'CARMEN' FLAMENKO YORUMUYLA TÜRKİYE'DE

Röportaj Pazartesi 10 Şubat 2020 08:00

Efsane Flamenko dansçılarından ve koreograflarından olan ve 16 yıl önce dünyadan göçen Antonio Gades, kurduğu Antonio Gades Topluluğu ile İspanyol dansına hizmet etmeye devam ediyor. Topluluğun direktörü Eugenia Eiriz, sahnelendiği ülkelerde kapalı gişe oynayan 'Carmen'i Türk izleyiciyle buluşturmadan önce merak edilenleri anlattı.

'CARMEN' FLAMENKO YORUMUYLA TÜRKİYE'DE

SEMA SEZEN

2004 yılında kaybettiğimiz, dünyanın en ünlü İspanyol dansçılarından ve koreograflarından Antonio Gades’in Flamenko’ya uyarlayarak devrim yarattığı, “Carmen” gösterisi 20 Şubat akşamı Cemal Reşit Rey’de sahnelenecek.

Aramızdan ayrılmadan kısa bir süre önce kurduğu topluluğu ile mirasını bugünlere ulaştıran Antonio Gades’in unutulmaz başyapıtları arasında yer alan Carmen, herkesin aşina olduğu bir karakter.

Antonio Gades’in; “Carmen, sevdiğini de sevmediğini de açık yüreklilikle ifade edebilen bir karakter. Bu onu gerçekte özgür kılan şey...” sözleriyle anlattığı bu unutulmaz karakteri ve öyküsünü Gades’in eşi ve topluluğun direktörü Eugenia Eiriz ile konuştuk.

-Antonio Gades Topluluğu’nun Carmen uyarlaması için neler söylersiniz?

Topluluk ilk kurulduğu zamandan bu yana Carmen’i sahneliyor ve her yaştan izleyiciyi kendine çekmeyi başarıyor. Üstelik Carmen, dünyanın Flamenko’yu tanımasında büyük rolü olan uyarlamalardan biri. İyi tiyatro ve bale izleyicisine de hitap eden ama aynı zamanda koreografisiyle, müzikleriyle, kostümleriyle izleyiciyi kendine hayran bırakan bir görsel şölen.

-Prosper Merimee’nin ünlü Carmen karakterinin Bizet’nin müzikleriyle Carmen Operası’ndan sonra Flamenko ile buluşmasını siz nasıl yorumluyorsunuz?

Flamenko’nun hissettirdiği o tutku duygusunun hikayeye ve Carmen’in kişiliğine çok uyduğunu düşünüyorum. Topluluğun dans dilinin yansıttığı o güçlü ifade biçimiyle Carmen’in doğası da kuvvetleniyor. Flamenko’nun kökeninde yatan acı ve dram bu hikayedeki son ile çok güzel örtüşüyor. Carmen aşkı için ölümü göze alıyor ve sınır tanımıyor. Bu açıdan hayata meydan okuyan bir kadın. Bu durum Flamenko’nun meydan okuyan, isyankar tavrına çok yakışıyor.

-Carmen’i bu kadar cesur yapan “aşk” mı sizce?

Kesinlikle. Carmen, aşkı için cesaret gösteren bir kadın. Özellikle 1830’lar İspanyasının Sevilla’sında tütün fabrikasında çalışan işçi bir kadının aşk konusunda hiç sınır tanımadığını düşünecek olursanız o dönem için ne büyük bir cesaret örneği olduğunu hissedebilirsiniz.

GADES'İN TAVRINI SAHNEDE YAŞATMAK

-Tüm dünyda bir Flamenko efsanesi haline gelen Antonio Gades’in mirasını yeni kuşaklara ulaştıran ve eserlerini yaşatan Vakfınızdan söz eder misiniz biraz da?

Antonio Gades Topluluğu’nun tüm amacı Gades’in tavrını sahnede tüm İspanyol dansları ile yaşatmak. Flamenko’nun popülerliği tartışılmaz ama Gades, Flamenko’nun köklerine ve tarihi geçmişine olağanüstü bir saygı duyuyordu ve koreografilerinde de geleneksel Flamenko’dan hiç uzaklaşmıyordu. Bizim yaptığımız da sadece Gades’i değil, Flamenko geleneğini de yaşatmak.

-Gades’in ruhunu sahnede uzun yıllardır yaşatmaya devam ediyorsunuz, peki Gades’in Flamenko sevgisini nasıl tarif edersiniz?

Antonio Gades Topluluğu sahnede, Gades’in sadece Flamenko’ya olan tavrını değil, tüm İspanyol danslarına duyduğu tutkuyu yaşatıyor. Gades, Flamenko’yu çok severdi ve sadece bu popüler danstan keyif almakla kalmıyordu aynı zamanda bu geleneğe çok büyük bir saygı duyuyordu.

-Gades’in tüm dünyada bir efsane haline gelmesinin sırrı ne?

Gades, Flamenko’nun Endülüs halkının otantik bir yansıması olduğunu biliyor ve ilhamını halktan, insanlardan alıyordu. Sahnede yeni bir dil yarattığı halde Flamenko’nun orjinal ruhunu asla değiştirmiyordu ve bu kuşkusuz ki hiç kolay değil..

-Bu gösteri izleyiciler için nasıl bir deneyim sunuyor?

Carmen’in ne kadar güçlü ve ne kadar tutkulu bir kadın olduğunu hemen herkes bilir. Bu anlamda tıpkı Antonio Gades’in ve Carlos Saura’nın yakıştırdığı gibi Flamenko’nun güçlü doğasına ne kadar uyduğunu izleyiciler de fark ediyorlar. Aşkın olduğu yerde birkaç mutlu hikâyenin dışında hep dram ve acı var. İnsanları bu evrensel duygular buluşturuyor. İster Carmen olsun, ister Kanlı Düğün aşkı arayan, aşk acısı yaşayan, aşka inanan herkes bu hikayelerden bir parçayı da kendinde buluyor.