AK PARTİ GERÇEKTEN HETERODOKS İKTİSATTAN YANA MI?

Üzerinden tam bir sene geçmiş olan Merkez Bankası politika faizi indirimlerine dayalı politika uygulamalarının herhangi bir ekonomik modele dayanmadığını, ana akım veya muhalif bilinen hiçbir iktisat okulundan feyz almadığını, sadece siyasi başarı hedefiyle kotarılan politikalar olduğunu burada ve başka yerlerde defalarca belirtmiştim.

Geçen perşembe günü Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Ekonomik Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar Zirvesi’nde” yaptığı konuşmasında “Türkiye Ekonomi Modelini” anlattı:

“Neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi ile daha fazla önem kazanmaktadır. Amerika, İngiltere, İtalya ve Almanya başta olmak üzere heteredoks literatürü olduğunu biliyoruz. Kitaplar yazılıyor.”

Üzerinden tam bir sene geçmiş olan Merkez Bankası politika faizi indirimlerine dayalı politika uygulamalarının herhangi bir ekonomik modele dayanmadığını, ana akım veya muhalif bilinen hiçbir iktisat okulundan feyz almadığını, sadece siyasi başarı hedefiyle kotarılan politikalar olduğunu burada ve başka yerlerde defalarca belirtmiştim. Ancak Sayın Nebati’nin yukarıda belirtilen açıklamasından sonra iktisatçılar arasında sosyal medya ortamında bir tartışma başladı: “Hakikaten iktidar heterodoks bir iktisadi bakış açısına mı sahipti?” Uygulanan ekonomi politikası ‘heterodoks istikrar programı’ olarak kabul edilebilir miydi?” Bugün bu sorulara cevap vermek istiyorum. Bir sonraki yazımda ise “Türkiye Ekonomi Modelini’nin” hiç de yeni bir model olmadığını, köklerini tarihimizdeki yanlış politikalardan alan ve yirminci yüzyılda bütün dünyada farklı şekillerde denenen popülist politikaların en son örneği olduğunu göstermeyi amaçlıyorum.

HETERODOKS İKTİSAT VE HETERODOKS İSTİKRAR POLİTİKASI

Her şeyden önce vatandaşlarımızın bilmesi gereken şey heterodoks iktisat ile heterodoks istikrar programının birbirinden farklı iki şey olduğudur. Bunlar o kadar farklıdır ki, bir heterodoks istikrar programı çoğu zaman heterodoks iktisatçılar tarafından reddedilir. Bu satırları yazan benim de kendini bir “heterodoks iktisatçı” olarak tanımladığını hatırlatmak isterim.

Heterodoks iktisat denince akla gelen tanım, en geniş anlamıyla, Ortodoks iktisatla ya da bilinen ismiyle Neo-Klasik Okul ve türevleriyle çelişen ve çatışan görüş ve politika önerilerini savunan bütün iktisat okulları ve onların teorileridir. Bu anlamda birbirinden çok farklı ve bazen birbiriyle çelişebilen okulları tek bir başlık altında toplar. Bunlar kabaca Kurumsal İktisat, Evrimci İktisat, Feminist İktisat, Keynesgil ve Post Keynesgil İktisat, Çevreci İktisat, Avusturya Okulu, Marksist, Sosyalist ve Anarşist İktisat okulları olarak tasnif edilebilir.  

