BATAN ŞEHRİN HİKAYESİ VENEDİK

Seyahat Çarşamba 11 Eylül 2019 03:00

Bir lagünün üzerine bir mermer saraylar şehri inşa etmenin cüretini bir düşünün.

Batan Şehrin hikayesi Venedik

Hakan DİKMEN

Binlerce kütük çakılarak inşaa edilen bir şehir düşünün.  Ve her sene 2milimetre batan bir kent düşünün, işte burası Venedik…  İtalya’nın 20 bölgesinden biri olan Veneto’ya bağlı, toplamda 118 küçük adadan oluşan bir şehir. Bu adaların birçoğu birbirine köprülerle bağlı. Yürüyerek gezebilirsiniz.

Venedik kendine özgü bir şehir. Başka bir şehirden geliyorsanız, Venedik’i görmek için İlk önce arabanızı bir parka çekiyorsunuz. Oradan kara parçasının son durağına gelmeniz gerekiyor. Buradan da fotoğrafını gördüğünüz deniz motorlarıyla asıl görülmesi gereken Venedik şehrine hareket ediyorsunuz. M.S 811 yılında kurulan Venedik mimarisinin ihtişamını 50 palazzi denilen meydanı ve kocaman altı kilise ve ihtişamını kıyılarına yansıtan binalarının sülieti Büyük Kanal olarak adlandırılma nedeni değil. Onun büyük olma nedeni bugüne kadar barındırdığı sanatçı ve eserlerinin dünyaya mal olması da aynı zamanda. 

Venedik'in imzası S şeklindeki su yolunun sonunda, Palazzo Ducale ve Basilica di San Marco tüm ihtişamıyla sizi karşılıyor. Burası Venedik diye bilinen, filmlerin de mekanı olan bir meydan.  Ancak dar sokaklarının ve kanallarının arasında nelerin saklandığını görene kadar bekleyin: Veroneses ve paha biçilemez mermerlerle çevrelenmiş mahalle kiliseleri, eterik Bellinis ile süslenmiş konvansiyonlar, Tiepolo'nun barınak tavanlarında cennetin parıltısı ve gizemli bir şekilde tüm bazilikaya ışık tutan tek bir Titian resmi.

Birbirine köprülerle bağlanan adalar topluluğu Venedik.

San Marco Bazilikası, Doge Sarayı’nın denizden görünümü böyle.  Şehir deniz tarafından bakınca bir başka güzel, içine girince başka güzel. Eğer iki gün ayırıp gezmek isterseniz o zaman Venedik’i yaşamış olursunuz. Çünkü bu pahalı şehirde gecelemek gezginler için ideal değil. Bir günde koştur koştur gezmek gerekiyor.

Venedik’te yemek yemek isterseniz Fransa Kralı Henry III gibi, 1200 çeşit yemek ve 200 tatlıyla işe başlayabilirsiniz. Anlatıldığına göre bir öğünde hepsinden tatmış Kral. Bugün, bu tür ziyafetler yok. Ama isterseniz leziz ekmek üstü malzemelerin olduğu çitle’den çitleyebilirsiniz.  cicheti’nin bolca satıldığı, onların Happyhour dedikleri mutlu saatlerinde minyatür olarak çok çeşitli tatlar promosyon olarak sunuluyor. 

Kanal kenarındaki bistro ve Veneto'nun imzası kabarcıklı prosecco ile kızartılmış tostlara eşlik eden lagün deniz ürünleri ile uygun bir fuşya-pembe günbatımıyla kalabalık bir bacaro (bar) 'da akşamüstü esintisini yaşayabilirsiniz.

Ama deniz mahsullü makarna benim en sevdiğim yemek oldu. Mutlaka denemelisiniz.  Kişinin rahatlıkla doyacağı bir tabak Makarna en lüks yerde 14 Euro. Türk parasına çevirirseniz üzülürsünüz. Siz de çevirmeyin. Su her sokak çeşmesinden kana kana içiliyor ama dükkânda. 2 Euro. Tuvalet 1 Euro.

Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro

Son günlerde yaptığı değişik beyanatlarla Avrupa gündemine oturan Venedik Belediye başkanı sayın Luigi Brugnaro ile gondol kaptanlığına yeni atanan gondolcuların ödül töreninde ayak üstü yaptığımız sohbet çok keyifli geçti. Dünyada birçok şehir UNESCO Dünya Mirası olmak için yıllardır çabalayıp duruyor. Başkan bana keşke Unesco bizi kara listeye alsa dedi. Çünkü şehirlerine gelen büyük transatlantiklerden bıkmışlar. En son haziran ayında 274 metrelik bir Cruise gemi önce bir feribota çarpmış batırmış daha sonra da dört kişiyi yaralamış. Aslında büyük tonajdaki gemilerin deniz dibinde oluşturduğu girdap su üstüne insan emeğiyle kurulmuş Venedik’in gerçek düşmanı olarak gösteriliyor.

Başkanın diğer bir korkusu da terör. Avrupa’nın değişik şehirlerinde olan baskınlardan dolayı biraz Müslüman terör örgütlerinden korkmuş. Ona “ben de Müslümanın korkunç bir tarafım var mı?” Dedim. “Sen başkasın ama” dedi. Şu yabancılara bu işi nasıl anlatacağız bilemiyorum. Geçen ay Venedik’te Rialto köprüsünü havaya uçurmak isteyen 4 teröristi yakalamışlar.

Ben Venedik turizmini sordum o bana bunları anlattı. Fıkralar anlattı. Ama bir türlü turizm konusunda tam anlamıyla konuşamadık.

Venedik’te su seviyesi yükselince evleri su basıyor. Bazı evler kapılarının yarısını beton ile örterek bu baskınlardan kurtarmaya çalışıyorlar.

Venedikli Gondolcularla. Bu gruptaki arkadaşlarım bize çok güzel aryalar söylediler. Artık yerlerini yeni gondolculara bırakan yılların kanal gezginleri artık aryalarını karada söylüyorlar.

S şeklindeki kanalda gondolların haricinde ulaşımı sağlayan tekneler de var. Hepsi bu boyutta olan teknelerin daha büyüklerinin kanala girmesi yasak. Ambulans ve İtfaiye bile bu tip teknelerden kurulmuş.  

Meşhur Gondol sefası. 25 Euro adam başı. Napoliten aryalar isterseniz bahşişe göre repertuvar var.

Belediye başkanı gençlere ödüllerini takdim ediyor.

Gençlere Gondol yarışını kazanmalarından dolayı yeni Tişört ve bayrak ödül olarak veriliyor. Artık onlar Venedik’in simgesi gondolcu olmaya hak kazanmış oluyorlar.

Venedik’te araçlar araba vapuru ile limandan taşınıyor. Adalarda araba yok. Ama Venedik limanı Uluslararası bir koca liman. Buraya lüks yolcu gemileri yanaşıyor. Aslında Venedik halkı pek sevmiyor bu tip turisti. Hatta Belediye başkanı gelmesinler diye kampanya yapıyor.

Venedik’te bulunan az sayıdaki yürüyüş sokakları.

Sokak yerine geçen kanallar.

Adaların bağları köprüler.

Bugün size Venedik şehrini biraz değişik anlattım. Karnavalı, maskeli eğlenceleri yazmadım. Ama hep okumuşsunuzdur. Belki de gidip görmüşsünüzdür. Bugün başka bir Venedik sundum size. Sayfayı çizip yapan sevgili dostum Mehmet Yeşil, bol resim yayınladığımız için sevinecek.  Gelecek hafta yine İtalya’nın başka bir şehrinden size merhaba diyebilir dualarınızı alabiliriz. Aman Maşallah demeyi unutmayın.