AFGANİSTAN ÖRNEĞİNİN IRAK VE SURİYE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Faruk AKTAŞ 02 Eyl 2021

Bilindiği üzere ABD'nin Afganistan ile birlikte Ortadoğu'dan çekilme tartışmaları Trump zamanında başlamış, Afganistan ve Irak'tan çekilme sürecine start verilmiş ancak Suriye ayağı hayata geçirilememişti.

ABD’nin 20 yıl boyunca kendisi için savaşan güçleri yüz üstü bırakıp Afganistan’ı terk etmesinin ardından Irak ve Suriye’de de ABD ile ortak hareket eden ya da onun güdümünde olan güç ve yapılar da benzer bir durumun kendileri açısından da gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tartışmaya başladı.

Bilindiği üzere ABD’nin Afganistan ile birlikte Ortadoğu’dan çekilme tartışmaları Trump zamanında başlamış, Afganistan ve Irak’tan çekilme sürecine start verilmiş ancak Suriye ayağı hayata geçirilememişti.

ABD’ye bel bağlayan güçler ise Biden’in gelişi Beyaz Saray’ın yeniden eskiye döneceği umudu ve beklentisi içindeydi.

Söz konusu güçlerin büyük çoğunluğu bu beklentilerinde haksız değillerdi zira Biden’ın en önemli sloganlarından birisi “Eski Amerika’nın dönüşü” şeklindeydi.

Ancak Biden yönetimi beklenenin aksine Trump’ın izinde gitmeye başladı.

Geçtiğimiz Haziran ayı sonunda yapılan ABD ile Irak arasında Stratejik Diyalog Görüşmeleri kapsamında Biden ve Bağdat yönetimleri arasında anlaşmada Washington’un Irak’taki askeri güçlerini çekmesi kararı alındı.

Söz konusu anlaşma, ABD yıl sonuna kadar tüm muharip güçlerini Irak’tan çekmesini öngörüyordu ancak ABD yıl sonunu beklemeden iki ay içinde söz konusu güçlerinin tamamına yakınını bu ülkeden çekti.

Biden yönetimi eş zamanlı olarak Afganistan’dan da hem de temelli çekilme sürecini işletti ve bunu da beklenenden daha hızlı şekilde, üstelik yüzüne görüne bulaştırarak da olsa hayata geçirdi.

Washington’a umut bağlayanların hayal kırıklığı sürerken ABD Dışişleri Bakanlığı’na yakınlığıyla bilinen Foreign Policy dergisi benzer bir sürecin Suriye için de gerçekleşebileceğini duyurdu.

ABD’nin Afganistan’ın ardından Suriye’den de çekilme kararı aldığı belirtilen yazıda, “Washington yönetiminde Suriye’de hayati bir çıkarları olduğunu savunacak kimse olmadığı” değerlendirmesine de yer verildi.

Söz konusu yazıda çekilme kararının Türkiye’nin Suriye’deki konumunu güçlendireceğine de vurgu yapıldı.

Trump döneminde Fırat’ın doğusunda bir Amerikan şirketine verilen petrol iznini iptal etmesi Foreign Policy’in ABD’nin Suriye’den çekilme kararı aldığı yönündeki iddiasını güçlendiriyor.

Yani Biden yönetimi yakın zamanda Afganistan’da olduğu gibi Suriye’deki müttefiklerini de sırtını dönüp tasını tarağını toplayarak bu ülkeden çekilmesi şaşırtıcı olmaz.

Zira söz konusu dergide belirtildiği gibi ABD açısından temel kıstas her daim çıkarlar olmuştur ve öyle olmaya devam edecek.

PKK’NIN IRAK PARLAMENTOSU’NA GİRME PLANLARI

Kuşkusuz Afganistan’da yaşanan gelişmeler de Türkiye açısından oldukça önemli ancak Irak ve Suriye’deki durum hayati önemde.

Zira bu iki ülkedeki gelişmeler Türkiye açısından bekâ meselesi.

O nedenle bu Suriye ve Irak’ta yaşananları ve muhtemel gelişmeleri yakından takip etmek ve ona göre politikalar belirlemek önemli.

