OnceHalk

"JEOTERMAL TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ"

Ekonomi Cuma 10 Temmuz 2020 20:01

Türkiye'nin jeotermal potansiyelinin yüksek olduğunu ve çok önemli olduğunu belirten Ömer Halisdemir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener, "-Amerika, İzlanda, İtalya, Hindistan gibi ülkeleri baz alırsak bu ülkelerin jeotermali çok eski kullandıklarını ve ciddi yatırımlar yaptığını görüyoruz. Biz serada, kaplıcada, ısıtmada ve elektrikte kullanırken onlar savunma sanayiinde kullanıyorlar." dedi

"JEOTERMAL TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ"

Neşe BERBER

Türkiye jeotermal potansiyeli bakımından Avrupa’nın 1. kurulu güç bakımından ise dünyanın 4. ülkesi konumunda. Jeotermal enerjiden elektrik üretiminde ilk beş ülke; ABD, Endonezya, Filipinler, Türkiye ve Yeni Zelanda şeklindedir. Ömer Halisdemir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Furkan Şener’le Türkiye’deki jeotermal enerjiyi ve potansiyelini konuştu.

Türkiye’de jeotermal sektörünün çok önemli olduğunu dile getiren Şener, bunun turizm alanında da büyük potansiyeli bulunduğunu söyledi. Şener, “Termal turizmi Türkiye genelinde yayabilirsek, hem Batı Anadolu hem Doğu Anadolu hem Güneydoğu Anadolu'da yaptığımız çalışmalarda buralarda termal otel kurulabilir. Dolayısıyla termal turizme yatırım yapılırsa ülkeye 12 ay boyunca turizm getirisi olmuş olacak. Bu da hem bölgesel kalkınma hem de ülkemiz açısından önemli bir gelir olacak” dedi. Şener’in tespitleri şöyle:

Zengin bir ülkeyiz

Jeotermal kaynakları Türkiye'nin en çok hangi bölgelerinde var.

-Ülkemizde Batı Anadolu şu anda jeotermalde lider konumunda, yani İzmir, Manisa, Uşak, Aydın. Yerin çeşitli derinliklerindeki kayaçlar içinde birikmiş olan ısının akışkanlar aracılığı ile taşınıp burada sıcak su, buhar ve gaz halinde kullanılmasına Jeotermal diyoruz.

Depremin Jeotermal ile ilişkisi var mı?

-Evet deprem jeotermalin ana kaynağıdır. Depremin iyi tarafı ne derseniz jeotermaldir. Çünkü plakalar hareket ettiği sürece aşağıda bir ısı akısı gerçekleşecek o ısı akısı rezervuardaki akışkanı ısıtacak buhara dönüştürecek veya sıcak suya dönüştürecek. Biz de bunu elektrik enerjisi ısınma veya  jeotermal olarak kullanacağız. Yaptığımız çalışmalarda Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da jeotermal potansiyelin olduğunu tespit ettik. Orta Anadolu ve Kapadokya volkanizması dediğimiz alan yine bir jeotermal potansiyeli bulunduruyor buralarda sıkışmadan dolayı rezervuarda akışkan sıkıntımız var. Bununla ilgili çeşitli projeler, makaleler var. Dünyanın birçok yerinde mesela İtalya, Amerika, İzlanda gibi ülkeler jeotermali 1900 yılların başından bu yana kullanıyor. Biz Türkiye olarak jeotermal açısından çok zengin bir ülkeyiz.

Son zamanlarda Manisa'da çok deprem oldu. Depremin olması aşağıda suyun çok ısınmış olması anlamına da gelebiliyor mu?

-Bu kısmi olarak yorumlanabilir. Depremin olması plak hareketleri biz çok genç bir tektonik kuşakta yer alıyoruz, dünyanın yaşı 4 milyar yıl. Biz 15 milyon yıldır kara üzerindeyiz yani daha emekleme safhasında bir bebek gibi… Anadolu plakasında bu yüzden tektonik aktiviteler çok fazla oluyor. Bunların her tektonik aktivitenin gerçekleşmesi de Batı Anadolu jeotermal ısı akısının yükselmesine sebep oluyor. Dolayısıyla Manisa'da, İzmir'de gerçekleşen depremler jeotermal enerjisi olarak yansıyabilir.

Kullanım ömrü uzun

Türkiye'de çıkan bu enerji kaynaklarını biz en çok hangi alanlarda kullanıyoruz?