İktisat okulları arasındaki farklılıklar iki bağlamda ele alınabilir: yöntemsel ve ideolojik farklılıklar. Ortodoks iktisat veya Anaakım İktisat olarak bilinen Neo-Klasik Okul ve türevleri yöntemsel olarak “rasyonalite - bireycilik – denge” ekseninde temellenirken heterodoks iktisat okulları “toplumsal yapı ve kurumlar – sınıfsal ve toplumsal analiz – dengesizlik” ekseninde yer alırlar. “Hocam, ne diyorsunuz? Sizi de Nebati gibi hiç anlamadık.” Hemen açıklayayım: Neo-Klasik Okul ve türevleri bütün insanların kendi çıkarlarını en yüksek seviyeye çıkartacak akılcı kararlar aldığını, bunun temelinde her insanın hiçbir ahlâki, kültürel, dini veya toplumsal değerle değil sadece kendi bencil amaçlarıyla davranışlarını belirlediği, bu sayede kapitalist ekonomi düzeninin her zaman dengede olacağını, yani herkes için en idealin denetimsiz ve kontrolsüz bir serbest piyasa ekonomisinin olduğunu varsayar. Heterodoks iktisat okulları ise, kendi aralarında çok farklılık içermelerine rağmen, insanların kendi kafalarına göre değil içlerinde bulundukları toplumsal yapı ve kurumların (idare sistemi, bürokrasi, din, gelenekler ve kültür) belirlediği kural ve mantıkla karar aldığını,  bu yüzden iktisadi olgu ve süreçlerin insanların içinde bulunduğu sınıftan (işçi, çiftçi, sermayedar, toprak sahibi girişimci ve rantiye)  ve toplumsal yapıdan (tarım veya sanayi toplumu, şehirli ve köylü toplumu, Batılı veya Doğulu gibi) kaynaklandığını, iktisadi yapının dengeden çok dengesizlik içeren dinamik bir süreçle daha doğru anlaşılabileceğini varsayar. Sayın Nebati’nin bahsettiği nöro ekonomi iktisat modellemesinde kullanılan bir matematiksel ve bilişsel yöntemdir, köklü varsayımlara dayalı bir teori olarak kabul edilmez hatta nöro ekonomi daha çok Ortodoks iktisat taraftarlarınca kullanılır. Davranışsal iktisat dediğimiz de birbirinden farklı amaç ve yöntemlere dayalı bir akademik makaleler toplamıdır. Böyle bir iktisat okulunun var olması için gerekli yöntem ve düşünce birliğine sahip değildir.

İdeolojik olarak farklılıklara gelince… Ortodoks iktisat veya Neo-Klasik Okul ve türevleri, dışarıdan hiçbir müdahale olmadığı, yani devletin hiçbir politika uygulamadığı ve dış ekonomiden gelen şokların bulunmadığı durumda, serbest piyasa ekonomisinin kendiliğinden dengeli ve istikrarlı bir büyüme sağlayabileceğini savunur. Bütün farklılıklarına rağmen heterodoks iktisat okulları kapitalist üretim biçiminin ve serbest piyasa ekonomisinin kendiliğinden dengeli ve istikrarlı bir büyüme sağlayamayacağını, hatta kontrolsüz ve denetimsiz kapitalizmin krizleri ve eşitsizliği doğuran ve onlardan beslenen dengesiz bir süreç olduğunu savunurlar. Bu yüzden de ekonomiye az ya da çok devlet müdahalesini öngörürler.

Heterodoks istikrar politikası ise, her istikrar politikasında olduğu gibi, enflasyonu düşürmeyi amaçlayan ve Ortodoks iktisatçıların savunduğu iki farklı politikadan birisidir. Ortodoks istikrar politikası enflasyonu düşürmek için sıkı para ve sıkı maliye politikasını önerirken heterodoks istikrar politikası sıkı maliye ve sıkı para politikası ile birlikte (enflasyon beklentilerini kırmak için) fiyat kontrollerinin de gerekli olduğunu söyler.

AK PARTİ FİKRİ OLARAK HETERODOKS İKTİSADA NE KADAR YAKIN?

