AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ OYA ERONAT: ANNELER İSPATIDIR

Röportaj Perşembe 05 Eylül 2019 09:10

Eronat: Terör örgütü genelde istismara açık ailelerin çocuklarını seçiyorlar. Terör örgütünün taktiği bir aileden bir kişiyi alırlar üç genci almazlar. Her aileden bir çocuk seçerler ki daha fazla aileye ateşin düşmesini isterler her annenin yüreğinde o acının olmasını isterler. Zulüm sonsuza kadar sürmez, anneler için bıçak kemiğe dayanmıştır. Anneler sessiz kalmayacak artık. Eğer tehdit edecek adamları olursa konuşamaz anneler. Annelerin evlatlarını arayışı hesap soruşu bölgede terörün bitme noktasına geldiğinin ispatıdır. Bütün çocuğu kaybolan anneler susmasın korkmasın hakkını arasın evlattan öte köy yok.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat: ANNELER İSPATIDIR

NEŞE BERBER

Diyarbakır'da bir annenin HDP önünde oturma eylemi başlatarak terör örgütünün oğlunu dağa kaçırdığını ve oğlunu serbest bırakmalarını istemesi ile başlayan süreci tüm dünyanın gözü önünde hepimiz izledik. Adeta evlatlarını arayan annelerin simgesi haline gelen, korkusuzca o kapıda gece gündüz demeden o anne yani Hacire anneden sonra şimdi başka anneler de çocukları için HDP'nin binasına giden hatta 'Başlarım sizin Kürdistan davanıza' diyerek rest çeken diğer anneleri, kendisi de teröristlerin bombalı saldırısında on yedi yaşındaki evladını şehit veren bir anne olan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat ile anneliğini, hayatını, duygularını ve sesini yükseltmeye başlayan evlatlarını HDP il başkanlığı binası önünde arayan anneleri ve Diyarbakır’da yaptığı çalışmaları tüm samimiyeti ile konuştuk.

Evladınızı kaybettiğiniz o günden bugüne ne değişti?

Siyasete girmemin sebebi evladımın katledilmesidir. Daha önce bir siyasi partinin kapısından dahi girmedim. Ama takip ederdim. Evladım şehit olunca altı ay insanlardan irtibatım koptu. Başıma gelen olayı, evladımın katledilmesini kabul edip oturamazdım bu çok büyük bir haksızlıktı. Çok parlak bir çocuktu, akıllıydı. Ben onun da hakkını aramalıyım dedim. Katili yakalandı. Dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırıldı.

Nasıl bir mücadele düşündünüz?

Elime silah verseler al öldür deseler evladımın katilini mümkün değil yapamam, benim onun zihniyetini öldürmem lazım. Bunun yolu siyaset olduğuna karar verdim. AK Parti’ye üye oldum. Ama benim evladımı katleden zihniyetle mücadele etmem lazımdı. PKK terör gerçeğini anlatmaktan kayıtsız kalamazdım. Anlatma yolunu siyasette buldum.

Çocuklarını kaybeden şehit yakınları arıyor mu sizi?

Şehit yakınları arıyorlar elbette hem şehit aileleri hem gaziler beni kendine yakın buldukları için geliyorlar sorunlarını anlatıyorlar. Yakın iletişim kuruyoruz onlarla. Evlat kaybettiyseniz herkesin annesi oluyorsunuz bazen seni evladı evden kaçan bir anne de arıyor. Ben bunları öğrendim, bunlara şahit oldum.

Evden kaçan birini hiç kurtardınız mı?

Sınırdan çevirdiğim oldu yine örgüte katılmak isterken ikna edip çevirdiğim oldu. Bundan altı ay önce çocuğu dağa kaçırılan bir anne tarafından arandım. Ziyaretine gittim. Neler olduğunu anlattı. Çocuğunun 16 yaşında nasıl dağa kaçırıldığını söyledi.

Ne istedi sizden?

Anneliğin ideolojisi yok hiçbir anne çocuğu dağda ölsün istemez. Hiçbir anne sonu ölümle bitecek bir yola çocuğunun çıkmasını istemez. Şimdi ben şehit anneleri için mücadele veriyorum, ama evladı dağda olan anneler için de mücadele veriyorum, onlarla dostluğum daha bir ayrı. Hapishanelerde fikrini değiştirip pişman olanlar da bana mektup yazıyor. Bunlardan çıkanlar oldu. 15-16 yaşındaki çocukların dağa gitmesinin önünü kestik, kesiyoruz. Terörle mücadele çok başarılı oldu.

Diyarbakır’da çocukları koruyoruz artık diyebilir misiniz?

Çocuklarımızı artık kaptırmıyoruz. Bizim terör örgütlerine çocuk kaptırma niyetimiz yok artık bunun önünü kestik. Neredeyse artık yok gibi bir şey diyebilirim.