-1900’lü yılların başından beri jeotermal İtalya'da Amerika'da kullanılıyor. Biz ilk olarak 1963 yılında İzmir Balçova'da başladık, sonrasında Germençık'te Kızıldere'de jeotermal santrallerini kurduk. Jeotermal maliyetli bir yatırım olduğu için 2000'li yıllardan sonra kullanılmaya başlandı. Bununla ilgili hem devletin hem kalkınma ajanslarının hem de Dünya Bankası gibi kuruluşların yatırımcılara ciddi teklifleri var.

Maliyetli dediniz. Kuyu açtık indik, o parayı ne kadar sürede kuyudan çıkarıyoruz?

-Enerji kaynakları şu an dünya üzerinde rüzgar gülü, güneş paneli ve jeotermal. Bunlar içinde en karlı yatırım jeotermaldir. Sürdürülebilir bir jeotermal kuyu açarsanız yedi sekiz sene içerisinde kendini amorti etmeye başlayabilir. Bugün bir güneş paneli ömrü maksimum 25-30 sene ama bir jeotermal kuyusu 45-50 seneye kadar devam edebiliyor. Mesela bizim KIzıldere'de jeotermal kuyumuz 30 senedir çalışıyor ve çalışmaya da devam ediyor. Bu enerjiyi Türkiye'de ısıtma sektöründe, enerji sektöründe, kaplıcada ve seracılıkta kullanıyoruz.

Kaplıca suları…

-Termal sektörü aslında çok ciddi ve Türkiye için önemli bir alan bügün termal turizm olarak bahsettiğimiz alanda sadece Denizli'de sadece 2011 yılında 400 bin kişi ziyaret etmişken, 2019 yılında 1,5 milyonun üzerinde insan sadece termal turizm için Denizli'ye gelmiştir. Ege ve Akdeniz dışında çok fazla turizm alanımız yok, fakat termal turizmi Türkiye genelinde yayabilirsek, hem Batı Anadolu hem Doğu Anadolu hem Güneydoğu Anadolu'da yaptığımız çalışmalarda buralarda termal otel kurulacak potansiyele sahip alanlar olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla termal turizme yatırım yapılırsa ülkeye 12 ay boyunca turizm getirisi olmuş olacak. Bu da hem bölgesel kalkınma hem de ülkemiz açısından önemli bir gelir olacak.

Yeni yatırım olanakları

Niğde Ömer Halis Demir Üniversite olarak nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?

-Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi Kapadokya volkanizması dediğimiz bu alanda ki benimde doktora alanımdır. Burası  Türkiye'nin en sıcak jeotermal kuyusu. 295 santigrat dereyle bu alanda rezervuarda su akışkan sıkıntısı olduğundan bahsettik. Bu konuya hem TÜBİTAK hem de rektör hocamız Prof. Dr. Muhsin Kar önem veriyor. Üniversite olarak da hem bakanlıklar hem de TÜBİTAK ile ortak çalışmalar yürüterek bu alanlara yeni yatırım olanakları bulmaya çalışıyoruz. Orta Anadolu Güneydoğu ve Doğu Anadolu genellikle hayvancılıkla geçinen bölgeler. Dolayısıyla bu bölgeler de on iki ay boyunca tarımın sürdürülebilmesi için alternatif alanlarından bir tanesi. Jeotermal hem bölgesel istihdam hem de yatırım alanı arayan insanlar için çeşitli araştırmalar yapıyoruz.

Bu çalışmalara katılan yabancılar da var mı?

-Tabii ki Avustralya'da doktora yaptığım yerde çalıştığım akademisyen arkadaşlar, Almanya'da yüksek lisans yaptığım akademik arkadaşlar ile ortak çalışmalar yürütüyoruz.

Bir de ödülünüz var sanırım?

-Doktora zamanımda Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası'ndan altın çekiç ödülü aldım. Daha önce bahsettiğim Türkiye'nin en sıcak kuyusu bulununca böyle bir ödüle layık gördüler.

Doğu’nun Pamukkale’si

Jeotermalin akışkan olduğundan bahsettiniz. Bir yerden bir yere taşınabiliyor mu?

Belli bir yöntemle taşımak mümkün. Fakat jeotermalin taşınması önemli değil, önemli olan yer altından almış olduğumuz ısıyı enjeksiyon yöntemiyle yer altına tekrar basabilmek. Biz zaten jeotermal suyun kendisini kaplıcalar dışında kullanmıyoruz. Suyun ısısını veya buharı ile çevirerek elektrik elde ediyoruz.

Kaplıcalar gerçekten hastalıklara şifa kaynağı oluyor mu?

