FBBNet
TT a8D
GÜNÜN KONUĞU
1'E 5

Yavuz CELEP

Uzun zaman önce bir arkadaşım tarafından hak etmediğim bazı davranışlara maruz kalmıştım. Son derece üzüldüğüm ve aslında misliyle karşılık veremememin etkisiyle içten içe kızdığım için, neredeyse her gün kendisi için şunu diler oldum: “İnşallah bu davranışlara bir gün kendisi de maruz kalır ve başkalarına ne hissettirdiğini anlar.” Fakat bunu çok büyük bir iyi niyetle diliyordum çünkü tek bir isteğim vardı, yaptığının ne kadar kötü olduğunu fark etmesi ve kendisini düzeltmesi. Çünkü bana kalırsa davranışları karakteristik bir temele dayanıyordu ve yaşadığı müddetçe farklı insanlara da aynı şekilde davranmaya devam edecekti.

Bu durumun etkisi bende uzun süre devam etti. Yine bir Ramazan ayında oruçluyken bu arkadaşım aklıma geldi ve yine içimden aynı hisler geçti. Sonra bir anda, sanırım orucun etkisiyle, uzun uzadıya devam eden bu “iyi niyetli” duamı sorgulama ihtiyacı hissettim. Gerçekten de tek amacım arkadaşımın farkındalığı ve kendini düzeltmesi miydi? Safiyane bir hissiyat içinde miydim? Eğer öyleyse neden kendisinin de aynı zorluklar içinde boğuşmasını diliyordum? Bunun cevabı kolay; insan empati yeteneği geliştikçe daha hızlı öğreniyor. Fakat, Hz. Muhammed’in (sav) “Kalpler Allah’ın iki parmağı arasındadır” sözünü takiben, arkadaşımın farkındalığı ve kendisini düzeltmesi için, Allah’tan onun kalbine hükmetmesini de dileyebilirdim. Eğer amacım kişisel gelişime katkı sağlamak ise ve bunun için kullanabileceğim sadece bir dua hakkım var ise, neden bu hakkın negatif bir yol üzerinden tecelli etmesini umuyordum?

Ne yazık ki şöyle bir bilimsel gerçeklik var, beynimiz negatife karşı güçlü bir eğilim içinde. Yani dışarıdan beynimize yönlenen negatif uyaranlara karşı daha güçlü tepkiler veriyoruz. Bu sebeple, örneğin pozitif bir olaydan bir birim etkileniyorsak negatif bir olaydan beş birim etkilenebiliyoruz. Dışarıdan aldığımız bu etki içeride de aynı şekilde devam ediyor desek yerinde olur. Yani, sıradan ya da daha doğru bir ifadeyle basit çalışan bir beyin mekanizmasına sahipsek negatif etkilendiğimiz bir olay sonucunda negatif tepkiler verme eğilimi içine giriyoruz. Arka planda kendimizi “iyi bir insan” olarak kandırmaya çalışsak dahi! Beynimiz ancak güçlü ve insani boyutlarda çalışmaya başladığı zaman bu negatif etkileşim azalmaya başlıyor.

Peki nasıl düzeliyor bu durum? Doğruluğundan emin değilim fakat yapılan bir bilimsel çalışmaya göre 1’e 5 şeklinde bir oran var. Yani, bir negatif hadisenin etkisini azaltmak için beş pozitif hadise ile etkileşim içine girmek gerekiyor. Böylece beyindeki pozitif-negatif dengesi sağlanabiliyor. Önemli olan bu pozitif hadiselerin sıklıkla tekrarlanması.

Arkadaşım için yaptığım ve onca zaman fark edemediğim “negatif” içerikli duaya bir dur deyişimin, düşünce sistemimi pozitif yönde kontrol altına alan ve her gün tekrarladığım oruç dönemine denk gelmesi bir tesadüf olmasa gerek... Mühim olan, bu düşünce sisteminin ve yaşam tarzının Ramazan ayında kalmayıp, tüm zamanlara sirayet etmesi.

İnşallah.