düzenleniyor. Eğlenirken öğrenilebileceği, kütüphanelerde eğlenceli zaman geçirilebileceği, bahçesinde hatta okuma salonunda bile oyun oynanabileceği, “kütüphanede hayat var” temasıyla anlatılmaya çalışılıyor. Bu güzel çalışmaları düzenleyenler ise Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü mezunu kütüphanecilerimiz. Onlar canla başla çalışarak bilgisizlikle, cehaletle savaşıyorlar.

Tam da üniversite tercih zamanı gelmişken gençlerimize bu konuda yaşam boyu emek vermek, insanların kendilerini ve dünyayı anlamalarını sağlamak, onlara okumayı ve araştırmayı sevdirmek için seçebilecekleri Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümlerini tercih etmelerini öneriyorum. “Yazın kütüphanede ne işiniz var?” diye sorulduğunda “yazın kütüphanede şenlik var!” demek isteyenleri aramıza davet ediyorum.

ARTI EKSİ

Artı

Bir çağdaş derviş

İyilik kurtaracak bu dünyayı. Zerre kadar iyiliğin karşılığı evren kadardır. Ecrin hesabı kitabı olur, imkânın kadar gönlünden koptuğu kadardır. Çağdaş bir derviş tanıyorum çok konuşmaz, icraat gösterir. Çok konuşan hamasete düşer der. Yaşadığı köyden bir dostunun kızı hıfzını tamamladığında bir Reşat altını düşünür ödüllendirmek için. Ama bu çağdaş dervişin imkânını aşar. Sonra kızımızın evliliği gerçekleştiğinde de bir hediye verememiştir. Üzülür. Öyle bir vakit gelmiştir ki, Allah ona maddi bir rahatlık lütfetmiştir. Bir saray boşanır gibi boşanır sevgi, şefkat, merhamet içinden. Üç zarf hazırlatır üzenlerine not yazdırır. Birinci zarf hıfzını tamamladığı için,  ikinci zarf evliliğin hediyesi için, üçüncü zarf bayram harçlığı içindir. Bu manevi duyguyu yaşadığı ve yaşattığı için Allah'a şükreder vesselam.

Eksi

Özgürlük ihlali

Bizim özgürlüğümüz başkasının özgürlüğünü ihlal etmemeli. Hele yaz aylarında, sıcaklık nedeniyle kapı pencere açık vaziyette evlerimizde nefes almakta güçlük çekebiliyoruz. Fakat yan komşumuzun balkonunda fosur fosur sigara içildiği besbelli ki, acı pis ağır kokusu burnumuzun direğini sızlatmaktadır. Bazen bu komşumuzun ergen çocuğu, bazen eve aldıkları misafirlerin sigara kullanmasından kaynaklanabilir. Bunun gibi gürültü kirliliği de gece yarılarındaki korna sesleri yazın uykuları bölebiliyor. Naylon poşetler marketlerde parayla satıladursun, içtiğimiz sular pet şişelerinde. Pet şişeleri de ya sahil kumsallarında ya da denizlerde. İnsaf yahu!

KLASİK SANATLARIMIZI DESTEKLEMEK

Her şeyi devletten beklemek devletçi bir yapıya sığınma tembelliğini beraberinde getirir. Osmanlı döneminde bize ait musıkînin özel girişimlerle yani vakıflarla desteklendiğini biliyoruz. Bestekârlara ödenen paralar, beste siparişleri ve hatta konaklarda verilen musiki dinletileri ve musikiye ait kültür sohbetleri günlük hayatın bir parçasıydı. Sadece beyler değil hanımların da musıki ile ilgilendiklerini çalgı aleti öğrendiklerini, icra ettiklerini, şarkı söylediklerini biliyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu medyada bir haber ilişti gözüme. Klasik batı müziğini destekleyen doktor bir çift evlerinin bahçesinde müzik dinletileri düzenliyorlarmış. Sanatçıyı ve batı müziğini destekleyen bu girişim klasik müziğimiz için de yapılmalı. Klasik müziğimiz salonlarda yer beklemek, belediyelerin yıllık planlarına girmeyi bekleyen kültür faaliyetlerinden biri olmanın dışına çıkartılmalı. Klasik Türk müziğinin derin yansımalarını sadece bir saz, söz varlığından öteye taşımalı, sanatımızın değerler dünyasına olan katkısını anlamalı, hissetmeli ve yaşamalıyız. Bunun için klasik müziğimizi evlerinde, bahçelerinde ve küçük alanlarda daha verimli olacağına inandığım bir modelleme ile sanatseverlerle buluşturulmalı. Bu buluşma sadece maddi durumu doygun insanları da aşmalı çocuklara ve gençlere ulaşabilmek için içlerinden seçilmişlerin de bu dinletilerde yerlerini almalılar.