Malûm Türkiye, Mayıs 2019’da Kuzey Irak’ta başlayan ve zaman zaman 200 km derinliğe ulaşan Pençe operasyonlarını yoğunlaştırarak sürdürüyor.

Terör örgütü PKK’ya ağır zayiatlar verdiren bu operasyonlar Irak’taki iç dengeleri de sarsmış durumda.

Birincisi Türkiye karşısında ABD’den arzu ettiği oranda himayeyi alamadığını düşünen PKK, bölgede Şii yayılmacılığına hız vermesi beklenen İbrahim Reisi’nin cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu İran ile daha yakın ilişki içine girmeye başladı.

Özellikle Sincar bölgesinde PKK ile İran destekli Haşdi Şabi güçleri arasındaki ilişki ve iş birliği hiç olmadığı kadar güçlendi ve bu artarak sürüyor.

El Erebi Cedid Gazetesi’nin haberine göre PKK, 10 Ekim’de yapılacak genel seçimlerde Haşdi Şabi desteğiyle Irak parlamentosuna güçlü şekilde girme arayışında.

Terör örgütü, Sincar ve bu ilçenin bağlı olduğu Musul’un bazı bölgelerinden 7 kişiyi aday göstermiş durumda.

PKK ve Haşdi Şabi, Bağdat ile Erbil yönetimleri arasında imzalanan Sincar anlaşmasının uygulanmasını engelleyerek hem bu bölgedeki varlıklarını kalıcı hale getirmek hem de diğer partilerin bu bölgede faaliyet yapmasını engelleyerek önümüzdeki seçimlerde bu bölgeden alacakları oylarla güçlü şekilde Irak parlamentosuna girme hesabı yapıyor.

PKK’nın İran ve ona bağlı Haşdi Şabi güçleriyle bu oranda iş birliğine girmesinden rahatsızlık duymaya başlayan ABD, Sincar anlaşmasının yürürlüğe girmesi konusunda ses vermeye başladıysa da bu konuda somut ve güçlü bir adım atmış değil.

Özellikle Kuzey Irak’taki Kürt partileri, seçimler öncesinde bu anlaşmanın bir an önce hayata geçirilmesi için baskı yapmaya devam etmelerine karşın anlaşmanın uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa da kim tarafından nasıl uygulanacağı henüz belirsiz.

FRANSA VE İRAN’IN BOŞLUĞU DOLDURMA ARAYIŞLARI

10 Ekim öncesinde bu tartışmalar yoğunlaşırken geçtiğimiz hafta sonu Irak önemli bir zirveye ev sahipliği yaptı.

Bağdat’ta düzenlenen “İşbirliği ve Ortaklık Konferansı"na çok sayıda ülkenin devlet ve hükümet başkanları katıldı.

Türkiye’nin, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile temsil edildiği konferansta şüphesiz en büyük ilgiyi Paris temsilci gördü.

Zira bu konferansta Fransa’yı Cumhurbaşkanı Emmauel Macron temsil etti.

Macron, Bağdat’ın yanı sıra Musul ve Erbil’i de ziyaret etti.

Hatta Fransız yayın organı RT’nin haberine göre Macron, PKK ve Haşdi Şabi’nin denetimindeki Sincar’ı da ziyaret etmeyi planlıyordu ancak Bağdat yönetiminin güvenlik konusundaki uyarıları nedeniyle ziyaret iptal edildi.

Fransa’nın Irak’a bu denli ilgisi dikkat çekici.

Bunun en önemli nedeni kuşkusuz ABD’nin Irak’taki muharip güçlerini çekmesi ve Washington’un bu ülkedeki nüfuzunun azalması sonrası doğmaya başlayan boşluğu doldurmak ve Türkiye’nin operasyonlarına karşı PKK’ya kalkan olmaya çalışmak.

Washington ile birlikte PYD/YPG’ye de kol kanat germekte olan Paris, Foreign Policy’in belirttiği gibi ABD’nin Suriye’den de çekilmesi halinde bu ülkeye dair de mevcut politikasını devam ettirme sinyalleri veriyor.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesine en yüksek tepkiyi gösteren Fransa’nın bu adımları şaşırtıcı değil.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Irak ve Suriye’de karşımızda ABD’den çok İran ve Fransa ikilisini bulacağız gibi görünüyor.