AK Parti’yi Diyarbakır'da halka nasıl anlatıyorsunuz?

Ben partinin neferi olarak çalışıyorum. Bana göre Türkiye'deki en demokrat parti AK Parti, özgürlüklere yaklaşımı herkesten daha farklı işte bugün cumhuriyetin kuruluşundan 2002 yılına kadar Kürt meselesine bakış, Kürt yoktur diyenleri biliyoruz. Bugün Kürtçe kasetlerin delinip sokağa atıldığı günlerden geldik bugünlere.

Sizin yaşadığınız ne var o yıllara ait?

Ben 1980 yılında üniversiteye girdim. Fırat Üniversitesinde okuyordum hafta sonları eve gelirdim yolda iki kez durdurulurduk. Bizim özelimiz hiç yoktu, bizim eşyalarımız askerlerin ellerindeydi, ortalığa saçılır dökülürdü. Bu olay AK Parti iktidara gelene kadar hiç bitmedi. Bu beni çok üzerdi. AK Parti göreve gelene kadar Olağanüstü Hal hiç kalkamadı. Bölge halkı olarak AK Parti'den istedikleri tek bir şey vardı, Olağanüstü Halin kaldırılması.

Yasaklar kalkınca halk olarak ne hissettiniz?

Çok büyük bir mutluluk oldu, halkın içinde herkes sayın Cumhurbaşkanımıza çok inandı, yaptıkların sevgiyle karşıladı.

Diyarbakır’da çocuklarını terör örgütüne kaptıran aileler sizi arıyor mu?

Terör örgütü genelde istismara açık ailelerin çocuklarını seçiyorlar. Terör örgütünün taktiği böyle, bunlar kendileri seçerler uzun süre onu işlerler ve ele geçirirler. Bir aileden bir kişiyi alırlar, üç genci almazlar. Her aileden bir çocuk seçerler ki daha fazla aileye ateşin düşmesini isterler her annenin yüreğinde o acının olmasını isterler. Taktik plan budur. Çocuklarımızı kurtarın diyor aileler telefonum hiç durmaz. Hep birlikte sevgiyle her şeyin üstesinden geleceğiz. Canı yanan anne başkasının canı yansın istemez. Diyarbakır'da bir söz var 'Allah düşmanımın başına vermesin. Bütün anneler el ele verip acılara son verdireceğiz. Anne annedir, çocuğu ne yaparsa yapsın onların canı aynı şekilde yanıyor.

Peki evladınızı kaybettiniz nasıl başa çıkıyorsunuz bu duygu ile?

Ben inançlıyım, tevekkül vardır, kader vardır, namaz kılıyorum. Allah'ın yazdığına inanıyorum. İntikam yok benim kültürümde. Beddua etmeyi bilmem, aile kültürümde yok. Kendimi bu konuya adadım, çalışıyorum. Annelerin acılarına gözyaşlarına gittiğim evlerde şahit oldum. Ben onlara gidiyorum partimizi, hizmetlerimizi anlatmaya gidiyorum. Canı yanan yüzüme sessizce bakıyor, beni dinliyor, anlıyor ama canı yanmayan suratıma kapıyı kapatıyor.

Bugün Diyarbakır'da annelerin HDP binasının önüne gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben her yıl 3 Ocak'ta oğlumun ölüm yıldönümünde başka şehit anneleri ile birlikte şehitlerimizi anma töreni yapıyoruz. Bugüne kadar bu törene davet ettiğim anneler 'Korkuyoruz' diyerek gelmiyorlardı. Çocuğu dağda olan anne rehindir. Çünkü çocuğuma zarar verir diye konuşamazlar. Evdeki evlatları içinde korkarlardı. Terör örgütü elini kolunu bağlar bu anneleri tehdit ederler.

Diyarbakır'da anneleri bugüne kadar görmedik çocuklarını ararken. Neden şimdi gidip HDP'nin kapısında yatıyorlar?

Bağlar ilçesine gittiğim anneler ağlıyor. ‘İki yıldır çocuğumdan haber alamıyorum' diyorlar. Zulüm sonsuza kadar sürmez, anneler için bıçak kemiğe dayanmıştır. Anneler sessiz kalmayacak artık. Çünkü sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan terörü bitirme noktasına geldik, diye söyledi. En son İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu açıkladı yurt içi terörist sayısı altı yüze indi dedi. İşte bu sözler bize terörist sayısının azalması ailelere nefes aldırdı. Eğer tehdit edecek adamları olursa konuşamaz kimse. Ancak tehdit edecek adamlar azalırsa ki öyle şu anki durum, anneler çocuklarını aramaya başladı.