AMERİKALI PROVOKATÖRLER EN BAŞTA ABD'YE ZARAR VERİYORLAR

Ozan CEYHUN 09 Eki 2019

Maalesef Suriye'de iç savaş tüm şiddetiyle devam etmekte. Yakın bir gelecekte sona ereceğe de benzemiyor.

Savaşa rağmen bugüne kadar Suriye’de yaşamaya çalışan insanlar için de bu durum her geçen gün zorlaşmakta. O nedenle Suriye’de sığınmacılar için acilen ihtiyaç duyulan “güvenli bölge” konusunda artık somut adımlar atmak gerekiyor. 

Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır en başta ABD ve AB olmak üzere tüm dünyaya “gelin güvenli bölgeyi kuralım” çağrısı yapmakta. Eğer bu konuda biraz daha geç kalınırsa yeni sığınmacı akınlarını engellemek imkansız hale gelecek. Üstelik bugüne kadar Suriyeli sığınmacılara sığınma olanağı sunan Türkiye ya da Ürdün gibi ülkeler de artık tüm imkanlarının sonuna geldiler. Türkiye’nin artık daha fazla sığınmacıya kapılarını açması imkansız. Suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölge” olanağı sunulmazsa ve sığınmacılar Suriye’yi terk etmek zorunda kalırsa AB büyük sorunlar yaşayacağından emin olabilir. 

Geçtiğimiz hafta Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in haklı olarak kaygılandığı gibi 2015 yılında yaşanan “sığınmacı krizi” çok daha fazla bir şekilde yaşanabilir.

İşte bu nedenle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz pazar günü ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. Erdoğan'ın Trump ile yaptığı görüşmede, ikili meselelerin yanı sıra Suriye’de Fırat nehrinin doğusunda kurulması planlanan “güvenli bölge” hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Bu telefon görüşmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK-YPG kaynaklı terör tehdidinin ortadan kaldırılması ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüşünü sağlayacak koşulların oluşturulması için güvenli bölgenin şart olduğunu bir kez daha dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan özellikle ABD askeri ve güvenlik bürokrasisinin, iki ülke arasında sağlanan mutabakatın gereklerini yerine getirmemesinden duyulan rahatsızlığı Trump ile paylaştı.

İki lider, ABD Başkanı Trump'ın daveti üzerine önümüzdeki ay Washington'da bir görüşme yapmayı kararlaştırdılar.

ABD Başkanı Donald Trump bu konuda ne kadar yapıcı olursa olsun, ABD askeri ve güvenlik bürokrasisi içinde bir takım çevrele aynı Rusya-ABD ya da Çin-ABD arasında yakınlaşma olma halinde sabote etmek için ellerinden geleni yaptıkları gibi zaten sorunlu olan Türkiye-ABD ilişkilerini de daha sorunlu hale getirmek için özel çaba vermekteler. 

ABD devleti içine çöreklenmiş provokatörler ABD’de Donald Trump tarafından atılmak istenen her olumlu adımı sabote etmek için çalışmaktalar.

İşte en son geçtiğimiz pazar günü Türkiye’deki ABD Büyükelçiliği’nin neden olduğu skandal buna bir örnek. Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde kanlı bir darbe girişiminde bulunan FETÖ terör örgütü mensubu firari bir gazetecinin hastalanan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında gerçekleştirdiği çirkin “Türkiye halkları Bahçeli’siz bir siyaset dönemine hazır olmalı” tweet paylaşımı maalesef ABD Büyükelçiliği’nin resmi Twitter hesabından beğenildi. Bir terör örgütü mensubunun sosyal medyadaki paylaşımını beğenen ABD’nin Ankara’daki Büyükelçiliği’nin Maslahatgüzarı derhal Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve “ABD’den bu konuda açık ve net bir izahatta bulunması” istendi. 

Hem iktidar partisi AK Parti hem de ana muhalefet partisi CHP bu skandala çok sert tepki verdiler. Türkiye’nin tamamı ABD Büyükelçiliği’ne karşı tavır aldı. 

Bunun üzerine paniğe kapılan ABD Büyükelçiliği Twitter hesabından peş peşe iki açıklama yapılarak “bu paylaşımın bir hata olduğunu” açıklayıp “özür diledi”. Türkiye haklı olarak Twitter üzerinden yapılan bu özrü hak etmedi. Ayrıca Türkiye’de kimse “bu paylaşımın bir hata sonucu olduğu” açıklamasına da inanmadı. 

Tam da Türkiye ve ABD arasında “güvenli bölge iş birliği” için yoğun temaslar ve ortak askeri devriye turları gündemde iken ABD Büyükelçiliği’nin resmi Twitter hesabını yönetenlerin “hata” yaparak “bir terör örgütü mensubunun paylaşımını beğenmesi” elbette bir tesadüf değil. Ayrıca “bu kadar aptalca hata yapan” bir diplomat ya da istihbaratçının ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde çalışabiliyor olması da imkansız. 

Sonuç olarak gündeme gelen skandal belliki Amerikalı provokatörlerin Türkiye-ABD ilişkisine zarar vermek amacıyla gerçekleştirdikleri bir operasyon. Donald Trump’ın Türkiye ile iyi ilişkiler kurmasında rahatsız olan ABD devleti içindeki birtakım çevreler gene boş durmadılar. 

Aynı gün Amerikalı provokatörlerin ABD-Rusya arasındaki krizi derinleştirme çabası da tüm dünya kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşti. Bir Rus milletvekili, ABD’de gözaltına alındı ve FBI yetkilileri tarafından sorguya çekildi. Bu skandala tepki veren Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada haklı olarak “ABD yönetiminin adımları nedeniyle protesto notası verdik. Söz konusu adım, Rusya-ABD ilişkilerini daha da bozma amacı taşıyan, Rusya ve temsilcilerine yönelik bir başka düşmanca eylemdir.” ifadelerini kullandı. Rusya Federal Meclisi Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin de söz konusu olayı "provokasyon" olarak nitelendirdi.

Eş zamanlı bir şekilde Türkiye ve Rusya’ya yönelik provokasyonlar aslında Türkiye ve Rusya’ya karşı oldukları kadar ABD Başkanı Donald Trump’a da karşı provokasyonlardır. Bu provokasyonlar en başta ABD’nin çıkarlarına zarar vermekte. Aynı zamanda da hem teröre kaşı topyekün mücadeleyi engellemekte ve tüm dünya genelinde barışı tehdit etmekte.

ABD’nin bu gidişatı tüm dünya kamuoyunu haklı olarak kaygılandırmakta!