AK Parti kurulduğu ve iktidar olduğu günden beri serbest piyasa ekonomisi taraftarı, küresel ekonomiyle entegrasyon taraftarı, yabancı sermayeye karşı hiçbir tutumu olmayan bir iktisadi düşünceyi savunmaktadır. En başta Sayın Cumhurbaşkanı bu konularda defalarca görüş bildirmiştir. Bunun yanı sıra AK Parti’nin bütün iktidarı boyunca en övündüğü uygulamalardan biri de özelleştirmedir. Ne kadar kamu firması varsa (çoğu da yabancılara satılmak üzere) özelleştirilmiş, özelleştirilecek firma kalmayınca yabancılara konut, arazi, toprak ve maden işletme imtiyazı verilmeye başlanmıştır. Daha geçenlerde Sayın Varank “devletin işletmeci olmayacağını, fabrika açmayacağını artık devrin değiştiğini” söylemiştir. Sayın Nebati ve önceki Hazine Bakanları kapı kapı dolaşıp yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmek için her türlü kulisi yapmışlar, yabancı sermayeye her türlü kolaylığın sağlanacağını da taahhüt etmişlerdir. Önemli bir noktada, AK Parti hükümetleri hiçbir zaman işçi sınıfı ve sendikal haklara yönelik bir politika geliştirmemişler, planlı ekonomiden yana olmak şöyle dursun, mevcut planlama teşkilatını da (DPT) lağvetmişlerdir. Bütün bu görüş ve uygulamalara bakarak AK Parti’nin ideolojik olarak hiç de heterodoks olmadığını, bilakis, bütün düşünce ve uygulamalarıyla Ortodoks iktisadın en güzide temsilcisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Haydi diyelim ki, Sayın Nebati ve onun danışmanları heterodoks iktisatla heterodoks istikrar programını karıştırıyorlar. O zaman Türkiye Ekonomi Modeli heterodoks bir istikrar programı mıdır?

“TÜRKİYE EKONOMİ MODELİ” HETERODOKS İSTİKRAR PROGRAMI MI?

Yukarıda da belirttiğim gibi heterodoks istikrar politikası sıkı maliye ve sıkı para politikası ile birlikte (enflasyon beklentilerini kırmak için) fiyat kontrollerinin de uygulandığı bir politikalar bütünüdür. Fiyat kontrolleri ile kasıt çoğunlukla kurun belli bir süre için sabitlenmesidir. Bazı durumlarda ücret ve kiralar, hatta bazı temel tüketim malı ve hammadde fiyatları da belli bir süre için sabitlenebilir. Buradaki amaç, enflasyon beklentilerini kırmak ve toplumda enflasyonla mücadele programının başarılı olacağı kanaatini pekiştirmektir. Bununla birlikte heterodoks istikrar programının ana ayağı sıkı para ve sıkı maliye politikasıdır. Politikanın nihai hedefi de enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlamaktır. Bugün Türkiye Ekonomi Modeli olarak tanıtılan program Eylül 2021’deki faiz indirimleri ile başladı. Merkez Bankası’nın politika faizini indirmesi açıktan para basması ile eş anlamlıdır. Yani genişlemeci para politikası demektir.  İlk başta kurların yükselmesinin amaçlandığı söylenirken, kur artışları kontrolden çıkınca bu sefer Aralık 2021’de KKM uygulamasına geçildi. Bu da döviz kuru üzerinde kısmî bir kontrol anlamına gelir. Açıktan basılan para ve hızla yükselen kurlar sebebiyle enflasyon rekorlar kırmaya başlayınca ücretlere ve maaşlara zam, kimi kesimlere vergi indirimi ve devlet destekli krediler geldi. Bu da genişlemeci maliye politikası demektir. Bütün programın hedefi de enflasyonu düşürmek değil, ekonomik büyümeyi devam ettirip ekonomik canlılığı korumaktır. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Nebati defalarca söylemiştir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, KKM uygulaması ile kurlar üzerinde kısmî kontrol sağlanması dışında Türkiye Ekonomi Modelinin heterodoks istikrar politikası ile uzaktan yakından alakası yoktur. Para ve maliye politikaları ters yönlü işletilirken, politikanın hedefi de enflasyonu düşürmek değildir.

Pekiyi o zaman bu politika ne politikasıdır? O da cumartesiye kalsın.