-Bu konuda halk sağlığında çalışan arkadaşlar ile birlikte çeşitli incelemeler yapıyoruz. Kaplıcalara gelen sular toprakla bütünleşerek yüzeye çıktığı için topraktan bir takım mineralleri kalsiyum, demir v.b bünyesine alıyor. Dolayısıyla burada insanlarda her kaplıca her hastalığa iyi gelir gibi bir yanlış anlaşılma içinde. Bundan kurtulmak gerekir. Devletimiz ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde kontrol altında olan kaplıcalara giderken mevcut hastalıklarına iyi gelip gelmediğini lütfen sorsunlar. Çünkü kaplıcalar mevcut yerin hangi hastalıklara iyi gelip gelmediği konusunda bilgilendirme yapmak zorundalar. Solunum sistemi, boşaltım sistemi, kalp ve birçok rahatsızlığa bilimsel olarak iyi geldiği kanıtlanmıştır.

Jeotermalin Türkiye turizmine nasıl bir katkısı var?

-Jeotermal kaplıcalar haricinde bir de doğa turizm içinde de yeri var. Doğa turizmi dediğimizde ilk aklımıza gelen Pamukkale burası yerli ve yabancı olmak üzere milyonlarca turistin ilgisini çekiyor. Aynı  zamanda Van Başkale'de, Pamukkale kadar saf ve temiz travertene sahip bir  alan bulduk ve burası koruma altına alındı en iyi faydalanma yöntemleri için çeşitli araştırmalar yapıyoruz. Sadece batıda değil doğuda da bir Pamukkale var artık.

Kuyular çevreye zararlı değil

Jeotermal kaynakların çevreye zararları var mı?

-Asıl dikkat edilmesi gereken şu jeotermal 1960'lı yıllardan beri kullanılıyor. 2000'li yıllardan önce jeotermalde suyu enjeksiyon yöntemiyle alıp kullanıldıktan sonra tekrar aynı yöntemle suyu geri basarak kullanılıyordu. Dolayısıyla suyun dışarı ile hiçbir ilişkisi olmuyordu. Fakat daha sonra enjeksiyon kuyusu zorunlu hale getirildi. Dolayısıyla doğaya karbondioksit salınımının önüne geçmek için Enerji Bakanlığının mevcut şirketlere teşvik verecek. Dolayısıyla jeotermal kuyuları doğaya zarar veriyor düşüncesinin bilimsel olmaktan çok politik olduğunu düşünüyorum.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile işbirliği yapıyor musunuz?

-Üniversite olarak Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarla bizden destek istedikleri sürece destek veriyoruz.

Bir Jeotermal alanı bulduğunuzda ne hissediyorsunuz?

-Bir jeotermal çalışma alanında yaklaşık 250 kişi istihdam edilir devletin bu konuda verdiği teşvik doğrultusunda. Ben bu çalışmalarda her şeyden önce 250 kişiye istihdam yaratmanın mutluluğunu yaşıyorum. 

Otoyolların ısıtmak için kullanılabilir

Jeotermal alanında Türkiye ve dünya arasında nasıl bir fark var?

-Amerika, İzlanda, İtalya, Hindistan gibi ülkeleri baz alırsak bu ülkelerin jeotermali çok eski kullandıklarını ve ciddi yatırımlar yaptığını görüyoruz. Biz serada, kaplıcada, ısıtmada ve elektrikte kullanırken onlar savunma sanayiinde kullanıyorlar. Bu teknoloji bütün dünyanın odağındaki teknoloji, mesela İHA'ların ve buna benzer savunma araçlarının bataryalarında kullanılıyor. Ayrıca  otoyolların, köprülerin hatta havalimanı pistlerinin ısıtılmasında dahi kullanılıyor. Karasal bir iklimde yaşıyoruz. Ülkemizde de kullanılabilir jeotermal alanlarının olduğu yerlerde ısıtma alanında faydalanmak mümkün.

Ülkemizde de kışın soğuk geçtiği bölgeler var, mesela Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi. Oralarda da otoyol ısıtması için bu sistem kullanılabilir mi?

-Sürdürülebilir jeotermal potansiyelin olduğu her alanda bunu kullanmak mümkün. Bahsettiğiniz bölgelerde kış aylarında uzun bir süre yerler buz oluyor, buraların temizlenmesinde ciddi maliyet harcanıyor. Bu bölgelerde jeotermal kullanmak ayrıca farkındalık yaratmak açısından da fayda sağlayacaktır.